banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel Erdal Beşikçioğlu Ülkü ocağı Liderlerim form grafiği

'ARTIK SUSMA DEĞİL KONUŞMA ZAMANI'

Yargıçlar Sendikası, Gezi Parkı olayları sırasında üyelerinin maruz kaldığı baskıları açıkladı ve "Artık susma değil, konuşma zamanı geldi" dedi.

'ARTIK SUSMA DEĞİL KONUŞMA ZAMANI'

 Yargıçlar Sendikası, siyasi iktidarın elindeki bütün kurum ve güçlerle kendisine muhalif gördüğü herkese saldırdığını savunurken, “Artık yargıçların siyasi iktidarın söylediklerini yerine getiren değil Avrupa Konseyi'nin de belirttiği gibi yaşama muhalif bakan insanlar olarak yetiştirilmesi gerekliliğinin, hatırlanmasını kamuoyu ile paylaşıyoruz. Yargıçlar Sendikası; artık susma değil konuşma zamanı geldiğine inanmaktadır” açıklamasında bulundu.

Yargıçlar Sendikası’ndan yapılan yazılı açıklamada 28 Mayıs günü Gezi Parkı protesto eylemlerinde polisin bu “hukuksuz” müdahale etmesi ve “orantısız” şiddet uygulaması, hükümetin hakların savunulmasını olanaksız kılmaya yönelik politik söylem geliştirmesi sonucunda halk ve polisin karşı karşıya getirildiği savunuldu. Yapılan uyarılara karşın siyasi iktidarın gerginliği artırıcı davranışlarına devam ettiğinin altı çizilen açıklamada, “Bunun sonucunda altı yurttaşımız yaşamını yitirmiş, onlarca yurttaşımız ciddi şekilde yaralanmış, gözünü kaybetmiştir. Yaralı yurttaşlarımızın bazıları halen yoğun bakımda yaşam mücadelesi vermektedir” denildi.

Bu bağlamda, polisin orantısız güç kullanmasını protesto etmek amacıyla Kennedy caddesinde toplanan, silahsız sadece tepkisini dile getiren halka karşı polisin yine tomalarıyla karşı durduğu o akşam bazı milletvekillerinin halkın önüne barikat kurduğu, bu nedenle “millete değil ama vekiline zarar vermekten çekinerek” ilk kez o gece müdahale edilmediği anlatılan açıklamada “Aynı gece Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu da Kennedy caddesine gelmiş ve polise barışçıl protesto eylemlerine izin verilmesi gerekliliği, polisin çekilmesi halinde eylemlerin sorunsuz sonuçlanacağı, daha önce bunun tecrübe edildiği ve polisin asıl görevinin şiddet içermeyen protesto eylemlerinin yapılmasına olanak sağlaması zorunluluğunu hatırlatmıştır” ifadelerine yer verildi.

“ÇAPULCU HAKİM” NİTELEMESİYLE HABER
Gerçekten de polisin müdahale etmediği zamanlarda göstericilerin hiç bir zaman şiddet içeren davranışı olmadığı vurgulanan açıklamada, “Ancak Yargıçlar Sendikası başkanı olan yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu hakkında eylemlerin barışçıl bir havada geçmesini istemesi nedeniyle Ankara polisinin düzenlediği bir tutanağa dayanarak ceza soruşturması başlatılmış ve savunması alınmıştır. Bu arada, gezi olayları nedeniyle avukatlar da gözaltına alınmış ve bu göz altılarını protesto etmek amacıyla bazı avukatlar Çağlayan adliyesinde protesto gösterisi yapmışlar ve ne yazık ki bu meslektaşlarımız cüppeleri de olduğu halde yaka paça sürüklenerek gözaltına alınmışlardır. Bu olaylar nedeniyle Yargıçlar Sendikasının kurucu Yönetim Kurulu üyesi yargıç Keskin Karakurt yargının olmazsa olmaz unsurlarından olan avukatların açıklanan şekilde gözaltına alınmalarının hukuksuz olduğunu açıklamıştır” denildi. 

Bu olayın üzerinden çok zaman geçmesinden bir gazetede hedef gösterir şekilde yargıç Keskin Karakurt’un hukuka aykırı davrandığı şeklinde fakat “çapulcu hakim” nitelemesiyle haber yapıldığı, ardından ise yargıç Keskin Karakurt’un destek çıktığı avukatların DHKP-C adında bir örgüt üyesi olduğunun belirtildiği ve bir avukatın da adının verildiği kaydedilen açıklamada, haberlerde Yargıç Keskin Karakurt hakkında HSYK’nın derhal gereğini yapmasının da önerildiği anımsatıldı.

ODA ARANMASI ÇÖZÜLEMEDİ
Açıklamada şöyle devam edildi:
“Diğer yandan yine Sendika üyemiz yargıç Sevgi Övüç Gezi eylemlerine destek olduğunun manşetten haber yapılacağına dair tehdit edilmiş hakkında asılsız haberlere yer verilmiş, zor duruma düşürülmeye çalışılmıştır. Yargıç Sevgi Övüç’ün adliyedeki oda kapısının yerinden sökülerek odasının aranması vakıası da henüz çözülebilmiş değildir. Görünen o ki siyasi iktidar, yandaş medyasıyla, polisiyle ve elindeki bütün kurum ve güçlerle kendisine muhalif gördüğü herkese saldırmakta, ‘madem ki ötekisin o zaman yok edilebilirsin’ anlayışıyla soruşturmalar açarak, açmakla tehdit ederek baskı uygulamaktadır. Her üç yargıcımız da daha önce baktıkları davalarda düşünce özgürlüğü, insan hakları ve demokrasi bağlamında kamuoyuna mal olmuş ‘Hrant Dink’ ve ‘Festus Okey’ davaları gibi davalarda kendilerini, yetkinliklerini kanıtlamış hukukçulardır.”

Söz konusu gazetenin temel insan haklarının korunması ve saygı gösterilmesi gibi ilkeleri ihlal ederek hedef göstermek şeklindeki davranışının kınandığı belirtilen açıklama şu ifadelerle tamamlandı:

“Sonuç olarak; her iki yargıcımızın, sendikamızın başkanı ve kurucu yönetim kurulu üyemizin hukuka, insan haklarına, özgürlüklere, bağımsızlığa, demokrasiye olan inancına güvenerek; temelde yargıç ve savcıların örgütlenme hakkının, toplumun adalete olan inancının, halkın hükümetin icraatlarına karşı koyabilmesinin, bu hakkın kullanılmasının güvence altına alınmasının, artık yargıçların siyasi iktidarın söylediklerini yerine getiren değil Avrupa Konseyinin de belirttiği gibi yaşama muhalif bakan insanlar olarak yetiştirilmesi gerekliliğinin, temel insan haklarının kullanılmasının güvencesinin yargıçlar olduğunun, yargıçların artık hukuksuzluklara karşı koyma ve bunu dillendirme ödevinin doğduğunun, yargıçların örgütlenme zorluğunun, aşılması lüzumunun hatırlanmasını kamuoyu ile saygı ile paylaşıyoruz. Yargıçlar Sendikası; tüm hukuksuzluklara karşı, hukuku, demokrasiyi, özgürlüğü, bağımsızlığı, tarafsızlığı, çoksesliliği, çoğulculuğu, barışı, barışçıl mücadeleyi sonsuza kadar savunacaktır. Artık susma değil konuşma zamanı geldiğine inanmaktadır. Yargıçlar hukuka olan bağlılıklarını açıklamaktan geri durmayacaktır. HSYK’ya yargıç ve savcılara karşı siyasi iktidarın silahı olmadığını kanıtlama şansı doğmuştur.” (ANKA)

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.