banner1668

'Suriyeliler Türkiye'ye Gitsin Diye Bombalanıyor'

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün 'Stratejik Göç Mühendisliği ve Türkiye' adlı raporu şok gerçekleri gün yüzüne çıkardı.

'Suriyeliler Türkiye'ye Gitsin Diye Bombalanıyor'

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün 'Stratejik Göç Mühendisliği ve Türkiye' adlı raporu şok gerçekleri gün yüzüne çıkardı.

21 Mayıs 2020 Perşembe 08:29
'Suriyeliler Türkiye'ye Gitsin Diye Bombalanıyor'

'Suriyeli sığınmacı sayıları ve nüfus', 'Suriyeli sığınmacıların neden olduğu sorun alanları' ve 'Sığınmacılar ve Mültecilerle İlgili Hukuki Düzenlemeler' şeklinde üç ana başlık altında hazırlanan raporda 'Suriyelilerin Türkiye'ye gelmeleri için özellikle bombalandığı' vurgulandı.

İşte rapordan öne çıkan çarpıcı detaylar:

" Kürdistan önce fiili sonra hukuki olarak kurulmuştur. Şimdi Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın kontrolünde bir Kürdistan oluşturulmaktadır.

Sırada önce İran, sonra Türkiye toprakları üzerinde Kürdistanların kurulması projeleri vardır. Türk topraklarında bir Kürdistan'ın kurulması için Türkiye'nin bir gayrinizami harp ortamına sürüklenmesi gerekir. Diğer bir ifade ile; nasıl önce Irak’ta sonra Suriye’de iç savaşlar çıkarıldı ve sonra bu iki ülkenin içinden Kürdistanlar çıkarıldı ise, Türkiye’de de aynı proje uygulanmaktadır. Ancak Türkiye’nin sosyolojik yapısı Irak ve Suriye’den farklı olarak güçlü bir milli kimliğe sahip olduğu için Türkiye’de Türk-Kürt iç savaşı çıkarmak mümkün değildir/olmamıştır. Fakat Suriyeli sığınmacılar, önümüzdeki on yıllarda ülkemizde ateşlenecek bir gayrinizami harp için çok önemli bir vasıta oluşturmaktadır. Bu vasıtayı hem Suriye hem Türkiye düşmanı birçok ülke ve yapının kolaylıkla kullanabileceği açıktır. Suriyelilere vatandaşlık verilmesi, onların kendilerini Türkiye’de kalıcı görmesi, sorunları artıracak ve keskinleştirecektir.

YABANCI SAYISI 7 MİLYONA YAKLAŞTI

Türkiye 2011 yılı sonrasında çok kısa bir süre içerisinde ülkemizin demografik yapısını değiştirecek bazı kentlerimiz ve ilçelerimizde Türkleri azınlığa düşürecek büyüklükte bir göç yaşayarak dünyanın en fazla sığınmacı barındıran ülkesi haline gelmiştir. Orta Doğu ve Asya’nın değişik ülkelerinden gelen yabancı sayısı 7 Milyona yaklaşmış, Türkiye nüfusunun %8.5’ini oluşturmuştur. Bu rakam 16 Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazladır. Türkiye, Roma İmparatorluğu gibi bir kavimler göçü ile karşı karşıyadır. Hiçbir ülke bu kadar kısa bir süre içerisinde gelen büyük bir nüfusu kontrol ve entegre edemez;
olumsuz siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve jeopolitik sonuçlarını engelleyemez.
Türkiye’ye yönelik gerçekleşen bir kavimler göçü, ülkemize yönelik sürdürülen bir stratejik göç mühendisliğidir. Diğer bir ifadeyle Suriyeliler ülkemize bombalandıkları için gelmiyorlar. Suriyeliler Türkiye’ye gelmeleri için bombalanıyorlar.

İKİ HEDEF...
Stratejik göç mühendisliği tarih boyunca uygulanmış, bilinçli nüfus hareketlerini gerçekleştirmek amacıyla yapılan eylemleri, politikaları ifade eder. Stratejik göç mühendisliği konusundaki çalışmaları ile tanınan Kelly M. Greenhill, stratejik göç mühendisliğini şöyle tanımlamaktadır: “Stratejik göç mühendisliği tabiri, devletler ya da devlet dışı aktörler tarafından, belli bir bölgede yaşayan nüfusun güçlendirilmesi, zayıflatılması ya da muhtevasının değiştirilmesini sağlayan yollarla, askeri ve siyasi amaçlar dahilinde kasti şekilde yaratılmış iç ve dış göçleri ifade ediyor… Mühendislik
eseri göçleri yaratan araçlar, tehditten askeri güç kullanımına, kazanç vaadinden finansal teşviklere, hatta normalde kapalı olan sınırların açılıp basitçe geçişin kolaylaştırılmasına uzanan geniş bir skalayı kapsıyor.”

Ülkemize yönelik stratejik göç mühendisliğinin iki stratejik hedefi vardır;

Birinci Nedeni: Türkiye’de İç Savaş Çıkmasına Müsait Bir Demografik Yapının Oluşması

Emperyalizmin Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını istemesinin birinci nedeni, gelecek on yıllarda Türkiye’de bir Kürdistan kurmak amacıyla, iç savaş çıkarmak için sığınmacılardan istifade etmektir.
Emperyalizm, planlarını çok uzun vadede yapar, kararlı ve istikrarlı bir şekilde uygular.
Irak'ın parçalanma süreci 1991'de başlamıştır. Ve devam etmektedir. Suriye'nin parçalanma süreci 2011'de başlamıştır, devam etmektedir. Bu süreçte Irak'ın kuzeyinde federe Kürdistan önce fiili sonra hukuki olarak kurulmuştur. Şimdi Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın kontrolünde bir Kürdistan oluşturulmaktadır. Sırada önce İran, sonra Türkiye toprakları üzerinde Kürdistanların kurulması projeleri vardır. Türk topraklarında bir Kürdistan'ın kurulması için Türkiye'nin bir gayrinizami harp ortamına sürüklenmesi gerekir. Diğer bir ifade ile; nasıl önce Irak’ta sonra Suriye’de iç savaşlar çıkarıldı ve sonra bu iki ülkenin içinden Kürdistanlar çıkarıldı ise, Türkiye’de de aynı proje uygulanmaktadır. Ancak Türkiye’nin sosyolojik yapısı Irak ve Suriye’den farklı olarak güçlü bir milli kimliğe sahip olduğu için Türkiye’de Türk-Kürt iç savaşı çıkarmak mümkün değildir/olmamıştır. Fakat Suriyeli sığınmacılar, önümüzdeki on yıllarda ülkemizde ateşlenecek bir gayrinizami harp
için çok önemli bir vasıta oluşturmaktadır. Bu vasıtayı hem Suriye hem Türkiye düşmanı birçok ülke ve yapının kolaylıkla kullanabileceği açıktır. Suriyelilere vatandaşlık verilmesi, onların kendilerini Türkiye’de kalıcı görmesi, sorunları artıracak ve keskinleştirecektir. 

Türk milletinin artan mağduriyet duygusu daha da güçlenecektir. Türkler ve Araplar arasında başlayan kaynak paylaşımı savaşı daha da artacaktır. Bir yandan kendi içinde kültürel, politik ve bölgesel olarak ayrışmış Türk milleti, diğer yandan coğrafi anlamda Şanlıurfa-Konya hattında bloklaşmış; Ankara, İzmir, İstanbul gibi metropollerde büyük gettolar oluşturmuş olan Suriyeliler. Arapların ağırlıklı olarak yerleştiği mahalleleri, ilçeleri (Fatih, Hatay/Reyhanlı) hatta Kilis örneğinde olduğu gibi kentleri Türkler terketmeye başlamışlardır.

Böyle bir sosyal zemin dış tahriklere, kitlesel çatışmaları kışkırtmaya çok uygun bir ortam yaratacaktır. Batı’nın içimizdeki bu gayri nizami harp ortamını iç savaşa dönüştürmesi hiç zor değildir. Bu gerçeği görmemek için kör olmak gerekir.
Ayrıca Suriyeli sığınmacıların en yoğun olarak yaşadığı/yerleştikleri bölgeye bakıldığı zaman sadece Türkiye’nin Suriye sınırında kırılgan bir jeopolitik yapı oluşturmakla kalmayıp aynı zamanda en sorunlu jeopolitik bir alt bölge olan Doğu Akdeniz ile sınırdaş illerimizde de demografik yapıyı köklü şekilde değiştirdikleri görülmektedir. 

İkinci Nedeni: Suriye’de PKK Denetiminde Bir Kürdistan’ın Kurulması Suriye’den, özellikle de Kuzey Suriye’den 5.3 milyon Suriyeli’nin Türkiye’ye taşınması ilk aşamada onların boşalttıkları yerin PKK’nın eline geçmesini ve orada bir PKK’istan kurulmasını kolaylaştırmaktadır. PKK/YPG, işgal ettikleri alanlarda etnik temizlik gerçekleştirmiştir. Ancak; Türkiye’ye gelenler sadece PKK/YPG’nin etnik temizlik ile işgal ettiği alanlardan sürdükleri değildir. PKK/YPG’nin işgal ettiği bölgenin çevre alanlarından da büyük göç gerçekleşmiştir. Böylece, PKK’istan’ın genişlemesinin önündeki etnik engel
de kalkmıştır.

Özetle emperyalizmin Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını istemesinin ikinci nedeni, Suriye’nin kuzeyinde kurulması hedeflenen PKK’istan’ın önündeki Arap ve kısmen Türkmen etnik duvarını yıkmaktır. Bir yandan “Beşar Esad’ı devireceğim” diyerek, merkezi otoriteyi zayıflatıp PKK’ya yardımcı olunmakta, diğer yandan PKK’nın işgal ettiği bölgelerdeki ve çevre bölgelerdeki insanları Türkiye’ye alıp PKK’nın bu bölgeleri elinde tutmasını kolaylaştırılmaktadır.
Suriye’den ve diğer ülkelerden gelen kitlesel göçlerle ülkemizin demografik yapısı nasıl değişmiştir ve Suriyelilerin vatandaşlık alarak kalması durumunda 20 yıl sonra nasıl bir Türkiye demografisi oluşacaktır?

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 21.05.2020 08:44
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol