banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel Ülkü ocağı Erdal Beşikçioğlu Liderlerim form grafiği

ANAVATANI TÜRKİYE Mİ?

Blucine her yıl 40 milyar dolar harcanıyor. Bir kadın ortalama yedi, erkek altı kota sahip. Erkeklerin yüzde 40'ı, kadınların yüzde 70'i aldığı kotun kendisine uymadığını düşünüyor. Blucin yeni yaşına girerken...

ANAVATANI TÜRKİYE Mİ?

 Oh Memo, burası San Francisco, Amerika… Sanayileşen bir ülke ve o ülkenin belkemiği işçiler, madenciler… Ve onların maden ocağında geçen birkaç saatten sonra yırtılan, yıpranan kumaş pantolonları… Derken, çadır bezi üreticisi olan Levi Strauss, birkaç bez parçasını üst üste diker ve daha dayanıklı bir kumaş haline getirir. Ve hop! Bir anda blucin akımı ortaya çıkar, alevlenir!

100 yıl öncesi

Oh Memo, burası Texas, Amerika… Herkes çizme, fötr, kot pantelon. Öyle bir yaşam… San Francisco’da doğan blucin, başta madenciler olmak üzere bir anda tüm işçi sınıfının gözdesidir artık. Ve Vahşi Batı’nın kovboyları sayesinde de tüm ülkeye yayılıverir. Birbirine bakır perçinlerle tutturulan blucinler, tüm ülkede işçinin, emekçinin üniforması haline gelir kısa zamanda.

70 yıl öncesi

Oh Memo, burası New York, Amerika… II. Dünya Savaşı sırasında fabrikalara sıkışıp kalan blucin, artık sokağa taşmıştır. Ve çok kısa zamanda popüler kültürün bir simgesi haline gelmiştir. Özellikle düzene/sisteme karşı gelen asi gençler bu pantolonu tercih edince, birçok restoran, tiyatro ve benzeri elit yerde kot giyenlere “Arkadaşlar, yerimiz yok” muhabbeti yapılır.

Ve son 50 yıl

Ve burası tüm dünya! James Dean, Elvis Presley gibi yıldızların da tercih etmesiyle birlikte blucin yediden yetmişe herkesin gözdesi haline gelir. Artık çiçek çocukların, hippilerin, rock yıldızlarının, anarşistlerin, işçilerin, zenginlerin altında o vardır. Blucin, basit bir kıyafet parçasından çok kültürel bir fenomendir. Hem de yılda 40 milyar dolar harcatacak büyüklükte bir fenomen!

Yukarıda okuduğunuz blucinin kısa bir hikâyesi... 140 yıl önce bugün, Levi Strauss ve Jacob Davis’in patentini almasıyla başlayan yolculuk, bugün dünyada milyarlarca insanın üzerinde taşıdığı bir kimliğe dönüştü.

Söz konusu beden olunca kot sizin en yakın arkadaşınızdır. Çünkü bedeninizle ilgili size en açıksözlü o yaklaşır. Ancak kilo aldığınızda da sizi ilk terk edecek, bu ‘dünyayı dar edecek’ odur.

Kot, maymun iştahlılığın da simgesidir aynı zamanda. Dolapta asılı ne kadar kotunuz olursa olsun, sahip olduklarınız sizi mutlu etmez. Ya dar gelir, ya pot yapar ya da üzerinizdekine uymaz!

Kötü günde sırtınıza ilk hançeri o vurur. Sıcak havada pişirir, terletir. Beterin beteri ise içeride sıkışan boxer’ın tangaya dönüşerek ‘araya kaçması’dır… Giyildiğine pişman eder, hayattan soğutur.

Ne var ki, kot pantolon bir elmanın en uyumlu diğer yarısıdır. Her kesim gömleğe, her model cekete, her renk ayakkabıya uyum sağlar...

KOTUN ANAVATANI YOKSA TÜRKİYE Mİ?

Her ne kadar kotun doğum yeri ABD olarak kabul edilse de Prof. Dr. Halil İnalcık’a göre kotun anayurdu Türkiye… Bu teze göre kot kumaş, ilk olarak Batı Anadolu ’da üretilmiş: “15-17. yüzyıllar arasında, Denizli ve Akhisar yöresinde çok fazla pamuk yetiştiriliyordu. Türk pamuğu ince elyaf değildi. Dolayısıyla yapılan kaba pamuklu elbiseleri, köylü ve fakir insanlar kullanırdı. Daha sonra pamuklular Hindistan’dan gelen mavi boya (çivit) ile boyanmaya başlandı.”

İnalcık’a göre İzmir’e getirilen bu kaba mavi pamukluların ilk ihracatı 16. yüzyılda Fransa’nın Marsilya kentine olmuş: “Buradan İspanyollar tarafından Amerika’daki kolonilerine götürülüp çiftliklerde çalışan Afrikalı kölelere giydirildi. Amerika’nın başarısı ise kot pantolonu bir sanayi haline dönüştürmekte oldu.”

MUHTEŞEM KOT'UN HİKAYESİ

Türkçede ‘kot’ kelimesi, bu kumaşı ülkemize ilk getiren Muhteşem Kot adlı işadamının soyadından geliyor. Türkiye’deki ilk kot üretimini yapan Kot, 1940’ta Fransa’da blucinle karşılaşır. Kumaşın sağlamlığına ve tabii ki dikim tarzına hayran kalan Kot, hemen Türkiye’de üretmeye karar verir. 1960’ta da ‘kot’ adını markalaştırırlar.

KOTLA İLGİLİ AZ BİLİNEN GERÇEKLER

Kot yapımında kullanılan ‘denim’ kumaşının adı, Fransa’nın Nimes kentinden gelmektedir. Blucin ise ‘Bleu de Genes’ yani ‘Cenova Mavisi’ tabirinden türemiş.

Uzun bir süre erkekler tarafından giyilen blucin, 1950’lerde unisex bir kıyafet haline gelmiş. Ancak o zamanlar kadınların fermuarı aşağıya doğru değil, yana doğru, enlemesine açılırmış..

ABD’li bir kadının dolabında ortalama yedi, erkeğinkinde altı kot pantolon asılı. Ancak kadınların yüzde 70’i, erkeklerin ise yüzde 40’ı hâlâ uygun kotu bulamadığını düşünüyor.

En pahalı kot, arka cebi elmaslarla işli olan ‘Secret Circus’ marka kot. Fiyatı 1.3 milyon dolar… ‘Dussault Apparel Thrashed Denim’ın bedeli 250 bin dolar.

Dünyanın en geniş kot pantolonu 60 metre uzunluğunda, 35 metre genişliğinde ve üç ton ağırlığında. Çin’de üretilen bu pantolon rekorlar kitabına girmeyi başarmış.

Ve acı ama gerçek. Kotların taşlanması sırasında havaya karışan kum tozları, işçilerin akciğerine dolarak silikozis isimli bir hastalığa neden oluyor. Ve sadece Türkiye’de 2009–2011 arasında 50’ye yakın işçi bu hastalıktan hayatını kaybetti!

yuzdeyuzhaber

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.