banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel Ülkü ocağı Erdal Beşikçioğlu Liderlerim form grafiği

SAATLİK NİKAH.. ARDINDAN TECAVÜZ..

El Kaide mensupları Til Ebyad'da saatlik nikah kıyıyorlar. Bir kadını alıp götürmüşler. Sabaha kadar 8 kişi o kadınla ilişkiye girmiş. Her saat nikah kıyıyorlar. bbcturkce'den Rengin Arslan'ın röportajı

SAATLİK NİKAH.. ARDINDAN TECAVÜZ..

 Urfa'nın Ceylanpınar ilçesindeki kapalı pazar alanında ortada ne pazar var ne de pazarcı.

Semt pazarına ait binada Fehime ve çocukları kalıyor. Dışarıdan 'eve' bakıyorum. Bazı camlarda kırıklar var. Çatışmalardan seken kurşunlar buraya da isabet etmiş.
İçeride sadece birkaç kilim, yastık ve minder var. Camın önüne diziliyoruz.
Çocuklar da aynı odada. En büyükleri 15 yaşında. Dördünün de yüzleri pırıl pırıl, gülümser.
Fehime bundan 10 ay önce, Suriye'de Kürtçe adıyla Rojava (Batı) olarak bilinen bölgeden Ceylanpınar'a gelmiş. Kasım ayının başında rejimin ağır bombardımanından kaçmış. Önce 4 çocuğunu bir aileyle buraya göndermiş. 4-5 gün sonra o da eşiyle birlikte Ceylanpınar'a sığınmış. Şimdi 2 yaşında olan en küçük çocuğu Pervin'i göstererek, "Daha sütteydi." diyor.
Sohbetimize Ceylanpınar Belediye Meclis üyesi Ahmet Dağtekin aracılık ediyor.
 
'Rejim gidince işin rengi değişti'
"Önce uçaklardan yapılan bombardıman kaçtık, sonra da çeteler geldi" diyerek anlatmaya başlıyor. Sorum üzerine 'çetelerden' kastının Özgür Suriye Ordusu'na bağlı muhalifler ve El Nusra Cephesi olduğunu söylüyor.
Onların sınırı geçtiği dönemde savaştan kaçan 10 bin kişi gelmiş Türkiye'ye.
Her fırsatta evine dönmek istediğini söylüyor. Ama Suriye tarafındaki Til Halef'teki çatışmalar nedeniyle evine dönemediğini söylüyor.
"Suriye olayları başladığında bu örgütler 'Demokratik bir devrim yapmayı planlıyoruz' dediler. Ne zaman ki Rojava'da rejim güçleri tasfiye edildi, bu sefer bu örgütler yüzlerini Rojava'ya çevirdiler. İşin mecrası değişti. Biz Özgür Suriye Ordusu'na bağlı grupların ne istediğini anlamıyoruz."
 
Suriyeli Kürt göçmen kadın Fehime
Rojava'da rejim güçlerinin tasfiye edilmesinden sonra "işin renginin nasıl değiştiğini" anlatıyor: "Suriye olayları başladığında bu örgütler 'Demokratik bir devrim yapmayı planlıyoruz' dediler. Ne zaman ki Rojava'da rejim güçleri tasfiye edildi, bu sefer bu örgütler yüzlerini Rojava'ya çevirdiler. İşin mecrası değişti. Biz Özgür Suriye Ordusu'na bağlı grupların ne istediğini anlamıyoruz."
Özgür Suriye Ordusu'nun Rojava'da saldırılarını halka yönelttiğini ve Kürtler ile Arapların arasını açmaya çalıştığını söylüyor. "Rejim de bunu denedi, ama halklar arasında bir husumet yoktur. Kız alıp verirler." diyor.
Rojava'da bir kız, bir de erkek kardeşi kalmış. Şam'dan gelip yerleşmişler oraya. Her sabah telefonla konuştuğunu söylüyor ve ekliyor: "Oradalar fakat tehdit altında bir yaşam sürdürüyorlar. El Nusra orada bir tehdit. Birkaç gün jeneratörlerle idare ettik ama sonra Til Halef'teki örgütler bombaladı. Rezil bir yaşam sürdürüyorlar."
Hem saldırıların hem de bölgeye uygulanan ambargonun yaşamı zorlaştırdığını anlatıyor.
 

'Saatlik nikah' ile tecavüz

Rojava'da kadınların durumunu soruyorum Fehime'ye: "Rejimin hakim olduğu zaman nasıldı, şimdi nasıl?"
Rejim döneminin farklı nedenlerle de olsa daha iyi olduğunu söylüyor. Uzun uzun anlatıyor, bugün neler olduğunu da...
"Rejimin hakim olduğu dönemde, mesela Halep'e gitmek istediğimde her toplu aracında mutlaka El-Muhaberat'tan veya rejimin farklı birimlerinden 3-4 kişi bulunuyordu. O da halkı korumak için değil, halkın üzerinde bir baskı yaratmak içindi. O sayede aklından bu tür kötülükler geçirenler bile buna cesaret edemiyordu."
Peki şimdi? Bakışları öfkeli bir hal alıyor. Sesi aynı tonda anlatmaya devam ediyor. Anlayamadığım sözcükleri hızlanıyor sadece:
"Rejimin tasviyesi ile birlikte her şey gerçekten mübah oldu. El Kaide mensupları Til Ebyad'da saatlik nikah kıyıyorlar. Bir kadını alıp götürmüşler. Sabaha kadar 8 kişi o kadınla ilişkiye girmiş. Her saat nikah kıyıyorlar. Bunu da İslam adı altında yapıyorlar. Bu saatlik nikahlarda da birbirlerini tebrik ediyorlar. Hocalar da fetva veriyor. 'Savaşta bunlar helaldir' diye. Bu kadın bu olaydan sonra intihar etti."
Bir süre sessizlikten sonra devam ediyor. Rakka'daki durumu anlatıyor. Özgür Suriye Ordusu'nun kadınların üst başlarının kapalı olması konusunda uyarı yaptığını söylüyor.
 
Neden dönmek istiyor?
Suriye'deki muhalif güçlerin "düzen yaratmak gibi bir dertleri olmadığını", bu yüzden savaşın nasıl biteceğini bilmediğini söylüyor sorum üzerine.
"Daha çok talan yapıyorlar" diyor ve ekliyor: "Köyleri yağmalıyorlar, evini terk edenlerin evlerini talan ediyorlar. Buraya kaçanların, orada kalan komşuları haber veriyor bazen."
50 binden 5 bine düşen nüfusuna rağmen, niye memleketine dönmek istiyor? Yanıtını en çok merak ettiğim sorum bu.
"Çocuklarımın burada okuma şansların yok. Ben onların cahil kalmasını istemiyorum." diyor.
Şöyle devam ediyor: "Biz burada Ceylanpınar halkından daha ucuza çalışıyoruz. Onlar işsiz kalıyor. Onların da mağduriyetine sebep oluyoruz. Biz de geçinemiyoruz. Yardım yapılmıyor devletten. Şimdi belediyenin verdiği bu yerdeyiz. Ama belki onlar da üç ay sonra çıkın diyecek."
Bu sırada kapı çalıyor. Yaşlı, beyaz saçlı biri içeri giriyor. Elinde büyük bir halı var. Yere sermeleri için getirmiş. Bizi selamlayıp bir yere oturuyor. Çocuklarla oynuyor.
Halıyı kapının arkasına dayayan Fehime kaldığı yerden sözünü tamamlıyor: "Öleceksek de kendi ülkemizde, aç perişan olsak da evimizde ölelim."

Rojava'dan Ceylanpınar'a Rojin
 
Fehime'nin evinden onunla birlikte çıkıyoruz. Beni Rojin ile tanıştırmak istiyor.
Ceylanpınar'daki yüzlerce yoksul ve üzerinde "Bu ev satılıktır" yazan evlerden birinden içeri giriyoruz. Rojin, annesi ve iki de çocuk bizi karşılıyor.
Çocuklar Rojin'in abisinin çocukları. Şam'daki saldırılarda ölmüş abisi, anneleri ise kaçmış. Çocuklar onların yanında kalmış.
Rojin böbrek hastası. 45 kilo şimdi. Diyalize girmesi gerekiyor düzenli olarak. Ama Ceylanpınar'daki hastane yetersiz. Urfa'ya gidip gelmek onun için zorlu.
Pek konuşmak istemiyor. İstanbul'a gitmeyi umuyor yakında.
Böbrek nakli ihtimali olup olmadığını soruyorum. Aileden bir tek ölen abisininki tutuyormuş. Annesinin ve yeğenin tahlilleri yapılmış, tutmamış. Küçük olan erkek yeğen için tahlil yaptırmamışlar bile. "Çok küçük, kıymayız" diyor net bir şekilde.
Peki İstanbul'da ne yapacak? Dermanı olmayan haliyle dudaklarını büküyor: "Orada doktorlar daha iyi en azından; en azından doktor var."
Tırbesipi'de yaşıyorlarmış. 6 ay önce gelmişler. Annesi, "Orada ne ilaç ne diyaliz var" diyor.
Kızı İstanbul'a gidince o da evine dönmek istiyor.
Yanlarından ayrılmadan önce, hastalıktan önceki halinin fotoğrafını gösteriyor. İlk kez gülümsüyor. Karşımdaki kadına, bir de fotoğraftakine bakıyorum. İkisinin aynı kişi olduğuna inanmak güç...
Göç hikayelerinin, savaşın bedelini düşünerek ayrılıyorum yanından.
İki kadının hikayesi demiştim ya, aslında hikayesini anlatamadığımız bir üçüncüsüyle yürüyorum. Fehime, Rojin ve "saatlik nikahlardan" sonra intihar eden kadınla.
Avlu kapısından çıkıyoruz. Önümüzden iki çocuk geçiyor. İki ellerinde iki oyuncak silahla havaya ateş ediyorlar. "Oyun sanıyorlar herhalde" diye mırıldanarak, neşeli yüzlerinden uzaklaşıyorum.

yuzdeyuzhaber

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
muhammed kocaman 3 yıl önce

bu kadının söylediklerinin özellikle en nusra ile alakalı olanları ya yanlış biliyor ya yalan söylüyor çünkü en nusrada mutta nikahı haramdır ve en nusrada olan mucahidler çok takvalı insanlardır bu sitenin amacı islami hareketleri karalamaksa kimse sizin karalamanızdan dolayı kara olmaz bunu bilesiniz o saatlik nikah yapanlarda ya nusayri yada şii millis ve katillerdir çünkü mutta nikahı şiilerde serbest sünni dünyada değil...

Avatar
belgzar @muhammed kocaman 3 yıl önce

hadi surdan yobaz ac bak gerceklere biraz,

Avatar
Ya Muhammed 3 yıl önce

Yazdığın isimden utan, İslam ı sana bırakmadık, konuşan bu kadın, İslam değil mi, İslamiyete laf mı söylemiş,,, eğer İslamiyete halel gelmesinden kaygılanıyorsan, dünyayı ayağa kaldıran tecavüzcülere, katillere ver mücadeleni... Orada savaşanlar takvalı! nusra değilse kim? nusranın takvalı, imanlı, İslam olduğunu iddia edenler, adını temizlesinler... nusra ya mı kaldı, İslamiyet!

Avatar
elif kahraman 3 yıl önce

Savasta insanlar canavarlasiyor daha dogrusu sakli tuttuklari bu ozelliklerini aciga cikariyorlar ..hic sunniler takva yok karalama demeyin malesef boyle aci olaylar cok yasaniyor

Avatar
Serdar GÜNDOĞDU 3 yıl önce

İslamiyete en büyük zararı onu yaşadığını söyleyen müslümanlar veriyor , allah hepimizi doğru yola sevk etsin.

Eğer islamiyeti müslümanlardan öğrenenecek olsaydım emin olun bu dini seçmemiş olurdum , ben dini kurandan okuyarak öğrendim

Yusuf iSLAM ( Cat STEVENS )

Avatar
sedat kara 3 yıl önce

o katiller 5 yaşındaki kızın kafasını kesiyor islamın kurallarına uymalarını mı bekliyorsun

Avatar
asli kiyim 3 yıl önce

osonun en komik hale dustugu buydu ztn. siilige karsi olup muta yapmasi. suni dunyadan arabistan urdunden soZde alimler fetva verdi.gidin genc kizlar sevaptir diye.hiristiyan koylerindr tecavuzler yapildi.osoyu kutsallastirmayi birakin artik

Avatar
x y 3 yıl önce

dogru yolu gösteren bir türkiye gerek
başındakiler islam bu degildir boyle yapilmaz demiyor ki onlar da baska cephelerden bu ulkeden calip cirpmakla mesguller, kimin cebine kac milyon dolar sokarim hesabinda ki gun geldiginde bu devir bittiginde guclu olalim diyorlar. örnek musluman olacak olsalardi bunlar olmazdi baskalarina da gosterirlerdi dogru yolu.

rte nin kizi 50000 tl maas aliyor ordan anlasilir zaten, adamlar koruma ordusu ve gunes gozluguyle dolasiyor, kimisi twitterden laf sokma yarisinda, bunlardan ulke yonetecek perspektif nasil beklersin ki?