banner1700

'15 Temmuz Bir Operasyondu, Erdoğan'ın Önüne Dosya Konuldu'

15 Temmuz'un yeni yıldönümü yaklaşırken konuya dair tartışmalar da hem iktidar hem muhalefet cephesinde ilk gün tazeliğinde olmasa bile sürüyor. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'kontrollü darbe girişimi' olarak nitelediği 15 Temmuz için ilahiyat ve akademik çevreler de benzer açıklamalarıyla dikkat çekmişti. Özellikle de bu ikisi öne çıkmıştı.

13 Temmuz 2021 Salı 07:23

İşte 15 Temmuz'un birinci yıldönümünde Timeturk'ten Öznur Durukan'la yaptığı söyleşide İlahiyatçı-Yazar İhsan Eliaçık'ın yapmış olduğu o çarpıcı açıklamalar...

15 Temmuz’un üzerinden bir yıl geçti. Yargılanmalar devam ettiğini biliyoruz. “Tiyatro sergileniyor mahkemelerde” gibi yorumları duyuyoruz. Özellikle şehit aileleri çok tahrik edildiklerini söylüyorlar siz hayatını kaybedenleri için “şehit” değil, “kurban” diyorsunuz.

Ben 15 Temmuz’da sokağa çıktım ve darbeyi lanetledim. Her türlü darbeye karşıyım ama gün geçtikçe 15 Temmuz Darbesi’ne karşı şüphelerim artıyor. İster istemez sorular oluşuyor kafamda. Darbeyi Araştırma Komisyonu ne Erdoğan ne MİT ne de Genelkurmay Başkanı ile konuşmadı. Şu zamana kadar tanıdığım ne kadar asker varsa başçavuştan, albay emeklisine kadar herkese sordum “Sen darbe yapsan köprüye tank gönderir misin?” diye, güldüler. Böyle darbe mi olur? Köprüyü kesmenin darbeyle ne alakası var? Çok gülünç.

15 Temmuz’da sokağa çıktım diyorsunuz ama aynı zamanda “Darbe değildi” diyorsunuz.

Ben şunu söylüyorum. Bu bir operasyondur. Ordunun içerisinde FETÖ yanlısı subaylar vardı. Yine bu subaylar FETÖ yanlısı gibi görünen ama aslında istihbarata yakın olan subaylar tarafından darbe yapılmaya teşvik edildi. Bence Tayyip Erdoğan’ın önüne bir dosya koydular ve dediler ki Türkiye beka sorunu yaşıyor. Böyle demokratik seçimlerle falan olmaz. Bizim ya darbe yapmamız ya da birinin yaptığı darbeyi bastırmamız lazım.

Yani Kılıçdaroğlu’nun kontrollü darbe sözlerine katılıyorsunuz?

Tabi ki kontrollü, planlanmış, yönlendirilmiş darbe. Her şeyiyle Tayyip Erdoğan’a yaradı. Ona yaramayan tek bir 15 Temmuz gelişmesi var mı? Yok.

“Darbeyi ABD yapmıştır. Bu bir işgal girişimidir” konusu nereden çıkıyor, bir beka sorunu yok mu?

Katılmıyorum. Yani Erdoğan’ın büyük işlerin altına imza attırılabilmesi içi beka sorununa inandırılması gerekiyordu.

Erdoğan’ın da bundan haberi yok, kandırıldı, diyorsunuz.

Yani buna benzer bir darbe girişiminden kahraman olarak çıkmadığı sürece ne başkan olabilirsin ne uluslararası suçlardan yırtabilirsin, ne de devleti böyle takır takır yönetebilirsin. Mesela benim Erdoğan’a olan muhalefetime hayret ediyorlar. “7 düvelin yıkmaya çalıştığı adamı sen eleştiriyorsun” diyorlar. Beka sorunu diye de bir şey yok. Erdoğan gittiğinde de bir şey olmayacak.

15 TEMMUZ BASİT BİR ANKARA VAKASI DA DEMİŞTİ

Eliaçık bu açıklamalarının dışında 15 Temmuz için 'Bu basit bir Ankara vakasıdır' ifadesini de kullanmış ve şunları dile getirmişti:

" Erdoğan bir kuruluş miti yaratmaya çalışıyor. Bunun için bir hikâye yaratılması lazım. Demokratik yollarla iktidara gelmek kuruluş miti için yetmiyor. Bir belediye başkanı çıktı, kanalizasyonlar, yollar yaptı, sonra başbakan oldu, sonra da cumhurbaşkanı. Hikâye, sistem içindeki yükseliş burada bitiyor. Sistemin de ilerisine geçip, sistem kurucu bir mit yaratmak için daha büyük hikâye lazım. Bu hikâye de genellikle savaştır. Bir kurtuluş savaşı olması ve bu savaşı kazanması ve oradan da bir kahraman, kurtarıcı olarak çıkması lazım. Bu ihtiyaç, çakma bir şekilde darbeyle giderilmeye çalışıldı. Hatta 15 Temmuz, kuruluş miti yaratmak için abartılmıştır. Aslında 15 Temmuz, basit bir Ankara vakasıdır. Toplarsın 100 generali, içeri atıp yargılarsın, biter! Ama ne yapılıyor? 140 bin kişi işten atılıyor, 40 bin kişi hapse sokuluyor, 238 kişi hayatını kaybediyor. Onların her birinin ismi bir durağa, köprüye veriliyor. Her konuşmada “darbeye karşı çıkan millet, tankın altına yatan vatansever” denerek isimleri yüceltiliyor.
Gerçek bu değil. Bu, bir üfürükte çökecek bir mit. Ankara’da ne oldu? Genelkurmay başkanıyla MİT müsteşarının, ileride bir dönem Erdoğan’la tamamen ters düşerek çıkıp televizyonlarda itiraflarda bulunduğunu ve darbenin nasıl olduğunu açıkladığını düşünelim. Her şey çöker o zaman. Nitekim bunların ikisi de konuşmadı, ifade vermeye bile gitmedi. Uyduruktan bir komisyon kuruluyor ve asıl önemli iki isim gidip konuşmuyor. Dediğim gibi, bunların ikisinin konuşmasıyla her şey çöker ve çökecek de. Hatta hayatını kaybeden insanların aileleri bile bir dönem çıkıp AKP yönetimi aleyhine slogan atabilirler. “Ne yaptınız siz, ölümleri önleyebilirmişiniz” diyebilirler. Büyük ihtimalle derinlerde birileri çıkıp “başkanlık istiyorsan, büyük hikâye lazım” dedi. FETÖ dendiğinde akan sular duruyor, kimse bir şey diyemiyor. OHAL çıktı, KHK’lar çıktı, ardından başkanlık… Evet, bir asabiyet yaratılmaya çalışılıyor. Cumhuriyetin kuruluşunda da böyle bir asabiyet yaratıldı. Bütün kurucu mitler, asabiyet yaratmak için abartılıdır."

"BU SİSTEMİN TEMELİ 15 TEMMUZ'DUR..."

2017 yılında Eliaçık bunları söylerken bir yıl sonra yani 20218 yılında ise CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu, Birgün Gazetesi'nde bir yazı kaleme almış ve 'Bu sistemin temeli 15 Temmuz'dur' ifadelerini kullanmıştı. Kaboğlu, devletin hukuktan uzaklaştığını döviz artışının hukuktan uzaklaşmayla paralellik gösterdiğini söylemişti. Kaboğlu, "15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi olmasaydı monokrasi kurulamazdı" diyerek, "Buna karşılık, 15 Temmuz ile tek kişi yönetimi arasındaki neden-sonuç ilişkisi, fukaralaşma için kullanılamaz" ifadesini kullandığı "Monokrasi yerleştikçe fakirleşme derinleşiyor" başlığıyla yayımlanan yazısında şunları söylemişti:

Avro ve dolar karşısında Türk Lirasının sürekli değer kaybetmesi, bütün yurttaşların günün her saatinde hissettikleri bir süreç. Üstelik süreğen ve hızlı; öyle ki, siyasal ve idari karar alma düzeneklerinde tek kişi belirleyici hale geldikçe, Devlet hukuktan uzaklaşıyor. Hukuktan uzaklaşma ile döviz artışı arasındaki paralellik açık. Paramızın değeri azaldıkça, geçim kaynakları yerli olan bütün yurttaşlar fakirleşiyor.Sonuç olarak; eğer 15 Temmuz Darbe Girişimi olmasa idi, monokrasi kurulamazdı. Buna karşılık, 15 Temmuz ile tek kişi yönetimi arasındaki neden-sonuç ilişkisi, fukaralaşma için kullanılamaz. CBK düzenlemelerine göre, bütün kişi ve makamların kendisine karşı sorumlu olduğu kişi, anayasal açıdan icraatları nedeniyle sorumsuz kılınmış olsa da, keyfi yönetim ile fakirleşme arasındaki ilişki oldukça saydam. 

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 13.07.2021 07:44
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol