banner834
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel AKP PKK AK Parti

'FATİH'İN HAREMİ GÖSTERİLMİYOR ÇÜNKÜ...'

Tabii ki hususi hayatı olabilir. Ama hususi hayatını göstererek...

'FATİH'İN HAREMİ GÖSTERİLMİYOR ÇÜNKÜ...'

 Fetih 1453 filminin tarih danışmanlığını yapan İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Feridun Emecen: 

Vatan'dan Mine Şenocaklı'nın röportajı
- Fatih nasıl bir baba? Acımasız mı? Filmde görüyoruz, musalla taşındaki babası II. Murad’la helalleşirken aslında hesaplaşıyor da... Ama o da oğluna çok farklı davranmıyor...
Fatih’in çocukluğunda kendisinden büyük bir kardeşi var; Alaaddin Ali Çelebi... İkinci Murad’ın bu oğluna daha teveccüh ettiğini biliyoruz. Ona karşı daha bir ilgisi var. Onu daha ön plana alıyor. Belki de gelecekteki veliahtı olarak onu düşünüyor. Çünkü, Fatih’ten 5 yaş büyük. Eğer yaşamış olsaydı belki de Fatih’in tahta çıkma şansı olmayacaktı.
- Belki de İstanbul hiçbir zaman alınamayacaktı...
Belki... Bilemiyoruz. Fakat Alaaddin Ali’nin ansızın kaza geçirip ölmesiyle birlikte Fatih tahta çıkıyor.
- Nasıl ölüyor Alaaddin Ali?
Muhtelif rivayetler var. Zehirlendi diyenler var. Ama atını sürerken kazayla düşüp öldüğü konusunda artık hemfikiriz. Amasya’da sancak beyliği yapıyor o sırada... Doğumu 1427 civarı olmalı, ölümü de 1443. Onun ölümüyle beraber II. Mehmed ön plana çıkıyor. Gerçi II. Murad’ın başka oğulları da olmuş ama onlar küçük yaşta ölmüş. Geriye bir tek Fatih Sultan Mehmed kalmış.
- Diğer çocuklar niye ölüyor?
Neden öldüklerini kaynaklardaki boşluklar sebebiyle tam olarak bilemiyoruz. Biliyorsunuz, çeşitli hastalıklar var o dönemde. Şimdiki gibi değil.
- Muhteşem Yüzyıl’dan sonra Tarihçi Necdet Sakaoğlu’na, “Ecdadımız kadın düşkünü müydü?” diye sormuştum. Önce şakayla karışık, “Onlar cihanı yöneten padişahlar, niye olmasınlar?” demişti. Ardından da tarihsel gerçekleri sıralamıştı: “Öncelikle soylarının yürümesi gerek... II. Mahmud tahta geçmiş, pek çok kadından tam 35 çocuğu olmuş. Ama sadece üçü hayatta kalmış, diğerleri hastalıktan ölmüş. Düşünün onun üzerindeki tarihi sorumluluğu!” Yani bugünden bakıp kadın düşkünlüğü diye yaftalanan, aslında soyun devamı için bir mecburiyet! Katılıyor musunuz?
Tabii öncelikle hanedanın devamı gerekiyor. Hanedanın devamı gerektiği için de çocuk doğuran cariye hemen hanım sultanlığa geliyor. Bu şekilde bir sistem var. Bu tabi bir sistem. Ne kadar çok çocuk olursa, hanedanın geleceği de o kadar çok garanti altına alınmış olur. Bunun pek çok örneği var tarihte. Mesela, Kanuni’nin üç oğlu vardı, tahta çıkacağı zaman ikisi ölmüştü. Geriye bir tek Şehzade Mustafa kalmıştı. Telaş içine düştü herkes, o da ölürse ne olur diye ve kendisine pek çok cariye sunuldu. Hürrem de bunlardan biriydi. Peşpeşe erkek çocuk doğurunca onun da, Kanuni’nin de itibarı yükseldi. 
