banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel lehul mülk utanç önergesi yaşar nuri

'ZAMANINDA ÖĞRENSELERDİ BUNLAR YAŞANMAZDI'

" Eğer bizim dindar, ateist, deist, hatta dinci aydınlarımız bu Kur’an gerçeğini zamanında öğrenmiş olsalardı Türkiye bugün bu hallerde olmazdı."

'ZAMANINDA ÖĞRENSELERDİ BUNLAR YAŞANMAZDI'
İşte hocamızın Kur'an'ın en büyük düşmanı olarak nitelediği şirk belasını ders niteliğinde anlattığı o makalesi:


" Kur'an'ın önemli bir kısmı, dini temsil edenlerden şikâyetten ibarettir. Bu bize ilk bakışta garip gelebilir, ama Kur'an'daki şirk kavramını düşünüp Kur'an'ın anlattığı biçimde anlarsak şaşkınlığımız ortadan kalkar.
Kur'an'ın te­mel düş­manlardan ve ‘en bü­yük zu­lüm­ler­den bi­ri’ ola­rak gördüğü (bk. Luk­man su­re­si, 13) şirk, ne ate­izmdir ne de­izm­dir ne de din­siz­lik.
 
Şirk, var­lı­ğı­nı ve kud­re­ti­ni ka­bul et­ti­ği Al­lah'ın ya­nı­na ye­dek bir­ta­kım ilah­lar ko­yan bir din­dir. Ve bel­ki de ta­ri­hin en zor­lu di­ni­dir.
 
Şirk, bir ‘dincilik dini’dir.
 
Şirk, Kur'an pen­ce­re­sin­den ba­kar­sa­nız, pey­gam­ber­le­rin teb­liğ et­ti­ği tev­hit (hü­küm ve ta­sar­ru­fun tek kud­ret­te ol­du­ğu din) di­ni­ne kar­şı, bir pan­te­on di­nidir.
 
Şirk pan­te­on­unda Al­lah ko­run­mak­ta­dır. (bk. Kur'an, Luk­man su­re­si, 25) an­cak, Al­lah'ın yet­ki­le­rin­den ve söz hak­kın­dan pan­te­o­nun alt ilah­la­rı­na da pay çı­ka­rıl­mak­ta­dır.
 
Şirk panteonundaki alt ilahlar eşya, nesneler olabileceği gibi, insanlar da olabilir. Daha çok kutsallaştırılmış insanlar olur. Kur’an, bu kutsallaştırılmış şirk tanrılarına şürekâ (Allah’a ortak tutulan kişiler) diyor. Şürekânın en etkin elemanları, yine Kur’an’a göre,
 ‘şeytan evliyası’, ‘şeytan orduları’, ‘şeytanın ekibi’ olarak tanıtılmaktadır.
 
Bu şürekâ, din hayatında, tıp­kı bir şir­ke­tin or­tak­la­rı gi­bi dev­re­ye gir­mek­te­dir­ler.
 
Şirk, ger­çek­ten bir şir­ket di­nidir. Zaten, şirk­le şir­ket ke­li­me­le­ri ay­nı kök­ten ve ay­nı an­lam­da­dır. Bu şir­ke­tin or­tak­la­rı (şü­re­kâ), pan­te­onda ba­ş köşeye koy­duk­la­rı Al­lah ile bir uz­la­şı, bir pay­la­şım içine girmek isterler.
 
Ate­izm ve din­siz­lik­ten as­la söz et­me­yen Kur'an, te­mel düş­ma­n ve in­san­lı­ğın en bü­yük be­la­sı ola­rak iş­te bu şir­ki ya­ni şir­ket di­ni­ni gös­ter­mek­te­dir.
 
Şir­kin, en sin­si ve yı­kı­cı ola­nı, pey­gam­ber­ler­le tev­hit de­ğer­le­ri­nin araç kı­lındı­ğı şirk tü­rü­dür. İs­lam Pey­gam­be­ri bu şirk tü­rü­ne ‘giz­li-sin­si-mas­ke­li şirk’ (eş-şirk el-ha­fî) de­mek­te­dir.
 
 Şirk, günlük dilde putperestlik olarak tanıtılır.
 
Ama Kur’an’ın gösterdiği anlamıyla şirk bu kadar değildir.
 
 
ŞİRKİ TANIMADAN GERÇEK İSLAM’I  TANIYAMAYIZ!
 
Şirki Kur’an’dan öğrenmez isek, İslam’ı da Kur’an’dan öğrenmiş olamayız.
 
Kur’an dinini sadece tevhidi anlayarak öğrenemezsiniz, ondan önce şirki öğrenmeniz gerekir.
 
Peygamberimizin torunu ve İslam din ilimlerinin en büyük kaynaklarından biri ve İmamı Âzam’ın da hocası olan İmam Cafer Sadık (ölm.148/765), Arap-Emevî despotlarının İslam’ı yozlaştırıp tanınmaz hale getirmelerini anlatırken şu ölümsüz tespiti yapmıştır:
 
“Emevîler, İslam’a en büyük kötülüğü tevhidin öğrenilmesini engelleyerek yapmadılar; onlar şirkin öğrenilmesini yasakladılar. Böylece tevhidi öğrendiğini sananlar hakikatte tevhidi öğrenmemiş oldular.”
 
Kur’an’ın ve Peygamberimizin ifadelerine göre, gizli şirkin en zehirli türlerinden biri de din hayatına riyakârlığın girmesidir.
 
Hiçbir din ve dindar, günahla batmaz. Allah, günahları bir biçimde affeder. Ama riyaya bulaşanların ne affı söz konusudur ne de kurtuluşu. Çünkü onlar şirke bulaşmışlardır.
 
Ve şirkin asla affedilmeyeceğini Kur’an defalarca dile getirmektedir.
 
Riyaya bulaşanlar, hiç tartışmasız müşriktir.
 
Şirke bulaşanların ürettikleri hiçbir şeyden hayır beklenemez. Kur’an’a göre, müşrikler (her türü) namaz kılıp hacca gidebilirler. Mescitleri, mâbetleri süsleyip püsleyebilir, özellikle Kâbe için büyük harcamalar yapabilirler. 
 
Bütün bunlara karşı bizi uyaran Kur’an, şirke bulaşanların namazlarını ‘lanetli namazlar’ olarak anmakta ve onlardan bahsederken şöyle demektedir:
 
“Lanet olsun o namaz kılanlara ki, namazlarına riya bulaştırmışlardır.” (Mâûn suresi, 4-5)
 
İşte, asırlardır saklanan ve üstü örtülen ‘mucize Kur’an gerçekleri’nden biri de budur.
 
Din konusunda ‘hayat verici gerçek’ budur.
 
Ve Türk insanı bu gerçekten habersiz bırakılmıştır.
 
Eğer bizim dindar, ateist, deist, hatta dinci aydınlarımız bu Kur’an gerçeğini zamanında öğrenmiş olsalardı Türkiye bugün bu hallerde olmazdı."

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mümtaz 2 yıl önce

SÖZE NE GEREK VAR.HER ŞEY YAZILMIŞ.OKUYUP ANKAMAK VE DE
GEREĞİNİ YAPMAK GEREKİR