banner1668

Erdoğan-Davutoğlu-Gül Kavgasında Son Raunt!

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi’nin faaliyet izni iptal edildi. Erdoğan, “Bunlar Halk Bankası’nı dolandırmaya çalıştılar” demişti.

Erdoğan-Davutoğlu-Gül Kavgasında Son Raunt!

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi’nin faaliyet izni iptal edildi. Erdoğan, “Bunlar Halk Bankası’nı dolandırmaya çalıştılar” demişti.

01 Temmuz 2020 Çarşamba 13:02
Erdoğan-Davutoğlu-Gül Kavgasında Son Raunt!

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun da kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi’nin faaliyet izni kaldırıldı. Karar, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, “Yapılan denetimler sonucunda mevcut mal varlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği tespit edildi” denildi. Karar, Yükseköğretim Kurulu’nca da (YÖK) onaylandı. İstanbul Şehir Üniversitesi, 2008’de, Erdoğan’ın da katıldığı bir törenle açılmıştı. Ahmet Davutoğlu’nun, AKP’den ayrılmasının ardından 2019’un aralık ayında üniversitenin hesaplarına önce tedbir kararı konulmuş, ardından Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti. Üniversitenin sahibi olan Bilim ve Sanat Vakfı’na da kayyum atanmıştı.

DOLANDIRICILIK SUÇLAMASI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl sonunda “Şehir Üniversitesi’nin tahsisini başbakanlığım döneminde yapan benim. Daha sonra malum zat başbakan olunca bu tahsisi Şehir Üniversitesi’ne mülkiyet devrine dönüştürmüştür. Öksüz ve yetimin hakkını orada gözetmeksizin devir gerçekleştirdiler. Bunlar Halkbank’ı da dolandırmaya çalıştılar” demişti. 

ÖĞRENCİLERİN DURUMU 
YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada ise “Öğrencilerimizin eğitim ve öğretimi önceliğimizdir. Bu hususta öğrencilerimizin, eğitim ve öğretimlerine dün olduğu gibi bundan sonra da en uygun şartlarda devam etmeleri için gerekli her türlü tedbirin vakit geçirmeksizin alınacağını bilmelerini isteriz. Öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması için azami hassasiyetin gösterileceği hususu başta öğrencilerimiz ve aileleri olmak üzere kamuoyuna duyurulur” denildi. 

YÖK kaynakları, faaliyet izni kaldırılan İstanbul Şehir Üniversitesi’ndeki öğrencilerin durumunun birkaç gün içinde yapılacak YÖK Genel Kurulu’nda görüşüleceğini ve alınacak kararın kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, kurucu vakfına kayyım atanan ve garantör üniversitesi tarafından yapılan denetimler sonucunda mevcut mal varlığıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği tespit edilen ve bu durumu Yükseköğretim Kurulunca onaylanan İstanbul Şehir Üniversitesinin faaliyet izni kaldırıldı.

Üniversitenin kurucularından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Şehir Üniversiteleri’nin kapatılmasına sert tepki gösterdi. Konuyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, şöyle konuştu:

‘DARBE YAPTILAR’
”Cumhurbaşkanı Erdoğan bu attığı imza ile tarihe üniversite kapatan siyasetçi olarak geçmiştir. Konuyla ilgili Nisan ayında TBMM’den geçen yasada olduğu gibi bu kararı da bir gece yarısı yayınladılar. Gece yarısı yayınlayınca kararın vahametini örtebileceklerini zannediyorlar. Halbuki gecelerin de mutlak ve şaşmaz bir şahidi olduğunu unutuyorlar. Bir gece yarısı kararıyla, Türkiye’nin en kaliteli eğitim kurumlarından birine darbe yaptılar. Daha doğrusu Türkiye’nin geleceğine, gençlerin hayallerine ve bir bütün olarak Türkiye’nin eğitimine darbe yaptılar. Cumhurbaşkanı attığı bu imza ile nasıl bir Türkiye görmek istediğini de ilan etmiştir. Cumhurbaşkanı, AK Parti ve 28 Şubatçı ortaklarının Türkiye’sinde özgür düşünceye, bilgiye, liyakate ve emeğe yer yoktur. Onların Türkiye’sinde akla, ahlaka ve vicdana yer yoktur. Daha da önemlisi gençlere yer yoktur.”

‘AKP’YE OY VERENLERİN İÇİ YANIYOR’
”Farklı bir düşünceniz, görüşünüz, bağımsız bir yapınız varsa tehdit görülürsünüz ve cezalandırılırsınız.  Bu kararın ne yazık ki hiçbir açıklaması yok. Herkes biliyor. Arazi tahsisi tartışmasının da, banka kredisi kandırmacasının da, ödemeler gecikiyor mazeretinin de bir düzmeceden ibaret olduğunu herkes biliyor. Hiç hicap duymadan bu üniversitenin kuruluşuna emek verenleri dolandırıcılıkla suçlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan da tüm bunların gerçek olmadığını son derece iyi biliyor. Bugün benim gibi birçok insanın içi yanıyor. Son seçimlerde AKP’ye oy veren milyonlarca insanın da içi yanıyor buna adım gibi eminim. Hiçbiri Erdoğan’ı üniversite kapatsın, binlerce öğrenciyi ortada bıraksın, Türkiye’nin en değerli akademisyenlerinden, beyinlerinden bir kısmını işsiz bıraksın diye seçmedi.”

‘CUMHURBAŞKANI İYİ AMA ÇEVRESİ KÖTÜ ALDATMACASININ SAVUNULACAK HALİ KALMADI’
”Elbette bu kararı arsızca savunmaya çalışacak, kararın arkasında durmaya kalkacak, hiçbir ahlaki sınır tanımaksızın bu cürmü savunacak olanlar olacak. Artık Cumhurbaşkanı ve 28 Şubatçı ortakları gururla meydanlarda Şehir Üniversitesi’ni nasıl kapattıklarını anlatabilir. Bu dönemi özetleyen bu zulmü gururla anlatabilirler. Ama geldiğimiz nokta herkesin başını ellerinin arasına alıp düşünmesini gerektiriyor. Artık  ‘Cumhurbaşkanı iyi ama çevresi kötü’ aldatmacasının daha fazla savunulacak hali kalmamıştır. Bugün üniversiteye el koyan da, eğitim hayatına darbe vuran da, kayyum atayan da, hocaları işsiz bırakan da, futbol kulüplerine, inşaatçılara bulduğu parayı üniversitelerden esirgeyen de, siyasi hırsı ve kini için artık hiçbir engel tanımayan da bizatihi bu Cumhurbaşkanı kararına imza atan Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Cumhurbaşkanı Kararı’nı böylesi bir vahametten hicap duymayanlar duvarlarına asabilir.”

”Bir darbe mantığı ve yöntemi ile dün gece yarısı açıklanan bu karar ile bir kurum ve gelenek cinayetine şahitlik ettik. Bu kararın vahametini anlayabilmek için bu kurumun zihni ve tarihi arka planın, bu kurumdan kimlerin ve niçin rahatsız olduğunu kavramak gerekir. Şehir Üniversitesi’ni ortaya çıkaran zihni çaba bugün gençlerin start-up şeklinde tanımladıkları bir genç girişim ruhunun ürünüydü. Yetmişli yılların sonlarında ülke sağ-sol çatışmaları içinde enerjisini ve her kanattan en dinamik genç unsurunu yitirirken onlu yaşların sonlarında yirmili yaşların başlarında bir grup genç meselenin bir ideoloji değil zihniyet meselesi olduğundan hareketle uzun dönemli bir zihni çabanın içine girmeye karar verdi. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehirde yaşamanın verdiği sorumluluk ile tesbitleri açık, idealleri ve hedefleri berraktı: İdeolojilerin dar kalıplarını kıran yeni bir zihni ve ilmi devinim olmaksızın insanlığın değerlerine beşiklik etmiş bu toprakların üzerindeki kara bulutları dağıtmak mümkün değildi.”

”Bu karara giden süreçte etkin olan aktörlerin geçmişlerine bakıldığında ülkeyi bir düşüne karanlığına boğan bu otoriter şeytan üçgeninin izleri görülecektir. Tarih bir gün bu karanlık sürecin görünen ve görünmeyen aktörlerini deşifre ettiğinde meselenin sıradan bir mali sıkıntı ve hukuki ihtilaf konusu olmadığı da açık bir şekilde ortaya çıkacaktır. Mesele gerçekten mali bir sıkıntı olsaydı, ülke ekonomik kriz içinde iken rantiyecilere aktarılan kaynaklar üniversitenin kanuni hakkı olan yeniden yapılandırma için de kullandırılabilirdi. Mesele üniversite arazisinin statüsü olmuş olsaydı, statü tahsis çevrilip üniversite yaşatılabilirdi. Son karar da göstermişti ki mesele bunlar değildi.”

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 01.07.2020 13:15
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol