banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel utanç önergesi yaşar nuri El Badewe

' KUR'AN NEFRETLE KARŞILIYOR...'

" Kurban vacip diyenler, hayvan kesilmeli diyenler. Allah kan istiyor diyenler! Allah hiç kan ister mi! Yeryüzünde kan dökmek kadar kötü bir şey var mı? Kan dökmek!"

' KUR'AN NEFRETLE KARŞILIYOR...'
 Hocam yine bir Kurban Bayramı ve yine yurdun dört bir tarafında Allah'ın adı anılarak kan akıtılacak. Hakikatte Kurban ne demektir, neyi ifade etmektir?

Gurbân (kurban) kelimesi yakınlaşmak demektir; aynı zamanda, yumuşak g (ğ)  ile söylendiğinde, ğarip (garip), ğurebâ (gureba) aynı kökten gelen kelimelerdir. Garip, gureba kelimeleri, Kuran’ın kullandığı kavramlar. [Yalnız kalmış, garip kalmış bir yetime…] diye de, Beled Suresi’nde geçer.
Kurban, gariplerle, kimsesizlerle, yoksullarla, itilmişlerle, dışlanmışlarla, ötekileştirilmişlerle yakınlaşmak, onlarla hemhal olmak demektir. Peygamberimiz bu bayramda yani garip gureba ile yakınlaşma bayramında, sabah, bayram namazından sonra ilk yaptığı şey, ashab-ı suffa diye bildiğimiz, gariplerin, yoksul kimselerin, evsiz sahabelerin kaldığı yere gelip, onlarla bayramlaşmak idi. Kendi evinden ve ailesinden, eşlerinden önce, kimsesiz, garibân diye ifade ettiğimiz sahabelerle bayramlaşırdı. Onlarla kahvaltı eder, sohbet eder, gününü onlarla geçirmeye gayret ederdi. Bu, sadece bayramlarda değil, başka zamanlarda da böyle idi.
Malum, İslam’ın ilk doğuş yıllarında Müslümanlar günlük toplanırlar, yani salât ederlerdi. Hayye ale’ssalâh diye çağırılırlar, bu, haydin yardımlaşmaya ve dayanışmaya demekti. Ve herkes toplanır. Abdest alınır, salâta katılırken el yüz yıkanır, toplantıya temiz çıkılır. Ve insanlar, çalıştıklarında, ürettiklerinde hayvan olarak ihtiyaçtan fazla ne varsa, onu salât toplantısına getirirler, onu orada ihtiyaç sahibi alır. Bunu haftalık olarak Cumada, yıllık olarak da hacda yaparlar.
Kameri aylara göre, yılın son ayı Zilhicce ayıdır. Zilhicce, hac sahibi, ziyaret sahibi ay demektir. Zilhiccenin dokuzuncu günüde, Arabistan’ın hatta dünyanın her yerinden gelenler, Allah’ın evinin etrafında toplananlar, Arafat’ta vakfeye dururlar, sonra Kâbe’yi tavaf ederler. Herkes, bulundukları yerden, ihtiyacından fazla ne varsa oraya getirir, Cumada haftalık yaptığımızı, orada yıllık olarak yaparız ve başka diyarlardan gelen ihtiyaç sahipleri de, onları oradan alır. Şimdi bu, dünya genelinde oluyor. Peygamberimiz zamanında Mekke çapında ve giderek Arabistan çapında oluyordu. Peygamberimiz vefat ettiğinde, İslamiyet Arabistan dışına çıkmamıştı. Allah’ın evi Kâbe, kamuyu temsil ediyor. O zamanların tarım toplumunda, ihtiyaçtan fazlası dendiğinde, koyun, deve akla geliyordu ve onun ihtiyaçtan fazlasını Kâbe’ye getiriyorlardı. Ne için? İhtiyacı olan alsın, taşımada, çift sürmede kullansın diye. O hayvan, bir anlamıyla sermaye olmuş oluyor, oraya kesilmesi için geliyor değil.
Bu, aynı zamanda, eski bir kültürün (İslam öncesi kültürün) devamıdır. Sümerlerde ihtiyaç fazlası tapınağa getirilen mallar yine koyun, deve, inekti. Ortadoğu halkları binlerce yıl, sermaye olarak bu hayvanları kullandı, bunlardan iki tanesine sahip olursan yoksulluktan kurtuluyordun. Bunlar getiriliyordu ve üzerlerine “Tanrı malı” diye damga vuruluyordu ve ona kimse dokunamıyordu. Neden? Çünkü o, mabede getirilmiş. O kimin hakkı? İhtiyaç sahibinin, yoksulun hakkı. Ona dokunamazsın. Tanrı malı, demek, yoksulun hakkı demek. O hayvanların üzerine çentik atılarak işaretleniyordu. Tanrı malı olduğunu bildiren işaretler, Sümerlerden Fenikelilere geçerek, matematikteki x, y, w ifadeleri doğdu. Dil bilimde, bu böyle anlatılmaktadır. Sümer tapınaklarına bu hayvanlar neden getiriliyordu, orada da mabedin görevi (Cuma toplantısı ve hac ile) aynıydı, ihtiyaç fazlası olan oraya getirecek, ihtiyaç sahibi oradan alacak. Bu kültür devam etti etti etti, Kâbe’ye geldiğinde de, aynı kültürü İslamiyet sürdürdü. Sümer’in peygamberi Sümerlilere bunu anlatmıştı, Babil’in peygamberi Hz İbrahim Babillilere onu anlatmıştı, Asur’un peygamberi Asurlulara, Ninova’da Hz Yunus peygamber Ninovalılara onu anlatmıştı. Mekke’de çıkan Peygamber Hz. Muhammed’de, insanlara aynı şeyi anlattı. Dedi ki, burası Allah’ın evidir, ihtiyacından fazla olanı herkes buraya getirsin. Getirdiler ve oraya bıraktılar. Üzerinde, Allah’ın ismi anılmak, üzerine Tanrı damgası vurulması kültürünün devamıdır.

Üzerine Allah'ın adı anılarak kesiliyor hayvanlar. Neden bu yapılıyor, Allah'ın böyle birşeyi istediği açıkça ifade ediliyor mu Kur'an'da?


Üzerine Allah’ın adı anmayı, bıçağı eline alıp, bismillahirrahmanirrahim diyerek, böyle fışkırtarak hayvanın kanını dökmeye çevirdiler. Üzerinde Allah’ın ismi anılmak bu değildir! Üzerinde Allah’ın ismi anılmak demek, ben bu keçiyi, koyunu, deveyi, kamuya, yoksula, gitsin diye adıyorum demektir. Üzerinde yazıyor işte Tanrı malı, eskiden böyleydi, Kuran’dan sonra buna, üzerine Allah’ın ismini anmak dendi, bu sözler, bu hayvan kamu malıdır, yoksulun malıdır, kimse almasın demektir. İşte bunlara [hedy] denilir.
İlk bakışta bunların, kesmekle alakası yoktur. Fakat daha sonra, uzak diyarlardan gelenler (hacılar) olduğu için, o hayvanlardan kesip, o insanların karınlarını doyurmak için de kullanılmıştır. Zamanla, önceki asli vazifesi unutulup, kesme ön plana çıkarılarak, getirilip kesiliyor, bırakılıp gidiliyor şekline dönüştü. Kuran geldiğinde Araplar bunu zaten yapıyorlardı, Kâbe’nin etrafı, kesilmiş kurbanlarla doluyordu. Kuran geldi ve bu insanlara dedi ki, bu kestiğiniz hayvanların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz, ulaşacak olan sizin takvanızdır. Bu şu demektir: Bunları kesiyorsunuz da, bunlar Bana ulaşmıyor, dolayısı ile, kesip durmanıza gerek yok, siz asıl, kendi aranızdaki davranışlarınıza bakın, birbirinize iyilik etmeyi öğrenin, adaletle davranın, işçinizi ezmeyin, kimseyi sömürmeyin, kul hakkı yemeyin, Ben bunlara bakarım, kestiğinize ve kana değil! Bunu açıkça söylüyor. Fakat bunu da şöyle anladılar: Tamam, Allah ete ve kana bakmaz, takvaya bakar, yani bıçağı eline alır, hayvanı keserken ki duygularına bakar, bunu Allah için kesiyorum derken ki duygularına bakar, takva budur, diyorlar. Böyle yorumladılar. Ben bu yoruma da katılmıyorum, yanlış bir yorumdur. Kuran diyor ki, onların etleri kanları Allah’a ulaşmaz! Yani, boşuna kesip durmayın. Allah diyor ki, onlar Bana ulaşmaz, Ben sizden iyilik, doğruluk, dürüstlük, kardeşlik, merhamet, sevgi, bunları bekliyorum; karz-ı hasen, salât, zekât, ihtiyaç fazlasını verme, isâr, birbirinize kendinizi feda etme, yoksulları gözetme, zayıfın elinden tutma, düşmüşü kaldırma, bunları beliyorum, takva budur. Her yeri kan gölüne çevirdiğin zaman, Allah bundan mutlu oluyor değildir. İşin aslı buydu, sonra döndü dolaştı ve başka bir şeye dönüştü.
Bugün yoksul insanlar, çevre baskısında kalarak, ben kurban kesemedi dedirtmem diyor ve gidiyor bankadan bayram kredisi, kurban kredisi alıyor, faizli kredi kartı taksiti ile, kurban borcuna giriyor. Bu insanlara  bu eziyeti yapmaya  kimsenin hakkı yok. Diyanet açıklama yapmalı ve demeli ki, Kuran’da kurban ayetleri, genellikle hacda geçer, şuanda orada büyük bir toplantı oluyor, insanlar uzak diyarlardan geliyor, orada kesilenler hem yenmek hem yoksullara dağıtmak içindir; madem orada bu kesimi yapıyorsunuz, onu üçe bölün, paylaştırın ve yoksullara, garibanlara bunu verin diyor. Bu sözler kimedir, hacılaradır. Bu, hacda sürüp gelen bir kültürdür. Şimdi bunu, hacca gitmeyenlere de teşmil ederek, bütün herkes, giden gitmeyen (hacda olan olmayan), yediden yetmişe, hem de ikişer üçer, dörder tane..! Vatandaşı bunun altına sokmak, bunu yapmazsanız dini vecibeniz yerine gelmez demek, insanlara, kan dökerseniz onu alnınıza sürerseniz, gelecek kurbana kadar günahlarınız af olur, kan aktıkça pir-u pak olursun diye bir itikat telkin etmek, son derece yanlıştır. Böyle şeyler, bu dinde yoktur.

Siz uzun süredir kesmediğinizi daha önce de açıklamıştınız. Peki bu ritüel olmadığı taktirde bayram nasıl yaşanabilir?

Bakın, açık açık söylüyorum. Ben kendimi söyleyeyim, yirmi yıldır bayramda hayvan kesmiyorum. Ama, gurban, yakınlaşma, garip gureba ile yoksulla yakınlaşma bayramını çok seviyorum. Hayvan kesmiyorum ama bayram kutluyorum. Bayram çok güzeldir. Temiz elbiseler giyiyorsun, küsler barışıyor, insanlar birbirlerine güler yüzlü davranıyor, hediyeleşiyor, karşılıksız yardımlara alabildiğine coşuyor. Kalplere sevinç bırakılıyor, insanlar seviyor, sevgi yayılıyor, ne güzel. Bayramlar ne güzel! Ama, bayramda illa hayvan keseceksin diye bir şey yok kardeşim. Böyle bir dini mecburiyet ve zarurette yok. Allah, herkesten böyle bir şey istiyor da değil. Allah bizden, yardımlaşma, dayanışma, iyilik, güzellik, sevgi, merhamet istiyor, başka bir yarattığı olan hayvanın kanını akıtmanızı değil. Onların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan, birbirimize karşı yaptığımız iyilikler, doğruluklar, dürüstlükler, isârlardır, burada anlattığımız yardımlaşmalar ve destekleşmelerdir. İslam’ın bu konuda söylediği budur. 
Haccdaki hayvan kesme Allah adına bir ritüel değildir, uzaktan gelenleri doyurmak için, et ihtiyacını karşılamak için yapılan kesimdir. Benim görüşüme göre, İslam’da, insanların biyolojik ihtiyacını karşılayacak et tüketimi anlamında hayvan kesimi vardır. Tanrı için hayvan kesimi diye bir şey yoktur. Allah bizden böyle bir şey istememektedir. Bu, Kuran’ın ruhuna da aykırıdır. Yeryüzünde kan dökmek ve fesat çıkarmak, hayvan kanı dahi olsa, Kuran’ın hiç istemediği, hiç hoş karşılamadığı, nefretle karşıladığı bir durumdur.
Bazıları şöyle söylüyor, Müslümanlardaki kurban kesme olayı, insanlardaki şiddet eğilimini, enerjinin toprağa verilmesi gibi, içimizdeki şiddet canavarını, kurban keserek, kan fışkırdığını görerek gideriyormuşuz; böyle kan göre göre, şiddet eğilimini kurbana vererek, hiç olmazsa, insanları kesmekten kurtulurmuşuz. Bunlar, gülünç yorumlardır, bu yorumu yapan adama kahkahalarla gülerler. Açın videoyu bakın! Adam, genci yatırıyor, eline bıçağı alıyor, lebbeyk allahumme lebbeyk diye “dua” okuyorlar ve genci, tıpkı bir koyunu keser gibi Allahu ekber diye diye kesiyor ve kan fışkırıyor! Bu nedir! Herhalde bunu yapanlar, bu kurban kesenlerden olmalı, adam alışmış! Adam genci koyun yerine koydu, ben izleyemedim, tam bıçağı vururken kapattım. Lanetler okuyarak kapattım! Bunu yapanlar kim? Müslümanlar! Kurban vacip diyenler, hayvan kesilmeli diyenler. Allah kan istiyor diyenler! Allah hiç kan ister mi! Yeryüzünde kan dökmek kadar kötü bir şey var mı? Kan dökmek! Hayvan kanı dahi olsa! Barış dinine yakışır mı? Olacak şey mi? Nerden çıkarıyorsunuz bunu? İbrahim aleyhisselam zamanında, insanlıkta, insan kesme olayına Allah müdahale ederek, İbrahim’in rüyası vesilesi ile, durun, Benim için insan kesmenizi istemiyorum demiştir. İbrahim çağında böyle idi. Aradan ikibin yıl geçtikten sonra Muhammed çağında hayvan kesmek Kâbe’ye sıkıştırılarak, Kâbe’nin etrafına mahsus kılınarak, o da, fakiri doyurun, Ben sizden et kan falan istemiyorum, bunlar Bana ulaşmaz diyerek, daraltıla daraltıla iyice kenara çekildi.
Benim görüşüme göre, Peygamberimizden sonra, hayvan kesme olaylarının giderek azalması gerekiyordu. Kuran’ın doğrultusunda daraltılıp, sadece biyolojik ihtiyaç kadar et tüketimine izine dönüşmesi gerekiyordu, İbrahim’den beri gidişat bu yöndeydi. Ama gel gör ki, bu hususta tam tersi bir gidişat olduğunu ve hayvan kesmenin patlama yaptığını, bunun bir bayrama dönüştüğünü görüyoruz, aman Allah’ım! Bu da, Türklerin geninden midir nedir, Araplarda, Farslılarda bu kadar yok. Türk illerinden başka diyarlara gittikçe bu iş azalıyor ama burada, acayip bir kurban kanı akıtma geni var. Bu gen nereden geliyor, bunun üzerine düşünmek lazım. Geçen bayramın birinci günü, Kahire’deki bir arkadaşımla konuştum, bayram orada nasıl gidiyor dedim, yolda yürüyorum, tek tük kurban kesen gördüm, birisinin yanına gittim, o da Türk’müş dedi. Araplarda falan bizim gibi öyle yollarda bellerde kurban kesmek bu kadar yaygın değil.

"İNSANLAR ŞUNUN ÜZERİNDE DÜŞÜNSÜNLER..."
İnsanlar şu soru üzerinde düşünsünler: Alevilik ve Sünnilik namaz konusunda anlaşamıyor, biri cemevine gitmiyor, öbürü camiye gitmiyor; Alevi diyor ki namaz yok niyaz var, neden böyle dediğini anlıyorum, çok iyi anlıyorum, bu, Sünniliğin ritüel dayatmasına bir tepki aslında, din ritüeldir demesine bir tepki, hayır, din gönüldür, kalp kırmamaktır, incinsen dahi incitmemektir diyen bir bilgelik var burada, anlıyorum. Camiye gitmiyor cemevine gidiyor, Kâbe’ye gitmiyor, insan Kâbe’dir, yeryüzü Allah’ındır diyor, tamam bunu da anlıyoruz, Sünnilik ne diyorsa, onun ritüelini icra etmiyor, onun yerine başka bir yolu var, bunun da tarihsel, ideolojik birçok nedeni var. Fakat iş kurbana gelince, enteresan bir şekilde (Aleviler ve Sünniler) yekvücut oluyorlar. Bütün cemevlerinin etrafı, bütün camilerin etrafı kurbandan geçilmiyor. Neden! Bu nereden geliyor? Eğer Kuran’dan geliyor dersen, Alevinin Kuran’da geçen Kâbe’yi, Sünniliğin camisini falan herhalde kabul etmesi lazım ama burada başka bir şey var. Kurban denince ikisi neden birleşiyor? Birçok konuda anlaşamayan Alevilik ve Sünnilik, nasıl oluyor da Kurbanda anlaşıyor? Bunu biraz düşünün, neden bu illerde kurbanın bu kadar parlatıldığını anlayacaksınız.

" BİRİNCİ RİTÜEL KURBAN KESMEK..."
Türkiye’de, kurban kesme oranı, yüzde doksansekiz oranla birinci ritüel, ikinci ritüel domuz eti yememek, diğer namaz, hac yüzde altmışa elliye kadar iniyor, faizden kaçınma oranı ise, yüzde üçbuçuk, dörde bile varmıyor. Faizden kaçınma oranı yüzde üçbuçuk, kurban kesme oranı yüzde doksansekiz, domuz eti yememe oranı yüzde doksanbeş! Beşbuçukmilyon asgari ücretli var, onüçmilyon, yoksulluk sınırı altında yaşayan insan var. Son on yılda, her yıl, muhafazakâr iktidar zamanında, hacca gidenlerin sayısı, oruç tutanların sayısı, namaz kılanların sayısı, başını örtenlerin sayısı artmış. Ve fakat zenginle yoksul arasındaki fark da, geçen sene, sekiz kat artmış! Burada bir yerlerde, kesinlikle, kablolar yanlış bağlanmış. Bu kabloları çekip, doğru bağlamamız gerekiyor. Kardeşim, dinin temelleri şu beş şeydir, lütfen bunları tepeye koyalım. Sizin o, dinin temeli zannettiklerinizi, lütfen şöyle aşağı indirin denmesi gerekiyor. Bizim (benim) yapmaya çalıştığımız şey de bu, size, Kuran’ın ilk surelerini açık seçik bir Türkçe ile anlatıyorum ki, Kuran en çok neyin etrafında dönüyor görün. Umarım, birileri bunları görüyordur. Bunlar benim doğrularım. Bir yıl, insanlar kurban kesmese, o zaman yakınlaşmanın ne demek olduğunu, bayramlaşmanın ne demek olduğunu çok iyi anlayacaksınız. Ben yirmi yıldır kurban kesmiyorum. Ben, yakınlaşmayı yaşıyorum. Bağırsak, deri, et, dana, koyun, teke, bunların olmadığı bir bayram, insanları derinden saran ve insanları birbirleri ile yüz yüze getiren bir bayram oluyor. Ben, bireysel olarak bunu yapıyorum ve bayram çok güzel. Bayram çok güzel!
Kuran diyor ki, bunların kanları etleri Allah’a ulaşmaz ama insanlar illa kesmek istiyor ve kesiyor. O zaman ne yapacağız? Öyle ise bunu üçe böl, yakınındaki komşuna, uzağındaki komşuna, ancak üçte biri sana. Kestiğin kurbanın tamamını kendine alamazsın, ancak üçte birini alabilirsin, üçte ikisi başka yere gidecek. Kestiğinden biyolojik ihtiyacın kadarını ye, yoksula ver diyor, ayet böyle söylüyor. Bu da, kesmekte ısrar edenlere önerilen bir yoldur. Başta ne demişti, onların etleri ve kanları Bana ulaşmaz; buradan da (kurbanın önerilmediği) anlaşılıyor. (Kuran) Kurban geleneğini de yardımlaşmaya ve dayanışmaya dönüştürün diyor."

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Enver yüce 1 yıl önce

şindi insanlar kurban kesmemiş demesinler diye kesiyor, etininde çok azını dağıtıp kalanını dolaba atıyor

Avatar
Naci 1 yıl önce

Siz Allah'a nasıl hesap vereceğinizi hiç düşündünüz mü???

1. Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. (Saffat, 107)

2. (Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “And olsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. (Maide – 27)

3. Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kabe’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki adil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. (Maide – 95)

4. Allah; Ka’be’yi, o saygıdeğer evi, haram ayı , hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. (Maide – 97)

5. “… Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin”(Hac – 28)

6. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe)’dir. (Hac – 34)

7. ‘’Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık…” (Hac – 34)

8. “Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yeyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hac 36–37)

9. Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. (Saffat – 107)

10. Onlar, inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.

Avatar
muhammed t @Naci 1 yıl önce

@naci bey siz hangi okul mezunusuz merak ettim. adam sizin google arayıp copy paste ettiklerinizin yanlış çevirildiğini idda ediyor siz o yanlış çevirildiği iddia edilenler ile adamın yanlışını ortaya çıkardığınız iddia ediyorsunuz. bence sizin yerinize kuran meali yazanların konuşması gerekir ben veya sizin değil....

Avatar
evrensellik 1 yıl önce

Sizin yorumlariniz ve dusunceleriniz herzaman bizlere isik tutmustur. Akilci ve kurani yaklasimlarinizla her gecen gun sizin takipcileriniz artmaktadir. Hocam sizi olumsuz elestireler lutfen yildirmasin takipcileriniz her gecen gun artmaktadir. Agziniza kaleminize saglik. Allah yolunuzu acik kilsin.

Avatar
ahmet aksoy 1 yıl önce

kes kurban kes bismillah Allahü ekber de - hayvanın sadece şah damarlarını kes acı duymaz . gövdeden kan boşalmaya başlayınca derin ve tatlı uykuya varır...hiç acı hissetmez -hatta kuranı kerimde bunla ilgili ayeti kerime var -- hayvan tamamen ölünce omur iligini kes ...kafayı gövdeden ayır ...acı çekdirmeden ölüm ve leziz bir kurban eti elde etmiş olursun .. sonra çoluk çocugun ve etrafda tanıdın garip guraba ile afiyetle yersin ..keyiflenir bayram yaparsın ...hergününüz bayram gibi olsun ..

Avatar
ahmet keleş 1 yıl önce

sen nerden çıktın .senin ilmin ne soytarı. sen kimin ajanısın nesin sen

Avatar
ebru kabasakal @ahmet aksoy 1 yıl önce

ibadet mi tarif ediyorsunuz, yoksa yemek programı mı yapıyorsunuz?

Avatar
fuat 1 yıl önce

Ingilterede master yapip geliyorlar saptiriyor ayetleri