banner1668

Erkan Mumcu'dan Gündem Yaratacak Sözler!

AKP'nin ilk yıllarında bakanlık görevlerinde bulunan merkez sağın önemli isimlerinden Erkan Mumcu, hem dönemine hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah Gül ve daha birçok konuya dair çok çarpıcı açıklamalar yaptı.

Erkan Mumcu'dan Gündem Yaratacak Sözler!

AKP'nin ilk yıllarında bakanlık görevlerinde bulunan merkez sağın önemli isimlerinden Erkan Mumcu, hem dönemine hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdullah Gül ve daha birçok konuya dair çok çarpıcı açıklamalar yaptı.

14 Temmuz 2019 Pazar 09:23

İşte bir dönem Turizm ve Milli Eğitim Bakanlıkları yapmış olan Erkan Mumcu'nun Odatv'ye yaptığı açıklamaları:

Bugüne kadar neden konuşmadınız?

AKP-FETÖ koalisyonunun görkemli zamanlarıydı. Söylediklerim, konuştuklarım o dönem maalesef hiçbir yerde yayınlanmadı. İçinde adımın geçtiği konulara yaptığım tekzipler bile yayınlanmadı. Yargı bunların hiçbirine olumlu yanıt vermedi. Söylenmesi gereken birçok şeyi söylediğim her yerde söyledim. Konuşulması gereken öylesine mahrem konular vardı ki maalesef kimsenin bu dosyaları açacak ne cesareti ne yüzü vardı.

14 sene sonra partiden istifanızı nasıl okuyorsunuz?

Ben o gün bakanlıktan ve parti üyeliğinden istifa ettim. Gerekçem bir ilke sorunu yaşamış olmamızdan kaynaklanıyordu. Tutanaklar kayıtlıdır. Biz orada bir tartışma yaşadık. O tartışmadan sonra o ilkesizlik karşısında hükümeti kastediyorum; hala o koltukta oturamazdım. Özet olarak söyleyeyim; Türkiye'de bir paralel devlet yapılanması sürecinin başlatıldığını ilk söylediğimde tarih 2004'tü tutanaklar bu var. Bunun özel yetkili mahkemelerin kurulması ve emniyetin de bu mahkemelere özel donatılması yönünde kanun tasarısı gelmişti, bu tasarısını Başbakan dahil herkes imzalamıştı ben imzalamamıştım. O dönem sonradan Türkiye'nin yaşadığı birçok şeyin gerçekleşebileceğini, bu tasarının demokratik devlet ilkeleri ile bağdaşmaz olduğunu söyleyerek direndim. Sonuçta hükümet de o gün benim kanaatimi paylaştı ve tasarıyı geri çekti. Ben bakanlıktan ayrılıncaya dek de bir daha gelmedi. Bunu yapan bir siyasetçiyseniz düşmanlarınız çoğalıyor.
Mesela 2005 yılında ANAP Genel Başkanı olarak bir randevu istemiştim. Çünkü ben o dönem 367 kod adlı komplonun Türkiye'yi nereye götüreceğini görmüş ve bunu paylaşmak istemiştim. Ancak randevu vermedi. Sonra ben kendisine son derece olumlu bir mektup yazdım. Bu mektuba neredeyse küfür diyebileceğim bir karşılık geldi. Kendisinden değil ama bugün vefat haberini aldığım o dönem yardımcısı olan Dengir Mir Mehmet Fırat'tan.

2007 seçimlerine girememenizi kumpasla mı açıklıyorsunuz?

Bunun başka bir açıklaması varsa söylesin. Bunun başka bir açıklaması yok. Milyonda bir bile başka bir olasılık yok. Bu işin öncesi var. 367 kumpası var. Bu kumpas bugünü de anlamamıza yardımcı olur. Bu kumpas tırnak iddia edildiği gibi laikçi çevrelerin dindar bir cumhurbaşkanı seçtirmemek için icat ettikleri bir kumpas değil. Gerçek bu değil. Gerçek şu; Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olamasın ki Abdullah Gül olsun diye en az iki yıl önceden tasarlanmış, laikçi çevreleri de buna alet etmiş bir kumpastır. Bunu bugün söylemiyorum 2005 yılında da söyledim. 2007'de cumhurbaşkanı seçimi yaklaşırken sayısız kere söyledim bunu. Sayın Erdoğan'a bana ziyarete geldiğinde de söyledim. Bu meselenin arka planında Deniz Baykal'a verilmiş söz vardır. CHP'yi 367 çözümüne angaje eden işte o sözdür. Daha Siirt seçimleri yapılmazdan önce verilmiş sözdür. FETÖ'dür yani. Ama asıl projenin Cumhurbaşkanı seçme iradesini Tayyip Erdoğan'a bırakmamak, o gün Erdoğan ve askerler arasında muhtemel bir anlaşması imkansızlaştırmakdır. Ve bu başarılmıştır. Başarılmasındaki büyük pay sahiplerinden biri de Bülent Arınç'tır. Bülent Arınç, eğer ikinizden biri aday değilse ben aday olacağım diyerek aslında Erdoğan'ın seçeneklerini ortadan kaldırmış, kardeşim Abdullah Gül açıklamasına mecbur etmiştir. Bugün yaşanan kopuşların bugünkü olaylara bağlı olmadığını en iyi Erdoğan bilir ben de biliyorum. Tarihte bunların izleri var. Dolayısıyla 17/25 sürecini anlamak için, bugünkü kopuşları ve darbe sürecini anlamak için 2007'de aslında ne olduğunu anlamak zorundayız.
367 komplosu Erdoğan'ı cumhurbaşkanı yaptırmamak için yapıldı, Gül seçtirildi ve bunun ardında da Bülent Arınç yapıldı.

O koalisyonun hala aynı koalisyon olarak çalıştığını düşünüyorum. O koalisyonun o günden bugüne hiçbir zaman bozulmadığını düşünüyorum. Bunların da kanıtlarının birgün ortaya çıkacağından hiç kuşkum yok. Çünkü hakikatin böyle bir güzel huyu var.

Mehmet Ağar bu kumpasın neresindeydi?

Sonradan yaşananlara bakın, ilişkilere bakın anlarsınız. Şu soruya birisi cevap versin. Olanca engellemelere, vazgeçme, oyalama taktiklerine rağmen ANP MKYK bir karar almış, aday listelerinin YSK'ya verileceği gündü. Saat dörtte Demokrat Parti adına bir liste verildi ama gelin görün ki mutabık kaldığımız hiç kimse yoktu. Bu da FETÖ kumpasıydı. Hiç şüphesiz. Hükümetin de için de olduğu bir kumpastı. Bunu Mehmet Ağar'ın açıklaması gerekiyor. Şunu da açıklaması gerekiyor ayrıca nasıl oldu da herkesin 18 yıl 20 yıl hüküm giydiği davalardan siz 1 yılda yırttınız?

Sizin FETÖ ile herhangi bir bağınız var mıydı?

O dönem sınavsız üniversiteyi getiriyorum ve dershaneleri kaldırıyorum. Ve bu konuda Cumhurbaşkanı Sezer de mutabakayıtını beyan etmiş. Erdoğan'a dedim ki bana sadece iki ay ver sonrasında bakanlık bile istemiyorum. Ama olmadı. Çünkü ne vesayetten ne de vesayetin sağladığı güçten vazgeçmek istiyorlardı. Ben bir müslümanım ama müslümancı ya da İslamcı değilim. Benim FETÖ ile düşmanlık dışında bir ilişkim yok. 

O dönem bu uyarıları yaptığınızda Abdullah Gül, Bülent Arınç, bakanlar, Erdoğan bunu nasıl karşılıyorlardı?

Tayyip Erdoğan'ı ayırmak gerekiyor. Mazur görebilirim. Çünkü durumun gerçek boyutunu anlayabilecek halde değildi. Devlet yönetiminde de acemiydi, yetersizdi. Ama bu konuda asıl hesap vermesi gereken Abdullah Gül. Ama kimse sormuyor. Ve susuyor, susmasına izin verilebiliyor. Bir ülke büyük badireler atlatmış, siz bu süreçte kritik görevlerdesiniz ama size hiç bu konularda soru sorulmuyor, susuyorsunuz. Hükümet de susuyor. Çünkü aile içi bir mesele deniyor. Yani siyasi bir ensest yaşandı. Ama sonsuza kadar bunu örtemeyecekler.

Abdullah Gül 367 krizini İstanbul seçimlerine benzettiğinde ne hissettiniz?
Kendisi majestelerinin Valisidir. Kendisinin meşruiyet devşirdiği uluslararası alandır majesteleri. Kendisinin ve yandaşlarının. Bunu doğrudan kendisine söylüyorum, herkes kendisini bildiği için ben beni biliyorum o da kendisini bu işlerde ne bir fikir ileri sürebilir ne de bir aksiyonu vardır. Bu anlamda karşılaştırma yapmak gerekiyorsa Tayyip Erdoğan çok daha hakiki bir adamdır. Yanlışı ile eğrisi ile doğrusu ile. Çünkü kendisidir o. Gördüğünüz adamdır o. Ama öteki adam öyle değil. 

yuzdeyuzhaber

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol