banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel hastalık bir definedir MHP Osman Demir

VERDİ, VERİŞTİRDİ...

Erdoğan, kendisini eleştiren Alman medyasını ve Türk milletvekili Cem Özdemir'i de sert sözlerle eleştirdi.

VERDİ, VERİŞTİRDİ...

  Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın konuşmalarından satır başları şöyle:

Fransa'dan Cannes film festivalinde büyük ödülü kazanan yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan'la gurur duyduk. Telefonla arayıp kendisin kutladım.

Mavi Marmara gemisinde yaralı olan ve geçtiğimiz gün şehit olan kardeşimize Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.

UĞUR KURT'UN ÖLÜMÜ
Okmeydanı'nda çıkan olaylarda hayatının kaybeden Kurt'un babasını aradım başsağlığı diledim. Olaylarda yaralanan polislerimizi de arayıp geçmiş olsun dileklerimizi ilettik.

Kürt ve Alevi vatandaşlarımız üzerinden iki mesele devamlı kaşındı. Bu ülkenin asli unsuru olan savaşlarda ve kuruluşumuzda yer alan Kürt kardeşlerimize bize kadar red, asimilasyon ve inkar politikları uygulandı. Alevi vatandaşlarımızı görmezden geldiler. Dersim'de Aleviler katledildi, binlercesi techire zorlandı. CHP'de hiç bunlara karşı çıkan gördünüz mü? Şu anda CHP'nin genel muhalefeti hiç konuştu mu? Konuşamaz. Çünkü bu işin sorumlusu CHP'dir. Kahramanmaraş'ta, Sivas'ta, Gazi Mahallesi'nde acı olaylar yaşadık. Türkiye ne zaman kalkınmaya başlasa ya teröre maruz kaldık ya da içimizde darbelere maruz kaldık. İçeride ve dışarıda bazı eller işbirliği yaptı. Türkiye'nin enerjisini tüketmek için beraber çalıştılar. Şunları kendimize soralım. Japonya iki atom bombasıyla yıkıma uğradığı halde bugün nasıl oldu da dünya devi oldu?  Almanya 2. Dünya Savaşı'nda yerle bir edidliği halde bugün nasıl oldu da en büyük ekonomilerden biri olmuştur?

Biz ise neredeyse 35 yıldır tüm enerjimizi teröre harcadık. Bir başörtüsü yasağı başlattılar, eğitim hakkını elinden aldıkları gençler üzerinden bu güzel ülkemize yazık etmediler mi? Bu ülkede anneler kendi dillerinde konuşurlarsa ülke bölünür diye korkuttular. Biz bu yasağı kaldırdık. Ülkemiz daha da büyüdü. Millet olarak anlamsız yasak ve gündemlerle onyıllarca hatta asırlarca bizi engellediler. Her 10 yılda bize ağır faturalar ödettiler. Bu oyunları milletçe görmemiz lazım.

GEZİ OLAYLARI
Geçen yılın Mayıs ayında Türkiye adeta şaha kalkmıştı ve böyle bir dönemde umutla geleceye bakıyorduk. Sonra Gezi Parkı eylemleri oldu. Neydi 12 ağaç sökülmüş. Bunu istismar edip dalga dalga ülkeye yaydılar. Legal ve illegal örgütler o kadar sistemli ve hazırlıklı saldırdılar ki demokrasi ve ekonomimiz yara aldı. Faizler yükseldi, yatrımcıları kaçırmaya çalıştılar. Sokaklardaki vandallık dış basına sanki Türkiye'nin her yerinde bu olaylar yaşanıyormuş gibi servis ediyorlar. Anamuhalefetin genel başkanı ve vekilleri bunların yanında yer alıyor. Para veriyor, polise küfür ediyorlar. Gazeteleri yalan yanlış yazıyorlar. İşverenler ve örgütleri el birliği ederek bu olayların adeta sorumlusu olarak bizi göstermeye çalışıyorlar. Allah'a hamdolsun dik durduk, eğilmedik ve bükülmedik bu saldırıları bertaraf ettik.

17-25 ARALIK OPERASYONLARI
Gezi tutmadı, 17 Aralık ve 25 Aralık'ta yolsuzluk kılıfı altında yine saldırdılar. Ülkeyi seçime götürdük ve millet darbe heveslilerine cevabı sandıkta verdi.

ALMANYA MİTİNGİ
Geçen hafta sonu Almanya'daydık. Orada bizim toplantının yapıldığı salonun olduğu yerin hemen karşısında Ali'siz Alevilere miting yaptırdılar.  Adeta bizim toplantımızı nasıl sabote ederiz, bunun gayretini gösterdiler. Alınan önlemler başarılıydı ve Almanya'daki kardeşlerimizle coşkulu buluşmamızı gerçekleştirdik.

DHKP-C VE KILIÇDAROĞLU
DHKP-C'nin eğitimi Yunanistan'dan aldığını biliyorduk. Onlara karşı bir operasyonla temizlediler. Ancak tam sıfırlandı mı bunu bilemeyiz. İsteseler de istemeseler de Türkiye güçlenme damarını yakalamıştır.

Anamuhalefet genel müdürünü çok kez uyardım. Bu örgütle aranıza mesafe koyun dedim. Malum Tunceli milletvekili için de uyardım. CHP'li vekilleri Esed'e götürenin Reyhanlı saldırısına karıştığını ortaya koyduk. CHP içinden bir vekil çıkıp da bunlara 'siz ne yapıyorsunuz' demedi. CHP sadece tahrik eder. Faili oldukları Dersim olayları için yüzleşme cesareti bulamadılar. 

Soma'da bile Alevi vatandaşlarımızı toplayıp oraya götürmek istiyorlar. Acaba buradan ne çıkarabiliriz diye çalışıyorlar. Okmeydanı'nda gördük. Silahla ortaya çıktılar. Silahla hangi sorun çözülmüştür.  Çıkmış biri, Barolar Birliği Başkanı konuşuyor. Diyor ki 'Başbakan sadece cam çerçeveyi konuşuyor' diyor. Alevi vatandaşlarımız iki yüzlü siyasetçilere prim vermesin. Biz yeni Burkacan'ların terörün içine sokulan yeni Berkin'lerin acısını yaşamak istemiyoruz.

PKK'NIN KAÇIRDIĞI ÇOCUKLAR
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde evlatları dağa kaçırılan ailelerin eylemlerini yürekten selamlıyorum. 15 yaşındaki çocukları dağa kaçırılan anne-babaların feryadlarını  tüm Türkiye'nin görmesini istiyorum. Ey HDP neredesin! Gidin alın gelin o evlatları. Dünya medyası nerede? Türkiye'de bir kısım medya nerede? Nerede neyin nasıl olduğunu gayet iyi biliyoruz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de B planımız devreye girecek. Biz annelerine çocuklarını getirmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

ALMAN MEDYASI
Hafta sonu Almanya'daydık. Orada Soma faciası nedeniyle bir kutlamadan çok anma programı oldu. Bizin ziyaretimizi provoke etmek istediler. Alman medyası ve bazı siyasetçiler ırkçı söylemlerde bulundular.  Hatta Türkiye'den de bir kısım medya  bizim oraya gitmememizi istedi. Çok ciddi tedirgin oldular. Ancak gayet güzel bir şekilde görüşmelerimiz yaptık. Ardında da Köln'de vakur kardeşlermizle hasret giderdik.

CEM ÖZDEMİR
Ancak sözde bir Türk, orada bir partinin eş başkanı. Sen nasıl bir demokratsın? Senin oraya gitmem neden rahatsız ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı için nasıl böyle sözler söylersin? Biz saygıyı yerine göre  en güzel şekilde ifade etmesini de biliriz. Ama önce sen kökenin itibariyle bu şekilde konuşmazsın. Nerede milletvekili olursan ol. Önce haddini bil. Milletten yüz bulamayanlar Avrupa başta olmak üzere Türkiye aleyihne karalama kampanyası yürütüyor.

MEDYA
En son Soma'da uluslararası bir medya kuruluşunun muhabiri olan Türk gazetecinin, iki kadını figüran olarak kullandığını yalan haber yaparak bütün dünyaya servis ettiğini gördük yaşadık. Aslında bu kadınlar başı açık. İkisinin de başlarını örtüyor. Üstü şişhane altı kaval. Sırıtıyor. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Nedir bu hal? Bununla güya bizim insanımızı farklı gösterecek. Böyle bir gayretin içine giriyorlar. Ama devran değişti. O bu tür bir dezenformasyon suretiyle aleyhte kampanya yapacağını zannederken suç üstü yakalandı.

Gezi sırasında, 17 Aralık darbe girişiminde bu ve benzer muhabirlerin mesleki onurlarını nasıl çiğnediklerini gördük. Türkiye'nin imajı yalan haberlerle yıpranacak kadar zayıf bir imaj değildir artık. O devir gerilerde kaldı. Hem bu kürsüde hem de Köln'de söyledim. Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye 100 yıl önceki gibi Mondros ile Sevr, Lozan ile masanın kenarına iliştirilmiş bir ülke asla değildir. Masanın altından zaman zaman zevkle zaman zaman ikazla ayakların birbirine tokuşturulduğu dönem değil. Onlar geçti. Köprünün altından çok sular aktı. Bu ülkede sorunları kaşıyarak etnik köken, din mezhep yaşam tarzı farklılıklarını tahrik ederek kimsenin operasyon yapmasına müsamaha göstermeyiz. Kimsenin bu devleti azarlamasına eyvallah demeyiz. 

AVRUPA BİRLİĞİ
Bazıları AB noktasında ne oldu diyor? Bunu diyen köşe yazarlarına sesleniyorum. Biz iktidara geldiğimizde bir fasıl açılmış mıydı? Türkiye müzakerelere oturacak bir ülke dahi değildi. Biz geldik fellik fellik şu kişi o zaman Başbakan dahi değildi. O zaman genel başkandım. 14 ülke dolaştım 15 günde... Buna ABD de dahil: Sayın Bush'la oturduk bunu konuştuk. Ben bir genel başkan olarak konuştum. Başkan Bush'la görüştüm. O zaman 15 üye ülke vardı. 13 tanesini dolaştım. Hepsini ziyaret ederek süratle müzakerelere oturmak için adımları attık. Hamdolsun Başbakanlık dönemimde de müzakerelerin başlatılması kararını çıkarttık. 14 fasıl var. Hepsi açılmadı. 

Çünkü Fransa farklı bir tavır koyuyor, Almanya farklı bir tavır koyuyor. 15 üye iken ortada olan müktesebat farklıydı, 25 üye oldu uygulamalar değişti. Bakıyorsunuz AB'ye alınan üyeler uygun oldukları gerekçesiyle değil bir çoğu siyasi kararla alındı. Bu gerçeği de bilelim. Fakat buna rağmen biz sabırlıyız. Dersimize de iyi çalışıyoruz. Bizim bütün kurumsal yapımız AB müktesebatına uygun olarak oluşturuluyor. Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı çok net bir şekilde ortadadır. Yükselen ırkçılık İslamofobi'nin hatta anti semitizmin panzehiri Türkiye'dir.

Şu anda da yaklaşım hala aynı. Fakat bunlara rağmen biz sabırlıyız. Dersimizi de iyi çalışıyoruz. Bizim kurumsal yapımız AB’ye uygun olarak oluşturuluyor olgunlaştırılıyor. İşte bugün şu anda, Türkiye’nin AB’ye ihtiyacından çok Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı net biçimde ortaya çıkmıştır. Yükselen ırkçılığın, antisemitizm’in panzehiri Türkiye’dir. Son yıllarda bazı AB üyesi ülkelerde, Türkiye iç politika malzemesi yapılmak isteniyor. 

Bakın Mısır’daki darbeye. Avrupa darbe diyemedi. Suriye’de insanlık dramını gündemine dahi alamadı. Filistin’deki trajedi on yıllardır zaten görülmüyor. Bunun sürdürülemez olduğunu AB görmek durumundadır. Türkiye hükümetine yapılan ayrımcı tavır bize zarar vermez ama Avrupa değerlerini örseler. Biz manşetlerle gelen bir hükümet değiliz, manşetlerle de gitmeyiz. İşte en son 30 Mart’ta manşetlerin milli iradenin yerine geçemeyeceğini herkes gördü. Türkiye hakkında değerlendirme yaparken manşetlere değil gerçek fotoğraflara bakıp değerlendirme yapmalarını, onların iyiliği adına temenni ediyorum.

İşte geçen yıl Mayıs’ta MB rezervi 135 milyar dolardı, şimdi de 130 milyar doları yeniden yakaladı. Olay bu ve borsa ciddi manada düşmüştü, şimdi yine 78 bini falan yakaladı ve aştı. Bakın faiz düşmeye başladı. Ha bu konuda açık net söylüyorum. Almanya dönüşü söyledim. merkez bankası bağımsızdır ayrı bir konu. Ama uygulamaları konusunda kanaat açıklamak bir başbakanın en tabii hakkıdır. Türkiye’de enflasyon yükseldiği zaman vatandaş hesabını MB’ye sormaz. Faizden dolayı yatırımlar çöktüğü zaman hesabını MB’ye bankalara sormaz. Hesabını gelir bize sorar.

Biz atmosferi balans etmekle görevliyiz. Onun için de bizim düşüncelerimiz çok açık nettir. Bu faiz oranı yüksektir. Bunun düşmesi lazım ki, reel yatırım artsın. Ben Lübnan’da söylemiştim. Yine söylüyorum. Bir defa biz sıcak parayla bir ülkenin kalkındığına inanan bir ülke değiliz. Kimse bizi bununla aldatmasın. Biz reel yatırım için gelene mukayese edilemeyecek derecede hoş bakar, ve adımlara desteği veririz. Bize gelecek fayda orada. Eğer siz yüksek faizle kredi vermeye kalkarsanız  benim ülkemdeki özellikle iç sermaye, yerli sermaye yatırım yapabilir mi? Yapamaz. Neyle yapacak? Eğer finansın maliyeti ucuzsa onun yatırım yapma şansı vardır.

Finans sektörü şöyle kar etmiş böyle kar etmiş. E tabi, öyle ballandıra ballandıra anlatılıyor ki, bazı vatandaşlarımız bankaların kapısına üşüşüyor ama birileri onlar kârda yarışıyorlar. Tamam da kardeşim, bir buçuk kazanacağına 750 kazan arkadaş. Buradaki yatırımcıya daha düşük ver. Ama dert daha fazla kazanmanın hırsı ülkeyi yüceltmenin hırsının çok ötesinde.

Kendilerine şunu söylüyorum. ABD’de faiz oranı bir. Japonya’da eksi. Onlar bunu bu şekilde yapıyor da siz niye bunu düşüremiyorsunuz? Elli dereden elli yerden su getiriliyorlar. Onlar bu faizle kazanmıyor mu? Onlar kendi ülkelerini düşünüyor. Benim ifadelerim onları rahatsız edecek. Kendi öz sermayeleriyle değil ha, bütün mudinin imkanlarıyla. Tabi ki açarken bir sermaye koyacak, bu kadar da olsun. Ve Merkez Bankamızla kendilerine de söylüyorum. Siz bugüne kadar açıkladığınız enflasyonlarda hiçbir zaman tutturabildiniz mi? Hep revize ettiniz. Faizi de aynı şekilde. Ama artık yetti bunu söylemek zorundayız. Ve faiz sebeptir. Enflasyon neticedir. Bize değişik yerlerden değişik gerekçeler getiriyorlar. Bırakın o işi. Bir temel unsur söylüyorum. Biz yüzde 63 devletin borçlanma faiziyle aldık. Faiz inmeye başladı indi indi enflasyon da indi. Bu örnek ya, bundan daha güzel örnek olur mu?

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.