banner829
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel diyet ürünler PKK tatlandırıcılar zararlı mı

KARATAY HOCA HAKLI ÇIKTI!

Prof. Dr. Canan Karatay hocamızın beslenme ve kilo verme konusunda anlattığı her şey doğruymuş...

KARATAY HOCA HAKLI ÇIKTI!

 Bakmayın Prof. Dr. Canan Karatay’ın meslekten men edildiği rivayetlerine. Bugüne kadar bize beslenme ve kilo verme konusunda anlattığı her şey doğruymuş. Batı bunu keşfetmekte geç kaldı ama anlaşılan o ki kırmızı et, tam yağlı süt ürünleri ve tereyağ artık düşmanımız değil. Yeniden sofralarımızın bir parçası haline geldi, hatta tereyağlı kahve gibi bir güzellik bile mönüye dahil oldu. Ve ister istemez ortalığı düşük karbonhidratlı, yağ bombası reçeteler sardı. Yeni çıkan “The Real Meal Revolution” adlı kitabın yazarlarına göre bunlar aslında zararlı olmak şöyle dursun, zayıflatan “yağı-kafana-takma yiyecekleri”... 


Thomas Mann’ın “Değişen Kafalar” diye bir romanı var. Mann bu küçük, ama fazlasıyla güzel romanında 12. yüzyıla ait bir Hint efsanesini yeniden anlatıyor. Kahramanlarından Şridaman, Brahman soyuna dayanan tüccar bir aileye mensup, narin yüzlü, hımbıl bir genç adam. Çok okuyor, dünya meselelerine çok kafa yoruyor ve haliyle pek hareketsiz. En yakın arkadaşı Nanda ise halktan biri, güçlü kuvvetli. Demircilik yapıyor, sığır güdüyor... 

Uzatmayayım, olaylar öyle gelişiyor ki ikili günün birinde kendilerini kıran kırana dövüşürken buluyor ve nasıl oluyorsa oluyor kılıçla birbirlerinin kafalarını kesiveriyorlar. Ölü- yorlar yani. Şridaman’ın karısı Sita da her şey eski haline gelsin diye tanrılara yakarıyor. Efsane bu ya, dileği kabul ediliyor. Güneş doğmadan hemen önce ona verilen şifalı merhemi kesik kısımlara sürerek ölülerin kafalarını bedenlerine yapıştırıverecek... Genç kadın talimatlara harfiyen uyuyor ama karanlıkta açık seçik göremediği için yanlış- lıkla Şridaman’ın kafasını Nanda’nın bedenine, Nanda’nın kafasını da Şridaman’ın bedenine ekliyor. “Değişen Kafalar” da zaten, Sita’nın bu “küçük” hatasının yol açtığı vahim sonuçların romanı. Bizi ilgilendiren kısma gelince; Sita’nın hatası sonucu incecik, çevik bir bedene kavuşan Şridaman, bir süre sonra yeniden miskin, hımbıl birine dönüşürken Nanda’nın yeni tombul bedeni çok geçmeden eski “fit” görünümüne kavuşuyor. Kıssadan hisse?

ÖNCE KAFANIZI DEĞİŞTİRİN!


Çok basit: Hayatınızda bir şeylerin değişmesini istiyorsanız, önce kafanızı değiştirmelisiniz. Fakat açıkçası biz zayıflamak isteyenler olarak sürekli kafamızı değiştirmek zorunda kalmaktan bıktığımızı hatta bu yüzden artık resmen başımızın döndüğünü söylersem, eminim bana hak verirsiniz. Öyle ya; her geçen gün yeni bir diyet yöntemi çıkıyor, her geçen gün uzmanlardan yeni zayıflama tavsiyeleri geliyor. Ve biz, bilhassa da benim gibi zayıflamak isteyenler bu keşmekeşte kayboluyoruz. Zayıflama sektörü aynı zamanda bir savaş arenası gibi. Doktorlar birbirlerini suçluyor, diyetisyenler meslektaşlarının teorilerini çürütmeye gayret ediyor. 

O yüzden geçen gün Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli, “İngiltere’de yeni bir diyet kitabı çıkmış, kapağında ‘Dr. Karatay yüzde 100 haklıdır!’ yazsa yeridir” dediğinde şaşırdım. Köy tereyağının, zeytinin, yumurtanın, kırmızı etin metabolizma açısından yararlarından bahseden, zayıflamak isteyenlerin bunlardan bol bol tüketmesi, ekmekten, tahıldan, pilavdan, patatesten ise zinhar uzak durması gerektiğini öğütleyen Canan Karatay mı? Hani şu huysuz ve şeker kadın. Geçenlerde para cezası verilen... Adı geçtiğinde bazı doktorların, diyetisyenlerin bıyık altından güldüğü...


Selçuk Tepeli’nin tavsiyesiyle aldığım “The Real Meal Revolution”da (Gerçek Gıda Devrimi) anlatılanlar gerçekten de Dr. Karatay’ın yıllardır savunduklarıyla aynı. Cape Town Üniversitesi’nde görev yapan spor bilimi hocası Tim Noakes, Paleo Taş Devri Diyeti savunucularından diyetisyen Sally-Ann Creed ve aşçı Jonno Proudfoot’un yarattığı kitabın büyük ilgi görmesinin sırrını anlamak kolay: Bugüne kadar yasaklanmış ne varsa buradaki tariflerde serbest. Hepsi doğal, yani işlenmemiş olmak koşuluyla en yağlı krem peynirler ve etler, tam yağlı sütler, leziz parmesanlar, yoğun kıvamlı süzme yoğurtlar... Ve tabii bol tereyağı. “Light” ürün tavsiyeli “kıytırık” listelere alışmış benim gibiler için adeta cennet sofrası. 

TEREYAĞI ARTIK SOFRALARIN BAŞ KÖŞESİNDE

Kırmızı eti artırıp tahılı azaltmak yeni bir buluş değil tabii. Avcı atalarımız Paleolitik Çağ’da böyle besleniyordu. “The Real Meal Revolution”un bu konudaki kitaplardan farkı, mönüde bol miktarda süt ve süt ürününe, en başta da tereyağına yer vermesi. Oakes, Proudfoot ve Creed’in esas ilham kaynağıysa, 19. yüzyılda yaşamış bir İngiliz cenaze levazımatçısı. (Kulağa pek hoş gelmiyor ama ne yapalım, zayıflamanın sırrını keşfetmeden önce adamın yaptığı iş buymuş.) 

Şişman biri olan William Banting, sofrasında tam yağlı süt ve süt ürünlerini, kuzu butları ve böbreklerini artırıp Victoria dönemi İngiltere’sinin gözde besinleri şeker, bira, ekmek patates dörtlüsünü keserek bir yıl içinde inanılmaz kilo vermiş, sonra da oturup sistemini yazmış. “The Real Meal Revolution”ın yazarları ona bir selam göndermek için “düşük karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmek” anlamında “banting” diye bir kelime bile icat etmişler. “The Real Meal Revolution”ın en önemli özelliği Noakes, Creed ve Proudfoot üçlüsünün son derece leziz yiyeceklere yer vermesi. Yani bol yeşillik, koyu yapraklı sebzeler, her türlü et ve balık, yumurta, peynir yiyerek zayıflıyorsunuz. Tereyağının sözünü bile etmeyeyim, çünkü o zaten baş köşede. Mönüde işlenmiş gıdalara, soya ürünlerine, şekere ve patates, pirinç gibi yüksek karbonhidratlı ve nişasta içeren tahıllara ise hiç yer yok. 

HIZLI KİLO VERMENİN PÜF NOKTASI BESLEYİCİLİK 

Sally-Ann Creed’e göre işin püf noktası, besleyici ve içerik bakımından zengin yiyecekler tüketmek. Protein ve kaliteli yağ içeren besinler sizi doyuruyor, saatler sonra bile aç hissetmiyorsunuz, ayrıca metabolizmanızın hızlı çalışmasını sağlıyorlar. Karbonhidratlar hem açlık hissini tam olarak gideremiyorlar, hem de vücudun yağ depolamasına yol açan bir hormon olan ensülin üretimini artırıyorlar. Böylece yemek yedikten kısa bir süre sonra yeniden acıkıyorsunuz. Ensülin direnciniz ne kadar yüksekse, karbonhidratları yakmanız o kadar güç oluyor. 

“Düşük karbonhidratlı, yüksek yağlı yiyeceklerden korkmak gereksiz, onlara ‘yağı-kafana-takma yiyecekleri’ desek yeridir” diyor Jonno Proudfoot. Proudfoot’un sık acıkma probleminden mustarip kişiler için leziz mi leziz bir milk-shake formülü de var: yandaki sütunlarda okuyacaksınız, hindistan cevizi kreması, tereyağı ve yağlı sütle yapılan bu kakaolu karışım Proudfoot’a göre “iştah kesen en doğal formül”. Tim Noakes bu beslenme biçimini yüksek tansiyon veya tip 2 diyabetlilere de tavsiye ediyor. Ayrıca “Real Meal Revolution” diyetiyle daha enerjik olacak, daha güzel uyuyacak, konsantrasyon sorunu yaşamayacaksınız. Başta da söylediğim gibi, belli ki artık kafayı değiştirmek zamanı. Ne diyelim, denemeye değer... 




CANAN KARATAY NE DEMİŞTİ?

‘Zeytinyağı anne sütüyle aynı’ 

“Tam yağlı ve doğal olan besinler tüketilmeli. Mesela zeytin, soğuk sızma zeytinyağı, yayık ayranı, süzme yoğurt. Ve tabii ki Trabzon, Urfa ve Malatya yörelerimizin katkısız tereyağı. Saf köy tereyağı, hem sağlıklıdır hem de buzdolabında bile katılaşmaz. Zeytinyağının içeriği de anne sütünün aynısıdır. Tek fark, anne sütünde hayvansal kolesterol varken, zeytinyağında bitkisel kolesterol olması... Bunlar her gün gereği kadar vücudumuza girmelidir.”

‘Köy tereyağından korkmamalıyız’ 

“Zararlı dediğimiz yağlar, trans yağlardır. Kızartmalardaki ya da işlenmiş gıdalardaki trans yağlar kanserojendir. Bunlara dikkat edilirse, hastalık da kalmaz. Mısır özü ve ayçiçeği yağı belki çiğ olarak kullanılabilir ama ikisi de ısındığı zaman aşırı miktarda trans yağ oluşturur. O yüzden yemek yaparken tereyağı, zeytinyağı veya fındık yağı kullanmalı ve bunlardan asla korkmamalıyız.”

‘Yapay gıdalarla sadece açlığınızı bastırırsınız’

“Neyin ne kadar yeneceğine dair miktar veremem, doyunca yemeyi bırakacaksınız. Ben diyetisyen değilim, anlattıklarım da diyet değil, sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam için şifreler veriyorum. Dünyada 8 milyar insan var ve herkes farklı. Kendi vücudunuzu tanıyıp ona göre beslenin. Açlığınızı bastırmanız, vücudunuzun iyi beslendiğini göstermez. Yapay gıdalarla sadece açlığınızı bastırabilirsiniz. Vücut hücreleriniz ihtiyaç duyduğu gıdalarla beslenirse, güçlü, dinç bir bedene sahip olur, hastalanmazsınız.” 








NE YEMELİ, NE YEMEMELİ 

Yeşil liste (serbest yiyecekler)

Hayvansal protein, kırmızı ve beyaz et, balık, yumurta, tam yağlı süt ve süt ürünleri, tereyağı, zeytinyağı, fındıkyağı, makademya yağı, avokado, koyu yeşil yapraklı sebzeler. 

Turuncu liste (‘eh işte’ yiyecekler)

Her türlü meyve, kestane ve kaju, havuç, patates ve yer elması. 

Kırmızı liste (yasak yiyecekler) 

Karbonhidratlar ve tahıllar, şekerli yiyecekler, beyaz pirinç, işlenmiş, paketlenmiş gıdaların çoğu.

AKLANAN YİYECEKLER


Uzun süre kandaki kolesterolü yükselttiğine inanıldı ama şimdilerde yumurta sarısının aslında ne büyük bir vitamin ve mineral deposu olduğu yeniden hatırlanıyor. 

Pancake’leri tatlandırmakta kullandığımız akşaağaç şerbeti hem enfeksiyon kurutucu hem de antikanserojen maddeler içeriyor. 

Çok yağlı oldukları için uzak durmamız beklenen kuruyemişler hem sağlıklı ve doyurucular, hem de içerdikleri lifler, vitaminler ve mineraller sayesinde vücudu kalp hastalıklarına ve kansere karşı güçlendiriyor. (GÜLENAY BÖREKÇİ)

Habertürk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma kucukkoylu 1 yıl önce

Her zaman canan karatay listeleri yöntemiyle beslendim yaşım kirk beş elli dokuz kiloyum her zaman doğal beslendim