Fatih, 3 yaşındaki kardeşini katlettiriyor
- Fatih daha 12 yaşındayken tahta çıkıyor. Üstelik babası II. Murad sağ... Neden böyle oluyor?
Tabii ki sebebi siyasi. Osmanlılar, 1439’daki Belgrad kuşatmasında başarısız oluyor ve Balkanlardan geri çekilmeye başlıyor. Macarların 1443’teki askeri harekatı karşısında, onları Bulgaristan’da İzladi yakınlarında zorlukla durduruyorlar. Edirne büyük bir tehdit altında kalıyor. Art arda uğranılan bu başarısızlıklar uç beyleriyle vezirler arasında büyük bir çekişmeye ve siyasi krize yol açıyor. Baskılardan bunalan II. Murad, 1444’te Macarlarla barış yapmak zorunda kalıyor. Bu arada yaşanan siyasi çekişmelerden dolayı çok sıkılıyor ve biraz geri çekilerek birbiriyle çatışan siyaset odaklarını kendisinden uzaklaştırmak istiyor. Tam da bu sıralarda çok sevdiği oğlu Alaaddin de vefat etmiş, onun üzüntüsünü çekiyor. İşte bu iki durum, onun iyice tahtan çekilme isteğini güçlendiriyor.
- Nasıl olur da 12 yaşında bir çocuk tahta çıkar peki? Bu kadar iyi hazırlayabiliyorlar mı şehzadeleri?
Fatih Sultan Mehmed’in çok iyi yetiştiğini biliyoruz. Bir kere iyi bir klasik eğitimin yanı sıra, idareyle, siyasetle ve dövüş sanatlarıyla ilgili pratik eğitimler alıyor. Yetiştirilme tarzı itibariyle 12 yaşın çok üstünde olgun bir hayat anlayışına sahip oluyor. İleride sultan olacağını biliyor, bildiği için de o bilinçle hareket ediyor. Bir de etrafında onu yönlendiren lalaları var. Kasapoğlu Mahmud var, Lala İbrahim var... Daha sonra Şehabettin Paşa, Zağanos Paşa gibi genç siyaset adamları ortaya çıkıyor. Ve onun bu siyasete alışmasını temin ediyorlar. Kendi talepleri doğrultusunda tabii...
- Sizin ‘Fetih ve Kıyamet 1453’ kitabınızda var. Fatih Sultan Mehmed 19 yaşında ikinci kez tahta çıktığında, ilk Manisa’daki haremini ve çocuklarını Edirne’ye getirtiyor. Ve üç yaşında olduğu tahmin edilen küçük kardeşi Ahmed’i katlettiriyor... Neden bunu yapıyor?
Böylece saltanatın kendisine ve çocuklarına kalacağını etrafındakilere göstermiş oluyordu. Ona karşı yeltenenler dayanacakları bir Osmanlı hanedanı üyesi bulamayacaklardı...
Fatih Sultan Mehmed’e taht darbesi yapılmıştı!
- Bu karar kendisine mi ait peki? Çevresindekilerin, mesela Zağanos Paşa’nın Fatih üzerindeki etkisi ne?
Onlar kendileri de siyasi bir rekabet içinde oldukları için, genç yaştaki Sultan Mehmed’i yönlendiriyorlar. Mehmed başlangıçtaki iki yıllık saltanatı boyunca, yani 1444’te babasının yerine geçip 1446’ya kadarki dönemde tam bir siyaset çarpışmasına tanık oldu. Bu dönem II. Murad’ın eski ekibinden Çandarlı Halil Paşa’yla, II. Mehmed’in yanında bulunan genç ekip Zağanos ve Şahabettin Paşalar arasında bir gerilimin yaşandığı ve siyasetin buna göre oluştuğu bir dönem oldu. Murad o sırada Manisa’ya çekilmişti, oğlu Mehmed Edirne’deydi. Adeta iki payitaht ortaya çıktı; Manisa ve Edirne... Aslında kimse Edirne’ye gitmiyordu. Herkes yine asıl gücün sahibi olduğunu bildikleri eski sultanın olduğu Manisa’ya gidiyordu. Bir bakıma işlerin Manisa merkezli görüldüğü anlaşılıyor o dönem. Manisa ve Edirne rekabeti doğmuştu birdenbire. Daha sonra bu iki yıllık siyaset sonrasında da Halil Paşa ve ekibinin devreye girmesiyle Mehmed tahttan indirildi ve babası Murad tahta oturdu. Resmen bir taht darbesi yapıldı. Yani Mehmed isteyerek tahttan çekilmedi. O sırada 14 yaşındaydı, tekrar Manisa’ya gönderdi babası onu ve giderken onu “Sen nasılsa tahtın varisisin, benden sonra tahta geçecek bir tek sen varsın” diye teselli etti. Mehmed de bunun bilincindeydi, fazla tepki göstermedi babasına.
- Böyle bir örnek daha var mı Osmanlı tarihinde?
Tahttan ayrılanlar-indirilenler var ama böylesi yok.
- II. Murad başta kendi isteğiyle tahttan çekiliyor ama değil mi?
Tabii... Sonra tekrar geri dönüyor. Zaten bunun geçici bir süre olduğu anlaşılıyor. II. Murad, yokluğunda devletin ne hale geldiğini de göstermiş oluyor ve tahta tekrar çıktığında kendisine daha bağlı bir siyasi ortam söz konusu oluyor bu anlamda. Muhalifler giderek görevden uzaklaştırılıyor, Mehmed’in yanındaki Zağanos ve Şahabettin Paşalar merkezden daha uzak yerlere tayin ediliyor. Bu şekilde merkezi idare II. Murad’ın tekrar tahta geçişiyle yeniden eski ve daha güçlü halini almış oluyor. Zaten 1444’te kazanılan Varna Savaşı, 1448’deki Kosova Savaşları Murad’ın bu anlamdaki gücünü daha da pekiştiriyor. Tabii bu arada Mehmed’in durumuna bakmak lazım. Bana göre onun için en kritik yıllar, tahttan indirildikten sonra gittiği Manisa’da, 1446’dan 1451’e kadar olan yıllardır. 12-14 yaş arasında bir siyasi iktidarın tepesinde bulunmuş, tabii ki tecrübe kazanmış bir sultan olarak artık kendisini şekillendiriyor. İleride nasıl davranacağını artık tam anlamıyla bilecek bir eğitim alıyor ve İstanbul’un fetih düşüncesi de o süre boyunca kendi zihninde tam olarak beliriyor.
Babası da kuşatıyor ama İstanbul’u alamıyor...
- Babası II. Murad da İstanbul’u kuşatmış ama alamamıştı, değil mi?
Evet. 1421’de tahta geçti, 1422’de İstanbul’u kuşattı. Ama alamadı. Çünkü amcası Şehzade Mustafa ile taht mücadelesi içindeydi. Bizans Mustafa’yı desteklemişti. O yüzden İstanbul’u kuşatmıştı. Elli gün süren kuşatma başarılı olmamıştı, çünkü kendi küçük kardeşi diğer Mustafa da, Anadolu beylerinden bazılarını yanına alıp Bursa’yı kuşatmıştı. Murad İstanbul kuşatması için büyük çaba sarfetmişti. Ancak kardeşi Mustafa’ya Anadolu’dan bazı eski bey aileleri, ayrıca Balkanlardan da destek geldiği, Venedik ve Macarların da bu ittifaka katılmaları gibi sebepler bunu engellemiştir. Ayrıca doğuda Timurların baskısı vardı üzerinde, batıda başka baskılar vardı. Sonuçta o kuşatmanın başarıyla sonuçlanması beklenemezdi.
- Dolayısıyla Fatih aynı zamanda babasının başarılı olamadığı bir şeyi başarıyor. Belki de onu başarıya iten güç biraz da bu...
Onun düşüncesi babasının başaramadığını başarmaktan ziyade İstanbul merkezli olarak yeni bir imparatorluk kurmak... İstanbul Hristiyan ve Müslüman dünyası açısından son derece önemli bir şehir, manevi bir öneme sahip. Bu şehri almak onun için bir ideal. İstanbul’u alarak büyük bir imparatorluk kurmak istiyor. Dünya hakimiyeti fikri zihninde iyice belirmiş vaziyette. Bazı İtalyan hümanistlerle bağ kuruyor bunun için, Latin ve Grek klasiklerini tercüme ettirip, dinliyor. Mesela Manisa’dayken yanına gelen Cyriaco diye birisi ona kitaplar getiriyor, okuyor. Sezar’ın hayatı gibi... Özellikle İskender’in dünya hakimiyeti düşüncesi onu etkilemiş, onunla alâkalı kitaplar okutuyor... Rivayete göre Cyriaco ona tarih kitapları ve antik döneme ait hikâyeleri yüksek sesle okurmuş, hatta yemek yerken bile Fatih bunları dinlermiş. Ve aynı zamanda savaşla, kuşatma ve taktikle alâkalı kitapları okuduğunu biliyoruz.
II. Murad, Fatih’ten çok, ölen oğlu Alaaddin Çelebi’yi seviyor
- Filmdeki kadar uzak mıdır padişahlar çocuklarına?
Bu gerilim aslında hep var. Demin bahsettiğim II. Murad’ın Alaaddin Ali Çelebi’yi çok sevmiş olması, II. Mehmed’in babasına karşı saltanatı sırasında olan tavırları, tahttan indirilmesi, bütün bunlar baba ile oğul arasındaki gerilimi çok önemli ölçüde artırıyor. Yani II. Murad’ın oğluna karşı tavırlarının bu anlamda çok da iyi olduğunu söylemek biraz iyimserlik gibi olur. Baba ile oğlu arasında bir gerilim olduğu açık olarak görülüyor. Mesela Halil İnalcık Hoca II. Murad’ın vasiyetnamesini yayınladı. II. Murad vefat ettiği zaman oğlu Alaaddin Çelebi’nin yanına gömülmek istediğini söylüyor. Üstelik yanına da kendi hanedanından kimsenin gömülmemesini vasiyet ediyor.
- Peki Fatih’in haremi yok mu?
Haremi hakkında hiçbir bilgi yok. Tahta çıkmadan önce Bayezid’in doğduğunu biliyoruz Gülbahar Hatun’dan olma... Bir de Mustafa var. Onun dışındakiler hakkında bilgimiz yok... Cem Sultan daha sonra doğuyor, Çiçek Hatun’dan... O da bir cariye. Çocuklarının hepsi cariyelerden olma Fatih’in...
- Yani Fatih’in hayatında öyle Hürrem Sultan gibi damgasını vurmuş biri yok?
Hayır, öyle biri yok. En azından kaynaklarda böyle bir bilgi söz konusu değil.
- Peki filmde Fatih’in haremini görmememizin sebebi, onun aynı zamanda dini misyonu mu?
Evet. Tabii ki görmememiz lazım, onun imajını böyle zedelememek gerekiyor. Hususi hayatı olabilir. Ama hususi hayatını böyle göstererek onu zedelemek doğru olmaz.
- Dolayısıyla yönetmen de senaryo yazarı da doğru bir şey yapmıştır?
Elbette. Doğru bir şey yapmışlardır. Bu konuda hassasiyet göstermek gerekiyor. Ama maalesef Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatını konu alan dizide bu hassasiyet gösterilmedi.
- Fatih, Gülbahar Hatun’a şiir yazar mıydı peki?
Gülbahar Hatun’a yazdığı şüpheli ama onun şiir gücünü aksettirmek için öyle bir motif kullanılmış olabilir filmde... Tabii ki Fatih’in çok iyi bir şair olduğu gerçek. Biliyorsunuz Divanı da mevcut. Kanuni gibi...
Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.