banner1668

İmamoğlu Can Akın Çağlar Atamasını Böyle Savundu!

İBB Genel Sekreterliği'ne Can Akın Çağlar'ın atanmasının ardından başlayan tartışmalara İmamoğlu'ndan ilk yorum: Kamu yöneticisi olabilir; ama bir partinin mensubu olmadığını biliyorum

İmamoğlu Can Akın Çağlar Atamasını Böyle Savundu!

İBB Genel Sekreterliği'ne Can Akın Çağlar'ın atanmasının ardından başlayan tartışmalara İmamoğlu'ndan ilk yorum: Kamu yöneticisi olabilir; ama bir partinin mensubu olmadığını biliyorum

09 Temmuz 2020 Perşembe 10:42
İmamoğlu Can Akın Çağlar Atamasını Böyle Savundu!

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erkut’tan boşalan göreve Can Akın Çağlar’ı atanmasına kamuoyunda tepkilere neden oldu. 8 yıl genel müdürlük yaptığı Ziraat Bankası’nda verdiği bazı krediler nedeniyle CHP’li Aykut Erdoğdu’nun yolsuzlukla suçladığı Çağlar, bugün İmamoğlu ile birlikte  gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

“İBB Genel Sekreter Devir Teslim Töreni”nin konuşan İmamoğlu, “Kamu yöneticisi olabilir; ama bir partinin mensubu olmadığını biliyorum” sözleriyle atamayı savundu.

İmamoğlu, İBB’deki tartışmalı atamaya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

İMAMOĞLU: İSTANBUL’U KUCAKLIYORUM
Eleştiri olacak. Tahmin ediyorum kademesine göre hiçbir arkadaşım eleştirisiz göreve başlamadı. Buna Yavuz Bey de birçok insan da dahil. Aynen beni, aday yapıldığımda eleştirenler gibi. Böyle bir süreçtir, değişmez. Hiçbir insanın hesap veremeyeceği konu yoksa, hepsinin hesabını verebiliyorsa bizim için muteberdir. Özellikle kul hakkı, yolsuzluk, hukuksuzluk üzerine… Bu manada eleştiriler olacak. Tanımadan eleştiriler olacak. Bazı yanlış anlamalar olacak. Türkiye’nin özellikle son 20 yılı bu anlamda sıkıntılıdır. Ama ben, herkesle çalışmayı, herkesi kucaklamayı ve herkesin liyakatına, becerisine, inanmışlığına ve kararlılığına dönük bir hissiyatla süreci yönetmeye söz verdim; öyle yola çıktım. Bu manada yolumuzu devam ediyoruz. Can Akın Bey’le de hem sorusu geçen hem basına yansıyan konularda bana hesap veremediği hiçbir konu olmadığı için hem de o bahsettiğim liyakata, inanmışlığa, kararlılığa sahip olduğu için beraberiz. Bir kere CHP içerisinden kimler bu odada vardır diye baksak, tahmin ediyorum bu odanın en az yüzde 75’i CHP içerisinden gelen insanlar. Ama biz, partizanlık bu ülkeyi yönetsin diye seçilmedik. Ben, partiliyim ve partinin en iyi temsilcisiyim. Her partili böyle iddia eder. Ama onun ötesinde ben, bütün İstanbul’u kucaklayan ve her anlayışın içinde olduğu bir sistemi yönetmeye talibim. Kaldı ki, 86 bin çalışanı var bu kurumun. Son 1 yılda alınan insan sayısı 3 bin, 4 bin arasıdır en fazla. Geri kalanı, geçmiş dönemden kalmış insanlar. Ve ben iddia ediyorum; şu anda benimle çalışan 86 bin insanın memnuniyeti, bir önceki dönemden, şu 1 yılda bile en az 2 kat artmıştır. Ben, değişim için görevdeyim. Seçim meydanlarında da söyledim: Her partinin bana oy verdiğini de biliyorum. İktidar partisi de dahil buna. Bazı partilerin yöneticileri bile bana oy verdiğine dönük tahminlerim var. Bu manada; benim bu şehre ve insanlara bakışım böyle. Bu milletin ve bu toplumun ruh halini bozanların tam aksine; biz, terapiye, ruh halini düzeltmeye, buluşmaya ve kucaklaştırmaya geldik.

“Can Akın Çağlar Bey, bir partinin yönettiği bir dönemde kamu yöneticisi olabilir; ama bir partinin mensubu olmadığını biliyorum” diyen İmamoğlu, “Sorduğunuz soruya benim verdiğim cevap, benim bakış açımla ilgili. Evet, iktidar döneminde bürokratlık yapmış; başarılı. Hesap veremeyeceği bir husus olmadığına inandığım, o konudaki bilgileri ve belgeleri topladığım, dinlediğim bir kişi olarak aramıza katılmasından onur duydum. Yine burada, şu anki iktidar partisinin dönemine ait bürokratlık yapmış, yöneticilik yapmış insanlar benimle beraberler ve olacaklar. Bunların sayısı artacak. Çünkü, gün gelecek o sistemi de inşallah bizim anlayışımız yönetecek. O zaman biz, bütün bu partizanlığı, bu kurumların da içinden söküp atacağız. Bu kurumların içinde, barış içinde iş üretmek için, kardeş olmak için, bir arada olmak için, birlik olmak için mücadele vereceğiz. Şu an yaptığımızın tek tanımı budur” ifadesini kullandı.

CHP’lileri yadırgamadığını kaydeden İmamoğlu şöyle devam etti:

Bana olan tepkilerini de yadırgamıyorum. Eleştirilerin de hepsine verilecek cevabım var; aynen burada verdiğim gibi. Bu kadar şeffaf bir görev devir teslimi hatırlıyorsanız bana söyleyin. Bu kadar şeffaflığı ortaya koymamızın da sebebi, biz birbirimize, milletimize güveniyoruz be kardeşim ya. Evet; toplumun cadı avına dönüştürdüler, ama biz orada değiliz. O bakımdan kıymetli bir bürokrasi görevi yapmıştır. Elbette kendi iç dünyasında siyasi görüşü vardır. Ama ortaya koyduğu bir siyasi görevi olmayan, mesleğine tutkulu, iyi de başarılar elde etmiş birisiyle el sıkıştık ve yol yürüyoruz. Özeti, benim adıma bu.

NİHAT GENÇ'TEN OLAY YAZI!
Efendim olay şu, İmamoğlu, eski Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar’ı dün itibariyle genel sekreterliğe atar, kıyamet kopar.

Can Akın Çağlar kim? 2003’ten itibaren sekiz yıl Ziraat Bankası genel müdürlüğü yapmış. Sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) üyesi olmuş. Sonra Eureko sigorta genel müdürlüğü sonra da Türkiye Sigorta Birliği başkanlığı yapmış. Yani AKP iktidarı boyunca tek bir gün boş kalmamış.

Kıyamet niye kopuyor?

Çünkü CHP’li vekil Aykut Erdoğdu, 29 Kasım 2013’de Meclis’te Ziraat Bankası’nın batık kredileriyle ilgili çok sert bir konuşma yapıyor. Şu ifadeleri kullanıyor: Cumhuriyet Türkiyesi’nin en büyük batık kredisi, diyor. 270 milyon euro kredi bir alış veriş merkezine verilmiş.

Sonra, bankaya istihbarat raporu gelmiş, ‘bu kredi batar’ yazıyormuş, bunları Aykut Erdoğdu anlatıyor, sonra yeni bir ‘istihbarat raporu yazılmış’, bu yeni raporda da ‘bu kredi batmaz’ yazıyormuş.

Sonra da kredi verilen alışveriş merkezi iflas etmiş ve kredi de batmış. Aykut Erdoğdu da meclis kürsüsünde saçını başını yolarak Ali Babacan’a ve Ziraat Bankası Genel Müdürü’ne bağırıyor: Bu kredi battı mı? Battı.

Aynı konuşmada Aykut Erdoğdu, ‘bu kalleş medya düzeninde’, sonra ‘ihale baronlarının kanımızı emdiği’ sonra ‘Türk çiftçisine kredi verilmek üzere kurulmuş Ziraat Bankası 270 milyon euro krediyi alış veriş merkezine veriyor’ diyor, sonra, ‘daha şirket dahi kurulmadan verilmiş başka krediler var’ diyor.

Aykut Erdoğdu sonra şunları da diyor: ‘Ziraat Bankası genel müdürünü BDDK’ya atıyorsunuz, yani Ziraat Bankasını denetleme görevini eski Ziraat Bankası genel müdürüne veriyorsunuz.’

Ve Aykut Erdoğdu konuşmasını şöyle bitiriyor: ‘Hiç kimse demokrasiye tecavüz edemez. Biz vekiliz bu mecliste biz karşı çıkarsak bu yolsuzlukları batık kredileri önleriz’ diyor.

Ve dün itibariyle Ekrem İmamoğlu AKP’nin ve Ali Babacan’ın bu yüksek bürokratını İBB Genel Sekreterliğine atayınca ortalık toz duman karışıyor ve gözler Aykut Erdoğdu’ya dönüyor, söylediklerini yutacak mı kıvıracak mı yoksa sözünde direnecek duracak mı?

Bu arada eski CHP’li vekil Hüseyin Aygün şöyle bir tweet atıyor: ‘Sağcı, dinci, AKP’li bu arkadaşta ne buldun Ekrem, hakikaten meraktayız’.

Kaftancıoğlu ise 2013’te Aykut Erdoğdu’yu destekleyen tweetini acilen siliyor.

Dursun Çiçek ise şu tweeti atıyor: ‘Bu genel müdür ben FETÖ kumpasından içerdeyken eşimi Ardahan’a sürdü’.

Ve başta Habertürk, Yeniçağ, Tele 1, Halk TV gibi yayın organlarının cümlesi bu çok manidar atama karşısında suskunluğunu koruyor. Aynı şekilde her .oka atlayan yüzlerce liberal yazar sanatçı da bu arkası karanlık atama karşısında sessiz kalıyor.

Olaylar bitti mi, hayır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev devri yapılırken gazeteciler Can Akın Çağlar’a Aykut Erdoğdu’nun iddialarını soruyorlar. Can Akın Çağlar, şöyle konuşuyor: Benim döneminde bütün soruşturmalar denetlemeler yapılmış ve bankamız temiz çıkmıştır!

Bankayı temiz çıkartan bu denetleme raporlarının FETÖ döneminde yazıldığını da hatırlarsanız Can Akın Çağlar zaten kuzu kuzu kendi ağzıyla olayı güzelce itiraf etmiş.

Yetmedi, Can Akın Çağlar döneminden basına yansımış başka bir haber şöyle: Ziraat Bankası personel alımı yapacakmış, 15 bin kişi müracaat ediyor, Can Akın Çağlar diyor ki KPSS şartını kaldırdık, bankamız kendi sınavını kendi yapacaktır! Acaba kimleri doldurdu?

Olayın özeti bu, dün bu kıyamet koparken herkes Aykut Erdoğdu’nun çıkıp, “Yahu sen bu adam için ‘Türkiye’nin en büyük batık kredisinin faili’ demiştin, şimdi sevgili başkanınız bu adamı başkan yardımcısı yapıyor, ne diyorsun” diye sordu, ancak, Aykut Erdoğdu’nun henüz bir açıklaması yok.

Olan, sonunda yazar Nihat Genç’e oldu. Binlerce makaleyle en çok eleştirisini yaptığım ihtisas alanım ‘sağcılık’ ‘sağcı zihniyet’ ‘sağcı siyasettir’ ve son yıllarda da bu sağcı-muhafazakar yapıların FETÖ’yle nasıl iç içe geçtikleri konusunda ‘uzmanlaştım’.

CHP’li İlhan Kesici daha dün HaberTürk ekranında İmamoğlu’na verip veriştirirken ertesi gün Tele 1’e çıkıp ‘evet topa sert girdim’ diye özür dileyip tükürdüğünü yalıyor, sağcılık budur!

İmamoğlu isminin henüz bilinmeyen yıllardan İmamoğlu’nun geçmişini biliyordum, arkadaşlarımı uyardım bu ‘adamın arkası bulanık’ diye ve ‘yerine başka nice isim bulunabilir’ dedim.

Ve Sarıgül ve Hazinedar ve Ekmeleddin ismine olduğu gibi İmamoğlu ismine karşı da isyan bayrağı açtım.

Ne oldu, 12 yıl aralıksız çok sert sağ zihniyet eleştirisi yaptığım Leman dergisinden arkadaşlar İmamoğlu’na sahip çıkıp beni dışladılar. Ne oldu? Aralıklı 6-7 yıl ekranlarından konuşup 130’un üstünde program yaptığım SKY Türk’deki arkadaşlar İmamoğlu’na sahip çıkıp benimle selamı sabahı kestiler. Ne oldu? Hiç kimsenin konuşmaya cesaret edemediği yıllarda dört yıl yüzlerce program yaptığım Halk TV İmamoğlu’na sahip çıktı bana ekranlarından iftira atmaya başladı! Ne oldu? En zor yıllarında 11 uzun yıl yazdığım ODA Tv’nin sahibi Soner Yalçın, İmamoğlu’na sahip çıktı ve bizi çerez ve figüran olarak kullanmaya kalkıştı ve ayrıldık. Ve başında ‘Yeni’ de olsa hukukumuz muhabbetimiz olan yüzlerce CHP’li nezdinde hain ve papaz olduk. Ve bir çok Trabzonlu derneği İmamoğlu ismine itiraz ettik diye bize söylemediklerini bırakmadılar.

Geri adım attık mı, hayır, çünkü bunların hepsi ‘bedeldir’. Bu bedelleri göze almayan insanlar ne siyasetçi ne yazar olabilir!

Ve size gelelim!

Aykut Erdoğdu bey, Erzurumlusun, ben de anne tarafından Hasankaleliyim.

Hasankale Osmanlı tarihinde en acımasız ve sert eleştirileriyle şöhret bulup sonunda idam edilmiş büyük divan şairi Nefi’nin toprağıdır.

Ancak Hasankale CIA’nın piçi vatan haini FETÖ’nün de memleketidir?

Nefi’den yana mı FETÖ’den yana mı konuşmalıyız, seçim sizindir!

Sözleri uğruna büyük, ağır ve vahşetle bedelini ödemiş Kul Nesimileri, Seyid Nesimileri, Hallaçları, Pir Sultanları hadi geçtik diyelim, burun büküp beğenmediğimiz divan şiiri içinde dahi 17. asırda sosyal ve siyasi eleştirileriyle güçlü mısraları hala aşılamamış Urfalı Nabi’yi de hatırlatmak isterim.

Ancak bu soylu ozanlara karşın Osmanlı edebiyatı onlarca şairinin ‘dalkavuk’ kültürüyle de konuşulur.

Tercih sizindir, Tele 1, ODA TV, Halk TV, Yeniçağ, Cumhuriyet, Sözcü…

Bu soylu ozanlar her şeyi göze alarak lafını kelleleri uğruna asla esirgememiş insanlardır.

Bu yüzden bu topraklar hala onurla bu ozanların türkülerini söyler ve bu topraklarda bu insanların bir zamanlar bu topraklarda yaşamış olmasıyla, memleketiyle gurur duyar.

Şaibelerini meclis ekranından yırtına yırtına, saçınızı başınızı yola yola kendi ağzınızla dile siz getirdiniz. Yirmi yıllık AKP iktidarında tek bir gün işsiz kalmamış üstelik Ali Babacan’ın bürokratı hakkında söyledikleriniz, işte Youtube kayıtlarında duruyor.

Tercih sizindir?

Ekrem İmamoğlu ne yapıyorsa sizlerin sessizliğiyle yapıyor, durun, bu atamalar daha fragman dahi değil, İmamoğlu iktidarını pekiştirdiğinde kimleri neleri devreye sokacağını benden çok daha iyi hepiniz biliyorsunuz.

Sevgili İzmirli Teyze!

Atatürkçü, cumhuriyetçi kimliğiyle sana kaldıramayacağın çok ağır belalar yüklediler. Hiç işin gücün yokmuş gibi Kaftancıoğlu’nu dahi sana savundurttular. Atatürkçü Düşünce Derneklerinin, gazetecilerinin, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin vb. mangalda kül bırakmayan Cumhuriyetçilerin(?) sessizliğiyle sana Bekaroğlu’nu Sezgin Tanrıkulu’nu dahi savundurttular. İşin gücün yokmuş gibi, PKK’lıları dahi sana savundurttular. Başka bir bela kalmamış gibi FETÖ’cü danışmanları dahi sana savundurttular.

Memlekette ne kadar şaibe ne kadar hain ne kadar yolsuzluk var hiç işimiz gücümüz kalmamış hepsini sana ‘savundurtmak’ zorunda bıraktılar.

Kes kolunu, öde diyetini, öde bedelini, uzat başını ver kelleni, savunma kardeşim.

Sağcılık zehirlenmiş kandır, damarlarında siyasetinde bir damlası dolaşmaya görsün, ne vatan kalır, ne beden kalır, ne ahlak kalır, ne insanlık kalır, ne anayasa ne hukuk kalır, ne cumhuriyet kalır!

Ne Yılmaz Özdil’i ne Merdan Yanardağ’ı ne Soner Yalçın’ı ne Aykut Erdoğdu kalır.

Ahlak, hepimizin boyundan çıkarından maaşından kariyerinden istikbalinden daha büyüktür!

Olmazsa, insan olmaz, memleket olmaz, vatan olmaz.

Nefi idama giderken söyledi:

“Ey dil hele alemde bir adam yoğ imiş
var ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş
gam çekme hakikatte eğer arif isen
farz eyle ki el’an yine alem yoğ imiş..”

Anlamı en kısa şekliyle şuna geliyor: Bu alemde adam gibi bir adam yok imiş, adamdan anlayan da yok imiş, gam çekme, farz et ki Nefi, dünya diye bir şey zaten hiç olmamış yok imiş.

Daha da kısa anlamı, ahlak yoksa adam yoksa zaten dünya da yoktur varsın Nihat Genç de olmasın.

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 09.07.2020 10:45
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol