banner1700

Pandora Belgeleri Şok Etti, Türkiye'den 220 İsim Var...

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun 117 ülkede 650 gazeteciyle birlikte yürüttüğü araştırma sonucunda çok sayıda ülkeden devlet başkanları, başbakanlar ve kraliyet ailesi üyelerinin off-shore hesapları, gizli servetleri ve anlaşmaları ortaya çıktı.

04 Ekim 2021 Pazartesi 06:43
Pandora Belgeleri Şok Etti, Türkiye'den 220 İsim Var...

Dünya liderleri, siyasetçiler ve milyarderlerin gizli servetleri ve anlaşmaları ortaya çıktı.

Sızdırılan Pandora Belgeleri'nde 35 mevcut ve eski ülke lideri ile 300'den fazla kamu çalışanının off-shore şirketleri ve hesaplarına dair detaylar var.

Belgeler Ürdün Kralı Abdullah'ın Birleşik Krallık ve ABD'de 70 milyon sterlinlik mülk aldığını gösteriyor.

Eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair ve eşinin de Londra'da bir ofis alımı sırasında 312 bin sterlinlik damga vergisinden kaçındığı da belgelerde yer alıyor.

Çiftin ofisi doğrudan almak yerine ofisin sahibi olan off-shore şirketi satın aldığı görülüyor.

Sızdırılan belgeler Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i Monaco'da gizli tutulan varlıklarla ilişkilendiriyor, önümüzdeki günlerde genel seçimde yarışacak olan Çekya Başbakanı Andrej Babis'in de Fransa'nın güneyinde 12 milyon sterlinlik iki villayı bir off-shore yatırım şirketi üzerinden alışını deklare etmediğini gösteriyor.

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) tarafından 117 ülkede 650 gazeteciyle birlikte incelenen Pandora Belgeleri, ICIJ'in bugüne kadarki en büyük araştırması oldu.

ICIJ son yedi yılda FinCen Belgeleri, Paradise Belgeleri, LuxLeaks ve FinCen Belgeleri'ni de inceleyerek kamuoyuyla paylaşmıştı.

BBC'nin araştırmacı gazetecilik programı Panorama ve Guardian gazetesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kurum Panama, Belize, Kıbrıs, Birleşik Arap Emirlikleri, Britanya Virjin Adaları, Singapur ve İsviçre'nin de dahil olduğu ülkelerden 14 finansal hizmet şirketine ait 12 milyon belgeyi inceledi.

Bunlar arasında 6,4 milyon belge, 2,9 milyon görsel, 1,2 milyon e-posta ve 467 bin excel tablosu bulunuyor.

Belgelerde adı geçen kişilerden bazıları kendi ülkelerinde halihazırda yolsuzluk, para aklama ve vergiden kaçınma gibi suçlamalarla karşı karşıyaydı.

Birleşik Krallık açısından belgelerin en önemli sonuçlarından biri ünlü ve zengin kişilerin ülkede ev almak için şirket kurma yoluna gittiklerini göstermesi oldu.

Belgelere göre 95 binden fazla gayrimenkul off-shore şirketler aracılığıyla alınmış.

Hükümet daha önce off-shore şirketler üzerinden alınan evlerin sahiplerinin yer alacağı bir liste hazırlamaya söz vermiş fakat bunu hayata geçirmemişti.

Ülkede ev alan bazı kişilerin para aklama faaliyetlerini sakladıklarına dair endişeler bulunuyor.

Kendi ülkelerini adeta yağmalamakla suçlanan Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ve ailesi bunlara bir örnek.

Araştırma sonucunda Aliyevler ve yakınındaki kişilerin Birleşik Krallık'ta 400 milyon sterlinden fazla mülk alımına dahil olduğu ortaya çıktı.

Aliyevlerin Londra'daki gayrimenkullerinden birini 31 milyon sterlin kâr ile Kraliçe 2. Elizabeth'in gayrimenkul imparatorluğu olarak tanımlanabilecek, Birleşik Krallık Hazinesi tarafından yönetilen Crown Estate şirketine satmış olması da hükümetin başını ağrıtabilir.

Belgelerde yer alan ticari işlemlerin çoğu yasalara uygun işlemler.

Fakat ICIJ'den Fergus Shiel "Vergiden kaçınmak veya şüpheli gelirleri saklamak için off-shore şirketlerin nasıl kullanıldığını gösteren bu kadar büyük bir sızıntı daha önce olmamıştı" diyor ve ekliyor:

"Bu off-shore hesapları ve tröstleri kullanarak diğer ülkelerde yüz milyonlarca dolarlık mülk alıyorlar. Kendi vatandaşlarının zararına, kendi ailelerini zenginleştirmek için yapılan işlemler bunlar."

ICIJ bu belgelerin "Pandora'nın kutusunu açacağını" düşündüğü için belgelere bu ismi verdi.

SARAYI İNŞA EDEN RÖNESANS HOLDİNG DE BELGELERDE

Son beş yılda yaklaşık 16 milyar liralık 10 ihale alan Rönesans Holding; Pandora Belgeleri'ne göre vatandaşların vergileriyle ödenen kamu projelerinden elde ettiği kârların bir kısmını vergiden kaçınmak için Britanya Virjin Adaları'na aktardı.

DW Türkçe'nin belgelere dayandırdığı rakamlara göre Ayşe Ilıcak'ın sadece bir yılda vergi cennetlerine aktardığı paranın 210 milyon 736 bin 132 ABD doları olduğu anlaşılıyor. Bu miktarın TL olarak karşılığı 1 milyar 874 milyon 392 bin Türk Lirası. 

Ayşe Ilıcak'ın vergi cennetine aktardığı 210,7 milyon doların yüzde 40'lık gelir vergisi ödenmiş olsa, hazinenin kasasına yaklaşık 750 milyon Türk Lirası girecekti.

Bu para ile 25 adet 40 derslikli ilkokul veya 8 adet 150 yataklı hastane ya da 15 bin öğrenciye yurt yapılabilir veya 115 bin öğretmene bir aylık maaş ödenebilirdi.

Annesi varlığını vergi cennetlerine taşırken, Rönesans Holding'in sahibi Erman Ilıcak ise deklare ettiği şahsi servetini 2015'ten bu yana ikiye katlayıp 2,1 milyar dolardan 4,4 milyar dolara yükseltti.

Ürdün Kralı'nın malikaneleri

Belgeler Ürdün Kralı Abdullah'ın Birleşik Krallık ve ABD'de, off-shore şirketleri kullanarak gizlice 70 milyon sterlinden daha fazla mülk alımı yaptığını gösteriyor.

Kral Abdullah'ın 1999'de göreve başladıktan sonra Britanya Virjin Adaları ve diğer vergi cennetlerindeki off-shore şirketler üzerinden 15 mülk aldığı görülüyor.

Bunlar arasında ABD'nin California eyaletindeki Malibu'da, 50 milyon sterlin değerinde okyanus manzaralı üç ev, Birleşik Krallık'ta da Londra ve Ascot'ta mülkler bulunuyor.

Ülkesinde otoriter bir rejim kurmakla suçlanan Kral Abdullah'ın vergi artışları ve kemer sıkma politikaları son yıllarda protestolara yol açmıştı.

Kral Abdullah'ın avukatları ise bütün bu mülklerin kişisel servetiyle alındığını, bu servetin Ürdünlüler için projelere de harcandığını söylüyor.

Avukatlar üst düzey kişilerin güvenlik ve gizlilik gibi gerekçelerle off-shore şirketler üzerinden alım yapmasının sıradan bir durum olduğunu belirtiyor.

Diğer liderlere dair Pandora Belgeleri'nde yer alan bilgilerden bazıları şöyle:

Blairların damga vergisiz ofis alımı

Pandora Belgeleri'nde Tony ve Cherie Blair'in servetlerini sakladıklarına dair bir bilgi yok.

Fakat belgeler, çiftin 6,45 milyon sterlinlik mülk alımında neden damga vergisi ödemediğini gösteriyor.

İşçi Partili Eski Başbakan ve hukukçu eşi, Londra merkezindeki Marylebone'da bulunan evin Temmuz 2017'de almak için, evin sahibi olan off-shore şirketi satın alma yolunu tercih etmiş.

Birleşik Krallık'ta bu şekilde alım yapmak yasal ve bu durumda damga vergisi ödenmesine gerek olmuyor. Fakat Blair daha önce bu tür yasal boşlukları kullanarak vergiden kaçınmayı kınayan açıklamalar yapmıştı.

Mülk şu anda Cherie Blair'ın dünya çapında hükümetlere danışmanlık verdiği şirketinin ve kadınlar için kurduğu vakfın merkezi konumunda.

Cherie Blair, satıcıların satışın bu şekilde gerçekleşmesi için ısrarcı olduklarını, mülkün yasal bir şekilde alındığını ve ilerde satılırken kâr edilirse sermaye kazancı vergisine tabi olacağını söylüyor.

Mülkün satıcıları, Bahreyn'de siyasi bağlantıları olan bir aileydi. İki taraf da, işleme başlarken karşı taraftakilerin kim olduğunu bilmediklerini belirtiyor.

Londra'da 33 milyon sterlinlik mülk sahibi oğlan

Azerbaycan'ın yönetimindeki Aliyev ailesi hakkındaki belgeler de off-shore şirketleri kullanarak gizlice Birleşik Krallık'ta mülk aldıklarını gösteriyor.

Kafkas ülkesinde yıllardır yolsuzluklarla suçlanan ailenin 17 mülk aldığın ve bunlar arasında 11 yaşındaki oğulları Haydar Aliyev için alınan Londra merkezindeki Mayfair'da bulunan 33 milyon sterlinlik bir ofis olduğu da belgelerde yer alıyor.

Bina 2009'da İlham Aliyev'in bir aile dostunun sahip olduğu bir paravan şirket tarafından alınmış ve bir ay sonra da Haydar Aliyev'e devredilmiş.

Aynı muhitte aileye ait bir diğer ofis binası ise 2018'de Crown Estate'e 66 milyon sterline satılmış.

Crown Estate alım sırasında yasanın gerektirdiği prosedürleri yerine getirdiklerini fakat konuyu tekrar incelemeye aldıklarını söylüyor.

Birleşik Krallık hükümeti ise daha fazla yasa ve denetimle para aklamanın üzerine gittiklerini, Parlamento gündemi elverdiğinde ülkede ev satın alan off-shore şirketlere dair bir liste hazırlanmasına yönelik yasa teklifi getireceklerini belirtiyor.

Sızdırılan Pandora Belgeleri'nde yaklaşık 12 milyon dosya ve belge bulunuyor. Bunlar arasında dünya liderleri, siyasetçiler ve milyarderlere dair belgeler de var.

Söz konusu belgeler ABD'nin başkenti Washington DC'de bulunan Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu tarafından edinildi ve dünyanın en büyük küresel araştırmacı gazetecilik çalışmasının gerçekleştirilmesini sağladı.

117 ülkeden 600'den fazla gazeteci belgeler üzerinde çalıştı. Birleşik Krallık'taki araştırma BBC'nin araştırmacı gazetecilik programı Panorama ve Guardian gazetesi tarafından üstlenildi.

PANDORA BELGELERİNDE TÜRKİYE'DEN 220 İSİM VAR

Pandora Belgeleri’nde Türkiye’den de 220’den fazla isim yer alıyor. Bu isimler arasında Türkiye’nin yeni zenginlerinden köklü holding sahiplerine iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin yanı sıra sanat ve spor dünyasından kamuya mal olmuş kişiler de bulunuyor.

31 ülkede faaliyet gösteren 14 ‘hukuk’ ve ‘finansal danışmanlık’ firmasından sızan yeni belgelerde, Panama Belgeleri’ne göre iki kat daha fazla politikacı var. Sızıntılar, dünyanın her yerinden 35 ülke liderinin ve 336 politikacı ve yüksek kamu görevlisinin vergi cennetlerinde şirketler açtığını gösteriyor.

Pandora Belgeleri, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta, Ekvator Cumhurbaşkanı Guillermo Lasso Mendoza, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in ailesi, Şili Devlet Başkanı Sebastián Piñera’nın çocuğu ve eski Britanya Başbakanı Tony Blair’in denizaşırı ilişkilerini ortaya koyuyor

Gizli belgeler, Fas Prensesi Lalla Hasna, Birleşik Arap Emirlikleri başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid el-Mektum ile Katar Emiri Temim bin Hamed es-Sani’nin de vergi cennetlerindeki faaliyetlerini gözler önüne seriyor.

130’dan fazla milyarder

Pandora Belgeleri ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘resmi olmayan propaganda bakanı’ Konstantin Ernst ile Türkiye, Rusya, Brezilya, Hindistan, ABD, Meksika ve diğer ülkelerden 130’dan fazla milyarderin mali faaliyetlerini detaylandırıyor.

Belgeler Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski direktörü Dominique Strauss-Kahn ve Hollanda Maliye Bakanı Wopke Hoekstra, Brezilya Maliye Bakanı Paulo Guedes ve Pakistan Maliye Bakanı Shaukat Rarin gibi finans çevrelerinin yakından tanıdığı isimlerin de offshore kervanında yerini aldığını gösteriyor.

ICIJ’e göre, sızdırılan kayıtlar, offshore sistemine son verebilecek güçlü politikacıların, bunu yapmak yerine offshore’dan kendilerinin faydalandığını kanıtlıyor. Varlıklarını gizli şirketlerde ve tröstlerde saklarken, sorumlu oldukları hükümetleri suçluları zenginleştiren ve ulusları yoksullaştıran bu küresel para akışını yavaşlatmak için çok az şey yapıyor.

Britanya Virjin Adaları, Samoa, Belize, Panama gibi bölgelerdeki ‘hukuk firmaları’ birkaç yüz dolar karşılığında gerçek sahiplerin gizlendiği offshore şirketler açıyorlar. Zenginler, 2 bin ile 25 bin dolar arasında bir fiyata ise ‘tröst’ adı verilen, parasını işletmesine rağmen, oldukça yaratıcı bir şekilde işletmiyorlarmış gibi ‘yasal bir düzenleme’ yapılmasına olanak sağlayan servisi kullanabiliyor.

Türkiye mücadele ediyor mu?

Türkiye’de Ocak 2006’dan itibaren, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7 no’lu bendi değiştirilerek, vergi cenneti ülkelerinde yapılan ticari işlemlerde yüzde 30 vergi uygulanması kararlaştırıldı. Ancak bakanlar kurulu hangi ülkelerin vergi cenneti olduğuna karar vermediği için 15 yıldır bu vergi uygulanamıyor. Bu yüzden Maliye Bakanlığı harekete geçemiyor. Hazine ise gelir kaybına uğruyor.

Türkiye’de vergi cennetleriyle mücadele, paranın kaçışını önlemekten ziyade halihazırda vergi cennetlerine aktarılmış kayıt dışı zenginliğin ülkeye dönmesi ve kayıt altına alınmasına yönelik. Kamuoyunda ‘varlık barışı’ olarak bilinen ve periyodik olarak çıkarılan bu düzenlemeler, offshore ile mücadele yerine teşvik ettiği yönünde eleştiriliyor.

Yurt dışında tutulan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi durumunda, “Nereden buldun” diye sormayan bu düzenlemeler, kara para aklamanın önünü açtığı için tartışma konusu. 2008’den bu yana uygulanan varlık barışı sayısı şimdiye dek yediyi buldu. Düzenleme, en son geçen haziran ayında yıl sonuna uzatıldı. Türkiye’de sisteme girerek yasal hale getirilen bu kaynakların daha sonra yurt dışına çıkarılmasında hiçbir engel de bulunmuyor.

Kaynağı belirsiz varlığını kayıt altına alanlara ise sıfır vergi avantajı uygulanıyor. Bu durum, kara paranın Türkiye’de aklanma riskinin yanı sıra vergi adaletsizliğine de yol açıyor.

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 07.10.2021 17:45
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol