banner1668

Uşşaki Şeyhi Emlak Zengini Çıktı!

Gazeteci, İsmail Saymaz, “Fatih Nurullah” ismini kullanan Uşşaki tarikat lideri Eyyüp Fatih Şağban'ın sahip olduğu mülklere ait detaylara köşesinde yer verdi. Saymaz, şeyhin kayıtlara göre emlak zengini denebilecek kadar mülk edindiğini söylüyor.

Uşşaki Şeyhi Emlak Zengini Çıktı!

Gazeteci, İsmail Saymaz, “Fatih Nurullah” ismini kullanan Uşşaki tarikat lideri Eyyüp Fatih Şağban'ın sahip olduğu mülklere ait detaylara köşesinde yer verdi. Saymaz, şeyhin kayıtlara göre emlak zengini denebilecek kadar mülk edindiğini söylüyor.

20 Eylül 2020 Pazar 11:31
Uşşaki Şeyhi Emlak Zengini Çıktı!

Sözcü Gazetesi yazarı ve gazeteci İsmail Saymaz, 12 yaşındaki çocuğu istismar eden “Fatih Nurullah” lakaplı, Uşşaki şeyhi Eyyüp Fatih Şağban'ın sahip olduğu mülklere ait detayları yazdı. Şeyhin aslında bir emlak zengini olduğunu söyleyen Saymaz'ın yazısı şu şekilde: 

“Fatih Nurullah” ismini kullanan Uşşaki Şeyhi Eyyüp Fatih Şağban, Türkiye'yi sarsan telefon konuşmasında, kızını istismar ettiği F.A. adlı müridini şikayetten vazgeçirmek ve kendisini acındırmak için “Ben bitmişim zaten” diyor.


Primis Player Placeholder


Burnundan soluyan baba F.A. ile Şağban'ın çarpıcı diyalogu şöyle devam ediyor:

F.A: Sen niye bitmişsin? Cebinde parası olan, her ay tıkır tıkır para yatan, zevki sefa eden… Millet sana Allah rızası için hizmet ediyor ya!

Şağban: Para cemaatin parası, benim param yok. Benim emekli maaşım var.

F.A: Arsalar kimin arsası?

Şağban: Arsa dergahın…

F.A: Nasıl dergahın?

Şağban: Yatırım…

16 BİNASI, YEDİ DAİRESİ VAR

Bu diyalogda, gerçekliği kuşku götürmeyen tek bir bilgi var; o da Şağban'ın emeklilik hakkı kazanmış olması. Gerçekten de Şağban, Akyazı jandarması ve başsavcılığındaki ifadesinde, emekli olduğunu, aylık 8-10 bin TL gelirinin bulunduğunu söylüyor. Şağban'ı tanıyanlar, geçmişte Şişli'de alçıpan işi yaptığını hatırlatıyor. Şimdilerde, biri imam nikahlı olmak üzere iki eşi ve beş çocuğu olduğu düşünülürse, emekli maaşıyla ancak evinin masrafını karşılayabilir. Gel gör ki, tapu kayıtları böyle söylemiyor.

Kayıtlara göre emlak zengini denilebilecek kadar mülk edinmiş.

Şağban adına İstanbul Şişli'de altı bina/arsa, Avcılar'da dört bina/ arsa, Kadıköy'de iki bina/arsa ve iki daire, Sakarya Akyazı'da üç bina/arsa ve beş daire, Yalova'da bir bina/arsa kayıtlı görünüyor.

OĞLU ŞİRKETİN BAŞINDA
Şağban, tarikat faaliyetlerinin çatısı olarak, Gülzari Mualla Kültür İlim ve Araştırma Vakfı'nı kullanıyor. Bu vakfın İstanbul Beyoğlu Hacı Ahmet Mahallesi Pir Hüsamettin Sokak No:8 adresinde iki katlı binası var. Tahmin edileceği üzere vakfın başkanlığını Şağban yürütüyor. Tarikat da Şağban'ın, vakıf da, vakfın milyarlık binaları da… 

Binada, “Dersaadet Yayıncılık ve Organizasyon Anonim Şirketi” faaliyet gösteriyor. Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre 2018 yılında kurulan bu şirketin yönetim kurulu başkanı olarak Şağban'ın oğlu Hasan Hüsamettin görünüyor. Şirketin İstanbul Pendik'te iki bina/arsası var.

Şağban, ailesine “düşkün” bir baba olarak çocuklarını mülksüz bırakmamış. Tarikatta üst düzey görevler verdiği oğlu Hasan Hüsamettin adına Çankırı'da bir bina/arsa ve Çanakkale'de iki daire, diğer oğlu Hüsrev adına İstanbul Avcılar'da daire bulunuyor.

İddiaya göre Şağban, tutuklandığı günden beri tarikatı oğulları aracılığıyla yönetiyor. Cezaevinin kendisi için medreseye dönüştüğünü ve çok güzel rüyalar gördüğünü yayarak, tarikatı bir arada tutmaya çabalıyor. “Halifeler görevlerine devam etsin” diye emir verip dışarıya çıkacağı güne hazırlanıyor.

TARİKAT VE CEMAATLER HOLDİNGE DÖNÜŞTÜ
Bu manzara, Türkiye'de tarikat ve cemaatlerin holdinge, şeyhlerin CEO'ya, müritlerin müşteriye dönüştüğünün açık kanıtıdır. Karşımızda, iddia ettikleri gibi, Allah'a neşeyle bağlanmış, dünya malından yüz çevirip ahiret için tasarruf eden, bir lokma bir hurma yaşayan dervişanlar dünyası yoktur. Bütün yatırımları, Şağban'ınki gibi dünyalıklara dairdir.

Şağban, 20 yıl önce alçıpan dükkanını kapatıp Beyoğlu'da, Uşşakiliğin kurucusu olan Pir Hasan Hüsamettin'in mezarının bulunduğu dergahın hemen çaprazında kendi dergahını açtı. Dergah dediysem, “Uşşaki Holding” diye anlayın.

HOLDİNG BÜNYESİNDE KURULAN ŞİRKETLER 
Holding bünyesinde; Gülzari Mualla Kültür, İlim ve Araştırma Vakfı'nı… Nurani Derneği'ni, Nurani TV'yi, Hayır Eli Derneği'ni… Dersaadet Yayıncılık ve Organizasyon Anonim Şirketi'ni kurdu. 20'yi aşkın şehirde 60'ı aşkın dergaha kavuştu. Kuzey Afrika'ya, Almanya'ya ve Fransa'ya yayıldı.

BAĞIŞ VE ZEKATLAR ŞİRKETE 
Bağış, zekat, fitre ve yardımlarla büyüdü. Kendi beyanına göre, emekli aylığından başka bir geliri bulunmayan Şağban, holding sayesinde 16 bina ve yedi dairenin sahibi oldu. Şağban her CEO gibi edindiği ve hükmettiği serveti ailesi arasında pay ediyor. Şirket yönetimine Pir Hasan Hüsamettin adını verdiği büyük oğlunu getirdi.

Hiç kuşkunuz olmasın ki…

Şağban, gelecekte şeyhlik postunu oğlu Hasan Hüsamettin'e bırakacaktır. Çünkü holdinge dönüşmüş dini gruplarda şeyhliğin fukaralara, arkasızlara, iki yakası bir araya gelmeyenlere bırakıldığı görülmemiştir.

ŞEYHLER VE OĞULLAR 
Bu, şeyhlerin oğullarının ve damatlarının hakkıdır.

İşsizlik, yoksulluk ve yoksunluğun pençesinde ah çeken insanlarımız; dünyada hakkı olup elde edemediğini, kerameti kendinden menkul şeyhlerin iki kaşının arasında arayan müritler ordusu, işte bu sömürü dergahının müşterisidir.

ANNESİ İLK KEZ KONUŞTU

Öte yandan Fatih Nurullah takma adını kullanan Uşşaki tarikat lideri Eyüp Fatih Şağban'ın istismar ettiği 12 yaşındaki kız çocuğunun annesi istismarı nasıl fark ettiğini anlatarak, çocuklarını tarikatlara emanet edenlere çağrıda bulundu.

12 yaşındaki kız çocuğunun annesi ilk kez konuştu. 

İstismarı nasıl fark ettiğini anlatan anne, çocuklarını tarikatlara emanet edenlere çağrıda bulundu. Olayın ortaya çıkmasından sonra tarikat müritlerinin saldırısına uğrayıp kolu iki yerden kırılan baba ise, istismarcı şeyhin iddialarına yanıt verdi.

“FOTOĞRAFI ASINCA ORTAYA ÇIKTI”
Halk TV'de yer alan habere göre; ilk kez konuşan annenin anlattığına göre şeyhin fotoğrafının eve asılmasıyla ortaya çıkıyor istismar. Anne şöyle anlatıyor:

“UMMADIĞIMIZ BİR İNSANDI”
“O kişinin resmini astığımda kızım refleks gösterdi ‘Asmayalım onu’ dedi ve indirdi. Daha sonra sadece onu yanağından öptüğünü söyledi. Ben bunda kötü bir şey olmadığı düşüncesiyle bir şey yapmadım. Sonra hareketlerinin değiştiğini fark ettim. Bana ‘Anne korkuyorum, size bir şey yapmasından korkuyorum’ dedi. Sonra o kişinin ne yaptığını bütünüyle anlattı. Gerçekten güvendiğimiz bir insandı. Dede, baba gözüyle gördüğümüz bir insandı. Ummadığımız bir insandı.”

“ONU MEHDİ OLARAK GÖRÜYORDUK”
Baba ise Fatih Nurullah’ın kendisine evladı gibi yaklaştığını söylüyor:

“Fatih Nurullah’la aramız çok iyiydi. Bütün cemaatin hepsi biliyordu, beni evladından ayırt etmedi. Babamdan daha ileri seviyordum. Biz onu gerçekten peygamber vekili olarak görüyorduk. Son zamanlarda da mehdilik ilan etmişti. Biz yalan söylemeyeceğini düşünerek, onu gerçekten mehdi olarak görüyorduk.”

“KIZIMIN TEDAVİ OLMASINI İSTİYORUM”
Kızının yaşadıklarından çok etkilendiğini ancak henüz rehabilitasyonun başlamadığını belirten anne, “Ben biraz bu olayların bitmesine yakın tedavi olmasını istiyorum” diyor. 

Baba, yasalara göre yasak olan tarikat ve benzeri yapılarda neden yer aldıklarını  “Allah rızası için göze aldık” diyerek açıklıyor. 

“BUGÜN OLSA YİNE GİDERİM”

Anne ise “Bugün olsa giderim” diyor ve ekliyor: 

“Benim öyle bir düşüncem yok. Sonuçta biz oraya Allah için gidiyoruz, o kişi için gitmiyoruz. Ben o şekilde düşünmüyorum, bir korkum yok. Biz oraya Allah rızası için gittik, bugün olsa yine giderim. O yere değil ama. Bu saatten sonra hiç kimseye güvenemem. Aynı şey başıma gelir diye de sürekli korkarım. O yüzden tarikat benim için şu anda yok. Allah rızası için ne yapıyorsam evimde yaparım.”

AİLELERE ÇAĞRI 
Çocuklarını tarikatlara emanet edenlere bir de çağrısı var anne ve babanın:

“Çocuklarının arkasında olsunlar. Sürekli gözetsinler. Eğer Kur’an kursu gibi bir yere veriyorlarsa, sürekli yanlarında olsunlar. Tabii ki çocuklarına dikkat etsinler. Hiç kimseye güvenmeden, herkes kendi çocuğuna kendisi sahip çıksın. Yoksa kimse, kimsenin çocuğuna gördüğümüz gibi merhamet etmiyor.”

“CANAN KAFTANCIOĞLU’NA TEŞEKKÜR”
Baba CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na da özel bir teşekkür ederek şöyle diyor: 

“Bugüne kadar devletimiz sağolsun yanımızda oldu, koruma verdi. Davamızdan vazgeçmememiz için bizi desteklediler. Biz, Cumhurbaşkanı, Aile Bakanı, bize yardım edebilecek kim varsa hepsinden yardım istiyoruz. Önce Allah’a sığındık sonra da devletimize sığınıyoruz. Bu süreçte bizi olayın ilk gününden bu güne kadar takip eden Sayın Canan Kaftancıoğlu’na maddi ve manevi yardımlarından dolayı çok teşekkür ederiz.”

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 20.09.2020 11:40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol