ALAMAN GASTELERİ YAZIYOORR!

" ABD'ye Osmanlı tokadı atılırken oldu da bitti maşallah!.."

ALAMAN GASTELERİ YAZIYOORR!

" ABD'ye Osmanlı tokadı atılırken oldu da bitti maşallah!.."

18 Şubat 2018 Pazar 00:55

İşte Y. Çağ Yazarı Ahmet Takan'ın Başbakan Binali Yıldırım'ın Almanya gezisi ve Deniz Yücel'in serbest bırakılmasını ti'ye alan o yazısı:


ABD'ye Osmanlı tokadı atılırken oldu da bitti maşallah!.. Başbakan Binali 
Yıldırım'ın Almanya gezisi sırasında "kısa sürede bırakılır" dediği, 1 yıldır 
cezaevinde tutulan, Alman Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi Deniz Yücel, 
şak diye serbest bırakıldı. Hakkında birçok ağır iddia bulunan ve Almanya ile 
Türkiye arasında krize neden olan Yücel, yurtdışı çıkış yasağı bile konulamadan 
salıverildi. Adamcağız, Boğaz'da balık-rakı bile yapmadan pıırr diye özel uçakla 
Almanya'ya uçtu...

Yemin olsun, ilk giriş cümlesi hariç, buraya kadar yazdıklarımı  yazılı medyadan 
arakladım. Tek harf bile ilavem yok... Biz de yargı bağımsızdır. Aksini hayal 
bile etmem. Öyle "şak" diye emrederler "tak" diye yaparlar söylemleri fitne  
fesat ürünü ve hainlere aittir. Yücel'in serbest kalmasının ardından şöyle bir 
Alman basının hali nicedir diye bakayım dedim. Herhalde yüce, bilge, reise 
Merkel en büyük övgüleri hak etmiştir, iç sıkıntılarından bu büyük zafer  
sayesinde  kurtulacağı için zil takıp oynuyorlardır diye düşündüm. Almancam da 
yok. Açtım Deutsche Welle'nin Türkçe internet sitesini, başladım Alman 
gastelerinin yorumlarını okumaya:

Die Welt:

"Deniz Cuma günü cezaevinden çıkmasını Alman hükümetine, özellikle de 
Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı'nın çabalarına, öte yandan özelde Deniz için 
genelde basın, düşünce ve sanat özgürlüğü yönünde çalışmalar yapan dostlarının 
ve aktivistlerin o rengârenk dayanışmasına borçlu. Yücel'den nefret eden sağ 
popülist Almanya İçin Alternatif partisi (AfD) ve diğer sağ kesimler dışında, 
her türlü politik görüşten insan kümeleri insanlığın en büyük değerinin özgürlük 
olduğunu haykırdılar. Ve bir yandan real politika görevini yerine getirirken, 
diğer yandan Deniz'in tüm tartışma platformlarında hep canlı bir biçimde 
yaşatılması, inanılmaz mükemmellikte, dayanışmacı, basın ve düşünce özgürlüğüne 
sahip çıkan sivil toplum hareketi sayesinde olmuştur."  

Reutlinger General-Anzeiger:

"Yücel nihayet serbest bırakıldı. Bu haber insanı sevindiriyor, zira gazeteci 
Yücel Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geniş çaplı iktidar yetkisinin kurbanı olmuştu. 
Ama buna rağmen bu vaka ağızda hoş olmayan bir tad bıraktı. Çünkü şimdiye kadar 
Türk yargısı konusunda kuşkusu olanlar, bu kuşkularında haklı çıktılar. Mahkeme 
bir yandan, 4 ilâ 18 yıl arasında hapis cezası talebinde bulunan iddianameyi 
kabul edip, diğer yandan Yücel'in ülkeyi terk etmesine izin veriyorsa bunun 
hukuk devleti ilkeleri ile bir ilgisi olamaz. Demek ki bir anlaşma yapıldı. 
Nitekim diğer gazetecilerin benzer suçlamalarla hâlâ tutuklu bulunması bu durumu 
gözler önüne seriyor."

Kölner Stadt-Anzeiger;

"Deniz Yücel'in aslında daha en başta tutuklanmaması gerekirdi. Hukuk 
devletlerinde gazeteciler, devlet tarafından casus ya da terörist diye 
yaftalanma tehlikesine maruz kalmadan, hükümetin hoşuna gitmeyen şeyleri de 
kaleme alırlar. Ama Erdoğan Yücel'e bunu reva gördü. Neyse ki bu mesele ortadan 
kalktı. Ancak Türkiye ile ilişkileri Yücel olayındaki önceki dönemde olduğu gibi 
yürütmek için henüz erken. Şu anda Türkiye'de sadece Erdoğan ile farklı görüşte 
oldukları için binlerce kişi cezaevlerinde tutuklu. Ancak bu tutuklular da 
serbest kalınca, işte o zaman normale dönüş mümkün olabilir. Ve ancak o zaman 
Erdoğan ve hükümetinin hukuk devletinden dem vurmasına bugün haklı olarak 
öfkelenenlerin bu öfkeleri diner."

Münchner Merkur :

"Yücel tutukluluğu sırasında kötü bir dönem geçirdi ama buna rağmen onurunu 
korudu. 'Kirli bir anlaşma'yı, özgürlüğü karşılığında Ankara'ya silah 
verilmesini istemedi. Buna rağmen onun tahliyesi başkaları için kötü bir haber 
anlamına geliyor. Erdoğan Suriye'de rahatsız edilmeden Kürtleri öldürmek ve iç 
savaştan alacağını düşündüğü payı garanti altına almak istiyor. Bundan dolayı 
Ankara'nın AB ve Almanya ile sözlü savaş durumunu (geçici) olarak bitirmesi şu 
an onun lehine. Diğer yandan Başbakan Merkel ve onun görevine yeniden seçilme 
mücadelesi veren Dışişleri Bakanı Gabriel şu an her türlü başarıya 
müteşekkirler. Şimdi umut edilen her ikisinin Yücel'in özgürlüğü karşılığında 
orantısız büyük bir bedel ödememiş olmalarıdır." 

Aman Allah'ım!.. Şu hale şu gevşeklere bir bakın hele!.. Adamaların gazeteci 
arkadaşı serbest  bırakılmış hâlâ sorguluyorlar... Yok efendim, Türkiye'deki 
yargı bağımsız değilmiş miş... Yok, efendim arada kirli bir anlaşma mı varmış 
mış... Acaba Almanya büyük bir bedel mi ödemiş miş... Türkiye'de tutuklu 
gazeteciler varmış mış mış... Bizlerin aklına gelmeyen şeyler onların üzerine 
vazife olmuş. Öküzün altında buzağı arıyorlar. Eşeğin aklına karpuz kabuğu 
getiriyorlar... Şeytan dürtüyor olmalı bunları!.. Türk-Alman dostluğuna kama 
sokmak isteyen fitne-fesat ihanet odakları... Liderlerini kutsayacaklarına 
inceden inceye giydiriyorlar.Ulan, kör bunlar.. Kör... Reise Merkel'in büyük 
oyunu nasıl bozduğunu göremiyorlar. İyi ki, Türkiye'de gazetecilik yapıyorum!..

Not; Reise, Alamanca'da reisin kadın olanı demek...

yuzdeyuzhaber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.