banner1243
Öne Çıkanlar cemaat MHP BDP Milletvekili Sebahat Tuncel TBMM Musul

'ACABA UTANIYORLAR MI?'

Bu programlarda çok büyük parasal kazanç var. O kazancı elde tutmak için ne yapacaksın?

Yılların deneyimi Emin Çölaşan televizyon dünyasını mercek altına almaya devam ediyor. Çölaşan yaşanan çirkinlikleri son yazısında bakın nasıl anlattı?

Sevgili okurlarım, Türkiye'de olan bazı şeyleri insan aklı, insan mantığı 
almıyor. “Bu nasıl olur” diye soruyorsunuz, yanıtını bulamıyorsunuz.
Birileri geçtiğimiz yıllarda adına “Evlendirme programı” denilen soytarılığı 
keşfetmişti.
Tamamen kurgu, tamamen düzmece bir olaydı.
Katılan figüranlara para veriliyor, otel masrafları karşılanıyor ve bunlar 
ekrana çıkarılıp toplum kandırılıyordu.
Eğer işin perde arkasını bilmiyorsanız, bu sahtekarlığı doğal olarak yutuyor ve 
belki de heyecanla izliyordunuz.
Ancak halkın tepkisi giderek artıyordu.
RTÜK başta olmak üzere devletin ilgili ilgisiz bütün kurumlarına on binlerce 
sözlü ve yazılı tepki yağdı.
Sonuçta RTÜK bu sahtecilik programlarını yasaklamak zorunda kaldı.

* * *

Eylül ayında yeni yayın dönemi başlayacaktı. Bu programı düzenleyenler ve sunan 
kadınlar acaba ne yapacaktı!..
Çünkü bunlar bu işten korkunç para kazanıyordu. Elbette bir çözüm bulacaklardı 
ama ne!..
Ancak toplumun büyük kesimi artık rahatlamıştı. Öyle ya, devlet tarafından 
yasaklanan düzmece evlendirme programları artık bitmişti!
Siz öyle zannedin!

* * *

Bundan yaklaşık 20 gün önce kanalları tıklarken, çok iyi tanıdığım bazı 
suratları birdenbire karşımda gördüm.
Yine evlendirme programı yapılıyordu.
Programı Hande Ataizi sunuyordu.
Güya evlenmek için stüdyoda boy gösterenlerin neredeyse tamamı, Zuhal Topal'ın 
programında yıllarca boy göstermiş olan kadınlı erkekli tiplerdi.
Demek ki aynı tipler bu kez başka bir evlendirme programına transfer edilmişti. 
Senaryolar aynen uygulanıyor, toplum yine kandırılıyordu!
 Amigo kadın seyirciler ve orkestra dahil, her şey aynı idi.

* * *

– Ahmet sen şimdi Ayşe'ye aşık olacaksın, bir hafta sürecek…
 – Fatma sen Ahmet'e asılacaksın, o sana yüz vermeyince çok bozulacaksın, sonra 
sana yeni bir sevgili bulacağız…
 – Hanife'nin annesi sizin evliliğinize razı olmayacak, biraz hırgür çıkacak…
Senaryo yazarları rolleri belirliyor, bu kez Hande sunuculuk yapıyor ve paralı 
figüranlar kendilerine verilen rolleri oynuyor.
Yani her şey eski hamam eski tas!

* * *

Peki öteki sunucular ne yapıyor? Birkaç ay öncesine kadar onların da evlendirme 
palavrası vardı.
Esra Erol başka konulara girdi ama konuklarının yarısı onun evlendirme 
programına katılmış olan kadınlı erkekli tipler. Demek ki onlardan vazgeçmek 
mümkün olmuyor.
Seda Sayan derseniz, o da aynı yöntemi izliyor. Evlendirme programından arta 
kalan bazı tiplere yine figüranlık yaptırıyor.
Ne vazgeçilmez, ne değerli tiplermiş bunlar!
Geçenlerde 43 yaşında çoluk çocuk sahibi bir adamı ekrana çıkardılar. Adam 
tutturmuştu “Benim annem Hale Soygazi” diye…
15 gün bu yalanla, bazı yalancı tanıklarla ekranı kilitlediler. Sonuç sıfıra 
sıfır, elde var sıfır.

* * *

Bu programlarda çok büyük parasal kazanç var. O kazancı elde tutmak için ne 
yapacaksın?
Bir sürü saçma sapan konuyu ekrana taşıyıp insanları kızıştıracak, ne idüğü 
belirsiz yalancı tanıklara telefonla bağlanacak, insanları suçlayıp birbirine 
düşüreceksin.
 Programlarda hakaretler, küfürler, yalanlar, karşılıklı suçlamalar, bağırış 
çağırışlar, feryatlar birbirini izliyor.
 Gelin kaynana kavgaları, gelin damat kavgaları, polisiye olaylar, akla hayale 
gelmeyecek yalanlar…
İnsan seyrederken utanıyor, yüzü kızarıyor…
Ve akşam saatlerinde evde olan küçük çocuklar bile bunları izlemek zorunda 
kalıyor.

* * *

Böyle bir yayıncılık rezaleti dünyanın hiçbir ülkesinde olamaz.
Düzmece evlendirme programları devlet tarafından resmen yasaklandı ama biri, 
geçmişteki profesyonel kadroların katılımıyla aynen devam ediyor.
Diğer ikisinde ise ekranda küfürler, hakaretler, iftiralar ve suçlamalar 
yağıyor, insanlar birbirine düşürülüyor.
Bunlar benim izleyebildiğim akşamüstü saatlerindeki programlar.
Sabah ve öğle saatlerinde de aynı kepazelik varmış ama onları izleyemiyorum. 
Dolayısıyla o programları anlatacak bilgiye sahip değilim.

* * *

İşin ilginç yanı, bu programlara çıkarılan kişilerin neredeyse tamamının 
gariban, fakir fukara, cahil ve eğitimsiz kimseler olması.
Onlar sömürülüyor.
 Bazılarına para veriliyor.
İncir çekirdeğini doldurmayan konular uzattıkça uzatılıyor, hakaretler birbiri 
ardına sıralanıyor ve sonra sıra geliyor yapımcıların ve sunucu kadınların 
piyasadan aldığı bol kepçe reklamlara!
Çok iyi para geliyor, oluk gibi akıyor.
 Bu fütursuzca programları yapanlar paraya para demiyor…
Devleti, bizim anlı şanlı “Muhafazakâr (!)” iktidarı ve özellikle de devletin 
RTÜK'ünü soracak olursanız, onlar da aynen bizim gibi seyirci.
 Tepki yok, önlem yok…
Yüz kızartıcı rezaletler sürecini izlemekle yetiniyorlar.
 Acaba utanıyorlar mı!

yuzdeyuzhaber

Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.