ATATÜRK'E HAKSIZLIK

ATATÜRK'E HAKSIZLIK

Tuncay
Tuncay
15 Haziran 2018 Cuma 04:55

Bugün bayram
Bugün dargınların barıştı­ğı birlik günü…
Bugün dayanışma-yardım­laşma günü…
Bugün eğlence günü…
Hz. Muhammet, bayram namazına da gitmeden önce hurma yerdi.
Manevi evladı Hz. Enes an­lattır: “Resulullah bayramda bir­kaç hurma yemedikçe namaza gitmezdi.”
Hurma, zamanla “şeker” oldu.
Orucun bitimiyle kutlanan bayramda tatlı yemek sünnet oldu. Örneğin… Osmanlı Sarayı'nın ramazan ayında Yeniçeri Ocağı'na tatlı gönder­mesi gelenekti.
Son yıllarda ağız tadıyla bayram kutlayamaz olduk. Atatürk ve Cumhuriyet ile hesaplaşması olanlar bu güzel bayramı politik zemine kaydırdı. Dediler ki:
“Şeker Bayramı adı uy­durulmuştur aslı Ramazan Bayramı'dır!”
Başladı etimolojik tartışmalar:
-Bayramın adı Arapça “idü'l-fıtr”/ “fitre bayramı” zaman­la “sadaka-i fıtr”/ “oruç bozma sadakası” ve sonunda “şükür bayramı” oldu. Ve “şükür”, tarih içinde “şeker” olarak değişti!
-İlk bayramın ilk günü “şev­val” ayına geldiğinden; “şev­val”, “şeker” oldu!
-Ramazan kelimesi Arapça sözcük olan rama / “kuru sıcak” kökünden gelir. Sebebi oruç ibadeti ilk uygulanmaya başlandığında yaz aylarına tekabül etmesiydi! Yani…
Yanisi uzun… Bu tuhaf tartışmalar sürüyor! Nereye varılacak ise?
-Kuran'da “bayram adı” geçiyor mu; yok! -Hadis'te var mı; yok!
Bayramın muhteviyatıyla ilgilensene kardeşim… Gereksiz tartışmaların aydınlık İslam'ı şe­kilciliğe boğduğunu görmüyor musun?
Kimileri, bayram ismini so­run yapmayı ısrarla sürdürü­yor…
Çünkü hesabı başka…

HAFIZ YAŞAR OKUR

“Gardırop İslamcısı”…
Yıllardır Atatürk'ün inancını polemik yapmayı sürdürüyor. Bunlar, kul ile inanç ara­sına girmeyi kendilerince “görev” edinmiş!
Niye girerler kul ile Allah arasına?
Üstelik bu ahkâm kesenler, hiçbir kaynağa dayanmayıp inatla Atatürk'ü yanlış tanıtı­yor. Oysa…
Atatürk'ün temel bir kişilik özelliği vardı:
-İkiyüzlülük/riyâ yapmazdı. -Birileri beni kabul etsin veya sevsin diye gösteriş yapmazdı. Bunlar Atatürk'ü hiç tanı­mıyor…
Atatürk'ün oruç tuttuğu ya da tutmadığı yönünde bilgiler mevcut. Şurası gerçek ki Atatürk, ramazan ayına ve oruç tutanlara büyük saygı gösterirdi. Bu konuda bir kaynak sunmak isterim:
“Atatürk'le On Beş Yıl Dini Hatıralar.”
Yazarı; -soyadını Atatürk'ün verdiği- Riyaset-i Cumhur/Cumhurbaşkanlığı İncesaz He­yeti Şefi Hafız Yaşar Okur (1886-1966)
Samatya Sancaktar Hayred­din Sadi Dergahı'nda doğan Yaşar Okur'un babası, aynı dergahın şeyhi ve şeyhülislam­lığa bağlı Meclis-i Meşâyih üyesi Rıfat Efendi idi.
Hafız Okur…
Tekkenin zakirbaşısı Aksa­raylı Âmâ Hafız Hasan Efen­di'den mevlit, tevşih, ilahi, durak olmak üzere devrin hocalarından- hafızlarından dersler aldı…
Musikı-i Osmani Cemiye­ti'ne üye oldu.
Saray'da Mehmet Reşat, Vahdeddin ve Halife Abdül­mecid Efendi döneminde ha­nendelik ve baş müezzin­lik yaptı.
1924'te hilafetin kaldırıl­masından sonra Ankara'da kurulan Riyâset-i Cumhur İncesaz Heyeti'ne yüzbaşı rütbesiyle tayin edildi. İmtihan­la incesaz heyetinin şefliğine getirilip binbaşı oldu…
Hafız Yaşar Okur anıların­da Atatürk'le ilgili neler diyor:

RAMAZANDA ATATÜRK

-“Ramazanların Atam için çok büyük önemivar­dı. Ramazan gelir gelmez incesaz heyeti Çankaya Köşkü'ne giremezdi. Beni çağırır, Kur'an-ı Kerim'den bazı sureler okuturlardı. Ben okurken gözleri bir nokta­ya takılır, derin bir huşuy­la dinlerlerdi. Ruhen çok mütelezziz olduğu her hâlin­den anlaşılırdı…”
-”Bir ramazan günü Atatürk beni huzuruna davet etti. Su­re–i Yusuf'tan bir sahife okumamı söyledi ve okudum. Atatürk derin bir müşahedeye vardı. Pek sevdiği Süleyman Çelebi'nin mevlidinin Vela­det Bahri bölümünü oku­mamı söyledi. Okudum. Çok mütehassis oldular…”
-“Ramazanlarda bir ay müddetle Hacı Bayram-ı Velî ve Zincirlikuyu Cami­lerindeşehitlerimizin ruhla­rına Hatm-i Şerif okumamı emrederlerdi…”
-“Büyük Atatürk birçok vesilelerle şöyle demiştir: ‘Mukaddes mihrabı, cehlin elinden alıp ehli­nin eline vermek zamanı gelmiştir.'Camileri ibadet için olduğu kadar, düşünmek, meşveret etmek için de birer mukaddes yer olarak telâkki ederdi…”
-“Peygamber Efendimiz­den büyük takdirle bahseder­lerdi. ‘Hazret-i Peygamberin zaman-ı saadetlerinde' diye saygı kelimeleri kullanırlar­dı…”
-“İran Şahı Pehlevi, ziya­rete gelmişlerdi. Beni huzurla­rına çağırdılar. Şah Hazretle­rine ‘Benim Hafızımdır' diye takdim ettiler ve yanlarına oturttular. ‘Şah Hazretleri­ne Kerbela şehâdetine ait bir mersiye okuyunuz' dediler. Mersiyeyi Isfahan maka­mında okudum…”
-“Şükrü Naili (Gökberk) Paşa vefat etmişti. Bu haberi duyar duymaz çok üzüldü­ler. Kabrinin başında bir Yâ­sin okumamı istediler…”
Uzatmayayım…
Atatürk'ün her ramazan­da kız kardeşi Makbule Hanım'a, annesinin ruhu için hatim indirilmesini rica ettiği ve hafız için para bulunan zarf verdiği bilinirdi…
Keza…
Mevlit dinlerken “Göklere çıktı Mustafa”denince göz­lerinden damlalar süzüldüğü de görülürdü…
İyi bayramlar…

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 15.06.2018 05:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.