Suriyelilerin Arkasından da O Çıktı!

Gazeteci Batuhan Çolak, Suriyeli göçmenlerin örgütlenme sürecini irdeledi ve şok gerçeklere ulaştı. Çolak, Türkiye'deki Suriyelileri bakın kimin örgütlediğini, bu işin arkasında kimin olduğunu açıkladı?

Suriyelilerin Arkasından da O Çıktı!

Gazeteci Batuhan Çolak, Suriyeli göçmenlerin örgütlenme sürecini irdeledi ve şok gerçeklere ulaştı. Çolak, Türkiye'deki Suriyelileri bakın kimin örgütlediğini, bu işin arkasında kimin olduğunu açıkladı?

15 Kasım 2018 Perşembe 00:57

" Beşar Esad'ın devrilmesi için Suriye'de başlatılan operasyondan en büyük zararı 
gören ikinci ülke Türkiye oldu.

Tarihte eşi, benzeri olmayan bir nüfus hareketiyle karşılaştık.

Bu olayın küçük çaplı bir benzerini ABD'nin, Irak'a yaptığı I. Körfez müdahalesi 
sırasında yaşamıştık. Saddam, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeleri kimyasal 
silahlarla vurmuş, yüz binlerce insan sınırlarımıza dayanmıştı. Güvenli bölge 
kurulma fikri ortaya atılmadan bu büyük nüfus Türkiye'ye alınmıştı. İnsanî 
niyetle yapılan bu hamle sonrasında Türkiye'deki PKK terörü en yoğun saldırı 
dönemini başlatmıştı.

Şimdi yaşadığımız tablo ise bambaşka... On binlerle ifade edilerek başlayan 
Suriyeli göçü milyonlara ulaştı. Şu anda gayriresmi olarak 5 milyona yaklaşan 
bir nüfustan bahsediyoruz.

Dünya üzerinde böylesi büyük bir nüfus hareketinin başka bir örneği bulunmuyor. 
"Esad devrilecek, Suriye'ye demokrasi gelecek" denilirken, Türkiye'ye büyük bir 
demografik operasyon gerçekleştirildi. Bu sürece zemin hazırlayanlar, bu 
organizasyonu kuranlar elbette gelecekte Türkiye'yi yönlendirecek projeler için 
çoktan düğmeye basmıştı.

Bu kapsamda Batılı ülkeler, tıpkı "demokrasi getirmeyi vaat ettikleri" ülkelere 
yaptıkları gibi Türkiye'yi karıştırmaya, Suriyeliler üzerinden "kimlik inşa 
etmeye" başlamış durumdalar.

Türkiye uyurken neler oluyor?

İstanbul Arel Üniversitesi'nde 31 Ekim 2018 tarihinde "Suriyeli Kadınları 
Güçlendirme" adıyla kapsamlı bir proje başlatıldı. 1 Kasım 2018-1 Mayıs 2019 
tarihleri arasında süreceği açıklanan projenin amacı, "Türkiye'de yaşayan 
Suriyeli göçmen kadınların kadın hakları, mülteci kadın hakları, toplumsal 
cinsiyet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadın sağlığı başlıklarında 
düzenlenecek çalıştaylarla toplumsal farkındalığın artırılarak bilinçlenmenin 
sağlanması" şeklinde ifade ediliyor.

Ülkelerine birkaç mülteciyi alınca "istifası istenen" Norveç hükümeti projenin 
en büyük destekçisi! Norveç'in yanı sıra bu projeyi destekleyen çok enteresan 
kuruluşlar var; Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, HayatSür Derneği, Kadınlarla 
Dayanışma Vakfı (KADAV), Uluslararası Mavi Hilal Derneği, Arel Üniversitesi 
Radyo'su, Şişli ve Sultanbeyli Belediyesi...

Projeyi destekleyenlerin oldukça enteresan bağlantıları var. Bunlardan biri 
Hayat-Sür Derneği... Derneğin resmî sayfasındaki "hakkımızda" bölümünde şu 
ifadelerle karşılaşıyoruz:

"HayatSür Derneği; Türkiye'deki yaşayan mültecilere eğitim, psikososyal destek, 
entegrasyon ve yetenek geliştirme/meslek edindirme alanlarında destek vermeyi 
amaçlayan bir sivil toplum kuruluşudur... Bu amaçla, 2014 yılından bu yana 
Hatay, Gaziantep ve İstanbul'da özellikle Suriyeli çocuklara, öğretmenlere ve 
kadınlara yönelik projeler gerçekleştirildi. Suriyeli öğrencilere yönelik 
ücretsiz Türkçe dil kursları açtık. Devlet okullarına kayıt ettirdik. Çeşitli 
okul ve eğitim merkezlerine eğitim malzemeleri ihtiyaçlarında destek verdik. 
Suriyeli girişimci kadınlara ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilecekleri 
projelerinde maddi ve manevi destek sağladık."

Buraya kadar her şeyi normal kabul edelim. Peki bu dernek, bu eylemleri 
yapabilecek parayı nereden buluyor?

Bağlantıları araştırdığımızda çok enteresan sonuçlara ulaşıyoruz.

HayatSür Derneği'nin parası Açık Toplum Vakfı tarafından karşılanıyor. Bir diğer 
ifadeyle George Soros tarafından!

Projenin bir başka destekleyicisi ise Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)... 
Vakıf sitesine girdiğimizde Kürtçe "Biji Yekitiya Jinan" (Yaşasın Kadın 
Dayanışması) yazısıyla karşılaşıyoruz. Aynı sitede vakfın faaliyet alanı".. Son 
birkaç yıldan bu yana ise, bu başlıklara ek olarak çoklu ayrımcılığa maruz kalan 
göçmen kadınlar ve mahpus kadın ve LGBTİ bireylerle dayanışma örgütlemeye 
çalışıyoruz." şeklinde tanımlanıyor. "Ayrımcılığa maruz kalan göçmen kadınlar" 
denilerek, ayrımcılığa uğrayan kadınlar arasında bile "göçmen-göçmen değil" 
ayrımı yapılıyor!

Projedeki bir başka oluşum ise Mavi Hilal Derneği... Derneğin bağlantılarını 
incelediğimizde "Community Housing Fund, Catholic Relif Service" gibi 
uluslararası fon kuruluşları dikkat çekiyor.

Özetlemek gerekirse, Türkiye'deki mültecilerle ilgili Soros ve türevi oluşumlar 
çoktan devreye girmiş durumdalar. "Türkiye'ye entegrasyon" adı altında ciddi bir 
siyasi bilinçlendirme yapılıyor. Bu projelerin hiçbirinde mültecilerin geri 
dönüşü üzerine program yapılmaması sizce normal bir durum mu?

Türkiye'ye uluslararası fon kuruluşları ve Batılı ülkelerin eliyle demografik 
operasyon yapılırken, uyutulmaya devam ediyoruz!"

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 18.11.2018 23:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.