banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı PKK BDP Milletvekili Sebahat Tuncel CHP AK Parti

'FİDAN ERDOĞAN'IN O DA ONLARIN SIR KÜPÜ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, MİT Müsteşarlığı'ndan istifa eden Hakan Fidan için 'O benim sır küpüm' sözünü hatırlatan Gazeteci Hüsnü Mahalli, ABD ve İsrail'in 'sır küpü' olarak nitelediği o ismi de kendisi açıkladı.

'FİDAN ERDOĞAN'IN O DA ONLARIN SIR KÜPÜ'

İşte Mahalli'nin ABD ve İsrail'in sır küpü olarak nitelediği o ismi açıkladığı yazısı:

MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın istifası ile ilgili çok şey yazıldı ve söylendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın istifa ile ilgili söyledikleri konuya olan ilgiyi daha da artırdı.
Erdoğan; Fidan için ' O benim sır küpüm' dedi.

Doğrudur çünkü göreve geldiği günden itibaren çok önemli görevler üstlendi.
Fidan 25 Mayıs 2010'da MİT müsteşarı olduğunda bölge 'Arap Baharı'na hazırlanıyor ya da hazırlatılıyordu.
'Arap Baharı' sürecinde dönemin Başbakanı Erdoğan önemli ve acil bir görev için 29 Nisan 2011'de Fidan'ı Şam'a gönderdi. Esad ile iki saat görüşen Fidan Erdoğan'ın özel mesaj ve telkinlerini iletti. Erdoğan Esad'tan 'hemen reform yapmasını ve demokrasiye geçmesini' istiyordu. O sıralar Suriye'de gösteri ve küçük çaplı çatışmalar henüz yeni başlamıştı.

Suriye'ye böylesi önemli bir görev ile giden Fidan aynı dönemde Oslo'da PKK'lılarla görüşmeler yapıyordu. 7 Şubat 2012'de Başsavcı Sadrettin Sarıkaya KCK soruşturması kapsamında şüpheli sıfatı ile Fidan'ı ifadeye çağırdı. Bu duruma çok kızan Başbakan Erdoğan yasal bir düzenleme ile 'Sır küpüm' dediği Fidan'ı kurtardı.
Çünkü Fidan Erdoğan için çok önemli ve gerekli idi.
Çünkü 'Arap Baharı' süreci tam hız ilerliyor ve AKP yönetiminde Ankara bölge için yeni planlar hazırlıyordu.

Erdoğan bölgenin lideri olabileceğini düşünüyordu..
O sıralar  Erdoğan 'Paralelciler' ile ilgilenmiyordu.
Çünkü Tunus, Mısır ve Libya'da Müslüman Kardeşler iktidara gelmiş ve Türkiye'nin sınır komşusu Suriye'de silahlı mücadele başlamıştı. Irak'ta ise Ankara'nın hoşlanmadığı Şii Maliki iktidarda duruyor ve ülkeden kaçan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcı Sünni Tarık Haşimi İstanbul'a sığınmıştı.
Durum böyle olunca Hakan Fidan'a çok iş düşüyordu.
O dönem Arap medyası Fidan'ın sık sık bölge ülkelerine gittiğini yazıyor ve Ankara'nın bu ülkelerdeki karmaşık ilişkilerini anlatıp duruyordu.

Nitekim Mısır'da askeri darbe olduktan sonra  dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu Cumhurbaşkanı Mursi'ye taktik vermek için Fidan'ı Kahire'ye gönderdiklerini açıklamıştı.
Mısır medyasına göre Fidan bir çok kez Kahire'ye gitmiş ve Mursi'ye ' Ordu ve göstericilerin tehdit ve baskılarına diren' demişti.

Demiş ama işe yaramamış çünkü askerler Müslüman Kardeş Mursi ve ekibinden kurtulmaya karar vermişti. Üstelik arkalarında sokağa dökülen 20 milyon Mısırlı vardı.
Mısır seferleri işe yaramayınca Fidan bu kez Irak ve Suriye'de yoğunlaştı.
Bazen tek başına bazen Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile birlikte bir çok kez Erbil'e gitti ve orada başta PYD olmak üzere Suriyeli Kürt grupların yöneticileri ile bir araya geldi. Mesut Barzani'nin de destek verdiği bu bulaşmalarda Suriyeli Kürtlerden Esad'a karşı ayaklanmaları isteniyordu.
Ama bu da olmadı.

Fidan yani MİT Esad'ı devirmeye yönelik tüm bölgesel ve uluslararası plan ve projelerde baş rol üstlenmişti. Bu amaçla İstanbul, Gazi Antep, Kilis, Hatay ya da başka şehirde yapılan ve dünyanın bir çok istihbarat örgütlerinin yöneticilerinin katıldığı toplantılarda hep MİT vardı.
MİT'in Suriye'de savaşan tüm silahlı gruplar ile olan ilişkisi konusunda Arap ve dünya medyasında binlerce yazılı ve görsel haber yayınlandı. Silah dolusu TIR'lar konusu bu ilişkinin belki de milyonda biri bile değildi. Dünyanın dört bir yanından Türkiye'ye gelerek Suriye'ye giren 'cihatçılar' herkesin bildiği konu.
ABD ve Avrupalı yöneticiler 'MİT herşeyi biliyordu ama sesini çıkarmadı' dediler, diyorlar.
Fidan ve MİT bu konuda da başarılı olamamıştı. Çünkü Esad devrilmemiş ve Suriye'de olup biten herşeyden hatta IŞİD'in doğuşundan Ankara sorumlu tutuluyordu.
Ama tüm bu başarısızlıklar ne Erdoğan ve Davutoğlu'nu ne de onların talimatı ile hareket eden Fidan'ı geri adım attırmaya yetmiyordu.

25 Aralık 2013'te Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun ofisinden sızdırılan ses kayıtları Ankara'nın hem başarısızlığını hem de çaresizliğini yansıtıyordu.
O toplantıda Fidan da vardı.
Tıpkı Başbakan Erdoğan'ın 13 Mayıs 2013'te Beyaz Saray'da Obama ile yaptığı çok önemli toplantıda var olduğu gibi.

Diplomasi tarihinde ilk kez bir istihbarat başkanı  böylesi üst düzey bir toplantıya katılıyordu.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun da katıldığı o toplantıda Sayın Fidan durmadan not alıyordu.
Bu tarihten bir ay sonra Fidan  bu kez Mossad Başkanı Tamir Pardo'yu Ankara'da misafir edecekti. Hürriyet'in haberine göre Hamas dosyasından da sorumlu Fidan ve Pardo  Suriye ve İran'ı konuşmuşlardı.
Oysa aynı Hürriyet Fidan MİT Müsteşarı olduğunda İsrail'in bundan çok rahatsız olduğunu yazmıştı.
Demek ki İsrail bu rahatsızlığını unutmuş ve Gezi olaylarının yaşandığı günlerde Fidan ile dost olmayı tercih etmişti.
Tıpkı bölgede bir çok ülkenin istihbarat şefinin yaptığı gibi.
Hepsi ABD, İngiltere, Fransa  ve Almanya istihbarat şefleri ile birlikte Suriye aleyhinde plan üzerine plan yapıyorlardı.

Örneğin Suudi İstihbarat Şefi Bender Bin Sultan. Adam tek kelime ile bela.
Ama Suriye'de başaramadığı için görevden alındı.
Hepsinin başında ABD'nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford vardı.
Suriye'yi darmadağın etmek için neler neler yapmadı!
Adam bunca güce rağmen başarısız olunca görevden alınarak emekliye sevk edildi.
Üstelik Fidan gibi vekil olma şansı da yoktu.
Erdoğan ve Davutoğlu'nun talimat ve emirleri ile Suriye, Mısır, Irak, Libya, Tunus, Yemen, Lübnan ve daha başka yerde çok iş yaptı ama sonuç ortada.
Göreve geldiğinde AKP yönetiminde Türkiye'nin herkes ile ilişkileri çok iyi idi.
Görevi bıraktığında Müslüman Kardeşler ve Suriye'de savaşan gruplar hariç herkes Türkiye'ye düşman olmuştu.

Ne diyor Cumhurbaşkanı Erdoğan :
'O benim sır küpüm'.
Allah bilir bu küpte daha neler neler var !
Örneğin Katar Emiri Temim'i Ankara havaalanında karşılayıp  aynı araçla otele birlikte gittiklerinde konuştukları.
Uluslararası diplomasi geleneğinde ilk kez bir ülke lideri gittiği ülkenin istihbarat başkanı tarafından karşılanıyordu. Üstelik bu lider Katar gibi çok zengin bir ülkenin Emiri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın dostu ve 'Arap Baharı' sürecinde başta Suriye olmak üzere bölgenin tüm pis işleri için milyarlarca dolar harcamıştı. O da ABD ve Yahudi lobilerinin 'Sır küpü'.

yuzdeyuzhaber

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.