banner1668

'Ekonomide Kara Pazartesi'

"Adeta Kara Pazartesi" yaşıyoruz..." diyen Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, "Merkez Bankası'nın net rezervi ağustos sonunda eksi 37 milyar doları aştı. Dolar ve euroda günlük artışlar yüzde 2'nin üstüne çıktı. Kurdaki bu artış Merkez Bankası'nın geçen haftaki göstermelik faiz hamlesini tümüyle boşa çıkardı" ifadelerini kullandı.

'Ekonomide Kara Pazartesi'

"Adeta Kara Pazartesi" yaşıyoruz..." diyen Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, "Merkez Bankası'nın net rezervi ağustos sonunda eksi 37 milyar doları aştı. Dolar ve euroda günlük artışlar yüzde 2'nin üstüne çıktı. Kurdaki bu artış Merkez Bankası'nın geçen haftaki göstermelik faiz hamlesini tümüyle boşa çıkardı" ifadelerini kullandı.

29 Eylül 2020 Salı 16:18
'Ekonomide Kara Pazartesi'


Maliye Bakanı Berat Albayrak yeni ekonomi planını açıklarken, dolar ve Avro yükselişini sürdürüyor.

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, bugünkü köşe yazısında Merkez Bankası'nın faiz artışı kararına rağmen kurdaki yükselişin önüne geçilemediğini belirterek, "Elinizde işe yarar kağıt yok, ha bire blöf yapıyorsunuz. Elinizde döviz yok, ama 100 milyar dolarlardan söz ediyorsunuz. Ama güneş balçıkla sıvanmıyor, hesap ortada, sayılar ortada" ifadelerini kullandı.

Aktaş, "doların 7.83’ü, euronun 9.14’ü bulması da birilerinin operasyonu mu? Evet diyecek varsa önce yazıdaki tabloya bir göz atmasını öneririm" ifadelerini de kullandı.

Aktaş, "Bu tabloya bakan “Döviz niye artıyor” diye sormaz" başlıklı yazısında şunları kaydetti:

Adeta "Kara Pazartesi" yaşıyoruz...

 Merkez Bankası'nın net rezervi ağustos sonunda eksi 37 milyar doları aştı.

 Dolar ve euroda günlük artışlar yüzde 2'nin üstüne çıktı.

Kurdaki bu artış Merkez Bankası'nın geçen haftaki göstermelik faiz hamlesini tümüyle boşa çıkardı.

Dolar dün bu satırların yazıldığı saatte 7.83’e, euro 9.14’e ulaşmıştı. Nedense aklıma gün içinde hep Merkez Bankası’nın geçen haftaki göstermelik faiz artışı geldi. Aslında o günkü karar “uygulanmayan politika faizine göre" bir artış ama “yeni politika faizi ile fiili faiz karşılaştırmasına göre” bir indirimdi. Ne var ki tanım, yine de artıştı. Ve bu düzenlemeyle hem enflasyona karşı adım atılmış oluyordu, hem de dövizdeki artışa karşı...

Dün tekrarlanmış mıdır bilemeyiz ama ne “duyarlı” vatandaşın doları yakması çare oluyor kurdaki artışa, ne burnunu dolarla silenlerin “mücadelesi”... Hem nedense bu eylemlerde hep 1 dolarlık banknotlar kullanılıyor.

Yabancı da bize karşı operasyon yapa yapa bir hal oldu! Bakın o operasyon yapanlara son olarak Suudi Arabistan katıldı. Ama Suudilerinki gerçekten operasyon, görmek isteyene. Türk mallarını ülkelerine sokmayacaklar; var mı benzer şekilde boykot kararı alan bir Batı ülkesi. Demek ki din kardeşliği ölçü değilmiş.

Peki şimdi doların 7.83’ü, euronun 9.14’ü bulması da birilerinin operasyonu mu? Evet diyecek varsa önce yazıdaki tabloya bir göz atmasını öneririm.

Elinizde işe yarar kağıt yok, ha bire blöf yapıyorsunuz. Elinizde döviz yok, ama 100 milyar dolarlardan söz ediyorsunuz. Ama güneş balçıkla sıvanmıyor, hesap ortada, sayılar ortada.

Net rezerv eksi 37 milyar dolar
Merkez Bankası’nın döviz rezervi biraz da nasıl görmek istediğinize göre oluşuyor.

Yalnızca varlıklara bakarsanız Merkez Bankası’nın dün açıkladığı uluslararası rezervler ve döviz likiditesi tablosuna göre ağustos sonu itibarıyla 84 milyar dolarlık bir büyüklük var.

Ancak Merkez Bankası’nın varlığının yanında yükümlülüğü de bulunuyor. İşte bu yükümlülük varlıktan fazla. Ağustos ayındaki yükümlülük 121 milyar dolar ve buna göre varlık-yükümlülük farkını gösteren net rezerv eksi 37 milyar dolar düzeyinde.

Net rezervin nasıl hızla eksiye döndüğünü ve ekside olmak kaydıyla nasıl büyüdüğünü görüyoruz.

Çeşitli hesaplamalara göre net rezerv çok daha önce eksiye düşmüştü ama bunlar Merkez Bankası’nın ilan ettiği veriler. Her ne kadar Merkez Bankası 37 milyar doları doğrudan açıklamıyorsa da, ilan edilen verilerden bu sayıya ulaşmak pekala mümkün.

"KURA BAKMIYORUM BEN..."

NTV yayınında Yeni Ekonomi Programı'nı değerlendiren Dünya Gazetesi yazarı ve yönetim kurulu başkanı Hakan Güldağ, Albayrak'a toplantı çıkışında döviz kurlarındaki durumu sorduğunu aktardı.

Güldağ, Albayrak'ın "Kur benim için hiç önemli değil, hiç oraya bakmıyorum. Sanayimiz güçlü. Oraya hiç bakmıyorum. Kur artık bizim elimizde" dediğini aktardı.

Yeni Ekonomik Programı'nın açıklamasından kısa süre önce dolar ve euroda yeni tarihi zirveler gelmişti.

EKONOMİSTLER NE DEDİ?

Peki ekonomistler, yeni program hakkında ne düşünüyor?

Ekonomistler Veysel Ulusoy, Emin Çapa, Uğur Gürses ve Selva Demiral, Albayrak’ın açıkladığı YEP’i değerlendirdi.

VEYSEL ULUSOY: BEKLENTİLER MAKYAJLANDI
Gazete Duvar’dan Mühdan Sağlam’a konuşan Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy, YEP hakkında, “Bir program değil, beklentilerin makyajlanması olduğunu vurgulamak istiyorum. Büyüme beklentilerinin sermaye stoku ve istihdam verilerinin vardığı nokta kapsamında sağlıklı olmadığını belirtmek isterim. Bu haliyle bile 11. Kalkınma Planı’nda beklentilerin yabana atıldığını görüyoruz” ifadesini kullandı.

EMİN ÇAPA: ALBAYRAK’IN AÇIKLADIĞI YEP BU KEZ TUTARSA YOKSULLAŞMADA YENİ BİR NOKTAYA ULAŞACAĞIZ
Gazeteci ve ekonomi yazarı Emin Çapa ise, sosyal medya hesabından YEP ile ilgili, “Daha önce açıkladığı hiçbir YEP hedefi tutmayan Sn. Albayrak’ın açıkladığı YEP hedefi bu kez tutarsa yoksullaşmada yeni bir noktaya ulaşacağız. Açıklandığı gibi milli gelir 702 milyar $ olursa, kişi başı gelir 8.400 $’a inecek” diye yazdı.


UĞUR GÜRSES: ESKİ TAS VE HAMAMDAN YENİ EKONOMİ ÇIKMAZ
Ekonomi yazarı Uğur Gürses de sosyal medya hesabından, “Bir konuşmada 300 kez ‘yeni’ diyerek, açıkladığınız programı yeni yapamazsınız” diyerek, “Eski tas ve hamamdan yeni ekonomi çıkmaz.  Türkiye’de siyasi normalleşme olmadan, ekonomi sürdürülebilir bir normale dönemez” ifadesini kullandı.

SELVA DEMİRALP: YEP’İN BEKLENTİLERİNİ PİYASA GERÇEKÇİ BULMAYACAK
Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Selva Demiralp ise “YEP’in beklentilerini piyasa gerçekçi bulmayacak” dedi.

Demiralp, şunları söyledi:

“Geçen haftaki faiz artışını olumlu değerlendirmiştim. O konuda ayrıntılı bir yazı da kaleme almıştım. Gecen haftaki kararı TCMB’nin en azından köşeye sıkıştığında doğru adımı atabileceğine dair bir sinyal olarak yorumladığım için olumlu bulmuştum. Ancak o zaman da dile getirdiğim gibi hatalı politikaların oluşturduğu itibar kaybını ve kötü politikaların yarattığı hasarı 200 puanlık bir faiz artırımı yerine koyabilmek çok zor. Politika faizinin geldiği nokta olan 10.25 halen yüzde 11.27’lik enflasyon oranının altında. Bugün gelen YEP’te yer alan 2020 enflasyon tahmininin 10.5 olarak belirlenmesi, ileriye yönelik ‘daha fazla faiz artırımı beklemeyin’ sinyalini içeriyor. YEP’te yer alan tahmin gerek piyasa beklentilerinin gerekse mevcut enflasyon oranının altında olup gerçekçi bulunmayacaktır. Bu durumda geçen hafta oluşan olumlu ancak kırılgan olan algının hızla değişmesinden endişe ediyorum.”

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 29.09.2020 16:37
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol