banner1668

'Erbaş AKP İçin Bir Çuval İnciri Berbat Etti'

ANAR Araştırma Genel Müdürü İbrahim Uslu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Ayasofya'da sarf ettiği sözleri değerlendirdi.

'Erbaş AKP İçin Bir Çuval İnciri Berbat Etti'

ANAR Araştırma Genel Müdürü İbrahim Uslu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Ayasofya'da sarf ettiği sözleri değerlendirdi.

30 Temmuz 2020 Perşembe 07:22
'Erbaş AKP İçin Bir Çuval İnciri Berbat Etti'

Kendisine ait sosyal medya hesabından bir  paylaşım yapan İbrahim Uslu, AKP nezdinde Ali Erbaş'ın bir çuval inciri berbat ettiği şeklinde etkisi olduğunu vurguladı.

İbrahim Uslu paylaşımında "Sarf ettiği tek cümle ile üzerinde tartışma olmayan Ayasofya konusunu gölgede bırakan Diyanet İşleri Başkanı, her zaman diri ve enerjik bir fay hattını harekete geçirmeyi başardı.  İktidar açısından bakıldığında,  kelimenin tam anlamıyla bir çuval incir berbat oldu..."  ifadelerini kullandı.

Öte yandan Araştırmacı-Gazeteci Soner Yalçın, Erbaş ile ilgili çarpıcı bir analizi okurlarıyla paylaştı.

Yalçın, durumun görünenin çok ötesinde olduğuna dikkat çekti.

İşte o satırlar:

İktidar temkinli açıklamalarda bulunurken, Erbaş içeri ve dışarı kamuoyunu neden kışkırtmak istedi? AKP bu sorularla yüzleşmiyor.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Çandarlı Halil Paşa mı?

Erdoğan bunun farkında mı?

Başlayabilirim:

Ayasofya konusu, gerek İslam ve gerekse Osmanlı tarihini öğrenmek için fırsat oldu.

Örneğin…

Saray'daki muhafazakârların lideri Vezir-i azam Çandarlı Halil İstanbul'un fethine hep karşı çıktı. Zayıf ve gereksiz atak politika takip ettiğini düşündüğü II. Mehmet'in İstanbul'u alırsa “Fatih” olup iktidara bütünüyle hakim olacağını hesap etti. II. Mehmet'in güçsüz kalıp kendine biat etmesini ve böylece kendi otoritesinin yıpranmamasını istedi.

Çandarlı'nın karşı çıkmasına rağmen İstanbul 6 Nisan 1453'de ablukaya alındı. Ama… Günler geçti İstanbul duvarları aşılamadı.

Çandarlı Divan toplantısında ısrarla ablukanın kaldırılmasını savundu. Öyle ki, psikolojik harp yaptı; Haçlı Donanması'nın yolda olduğu dedikodusunu yaydı. Ordunun moralsiz kalması için elinden geleni yaptı.

Gerginlik iktidardaki hizip tartışmasını keskinleştirdi. Birinin başında Çandarlı Paşa, diğerinin başında ikinci vezir Damat Zağanos Paşa vardı.

İstanbul fethi ümitsiz hal almaya başladı.

1. Mehmet, 26 Mayıs günü kat'i surette karar için harp meclisini topladı. Çandarlı görüşünü tekrarladı. Fetihten yana olan Zağanos Paşa da muhasaraya devam edilmesini ileri sürdü.

İşte… Bu toplantıda II. Mehmet (Akşemsettin'in mektubuna göre) hiç istememesine rağmen askerlerin şehri üç gün yağmalamasına izin verdi.

Bir gün sonra tellallar haberi orduya duyurdu. Ve iki gün sonra İstanbul alındı.

Çandarlı'ya ne oldu?

İKTİDAR KAPIŞMASI

İstanbul fethinden sonra Çandarlı Halil görevinden alındı. Yedikule Altın Kapı'da 40 gün hapis edildi.

Ve, 10 Temmuz 1453 tarihinde gözlerine mil çekilerek idam edildi; mallarına el konuldu.

Çandarlı'nın vahşice öldürülmesine dair çeşitli yorumlar oldu:

Birincisi; II. Mehmet'in iktidarı tümüyle ele aldığını Kapıkulu askerleri ve ulema arasındaki Çandarlı ekibine göstermek istemesiydi. Bu görüşü savunanlara göre, Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesinin temelinde de muhafazakâr Çandarlı grubuna hoş görünme çabası vardı. (Ki II. Beyazıt, babası Fatih'in “devrimci” destekçilerine karşı muhafazakârları yanına çekmek için İstanbul'daki çok kiliseyi camiye dönüştürdü; buraları Halveti gibi tarikatlara tahsis etti. Bu sebeple “Veli” lakabı verildi. Ve II. Beyazıt, Çandarlı'nın oğlu İbrahim Paşa'yı da Vezir-i Azam yaptı!)

İkincisi; İstanbul'un fethiyle Çandarlı'nın Bizans yönetimine (ve onun emri altındaki Şehzade Orhan Çelebi'ye) gönderdiği mektupların ortaya çıkmasıydı. İktidar otoritesinin sarsılmasını istemeyen Çandarlı işbirlikçi olmaya kadar savrulmuştu!

Dillerinde sürekli “ecdat” sözü düşmeyenlerin Osmanlı siyasal tarihini pek bildiklerini sanmıyorum. Ayasofya'da Atatürk'e dil uzatan Ali Erbaş'ın tarihte nereye konumlandığını fark ederlerdi! Şöyle:

AKLA NELER GELİYOR

Bugün Türkiye'nin gündeminde ne var?

Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi mi?

Yoksa… Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Ayasofya minberinden Atatürk'e lanet okuması mı? Kuşkusuz ikincisi.

AKP iktidarı kendine şunu sormalı:

Prof. Ali Erbaş gibi bir akademisyen Ayasofya Camii'nin açılışını, konuşmasıyla neden gölgeledi? Keza:

FETÖ'nün her Abant Toplantısı'na katılan ve Dinler Arası Diyalog projesinin önemli yürütücülerinden Prof. Erbaş, minbere kılıçla çıkarak kimlere subliminal mesaj verdi?

“Hristiyanlıkta Reform ve Protestan Tarihi” ve “Hristiyanlıkta İbadet” gibi kitapları yazan Erbaş, Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesinin Hristiyan dünya için ne ifade ettiğini bilmiyor olamaz? Bunun farkındaki dinler tarihi uzmanı Erbaş'ın elinde kılıçla minbere çıkmasını nasıl değerlendirmek gerek? Dünyanın –ve özellikle Rusya'nın kafasına- Türk devletinin fetih peşinde olduğunu mu sokmayı amaçladı?

İktidar temkinli açıklamalarda bulunurken, Erbaş içeri ve dışarı kamuoyunu neden kışkırtmak istedi?

AKP bu sorularla yüzleşmiyor.

Düşünsel temellerini FETÖ'nün attığı kriptoların neler yapacağını yaşayarak görecek…

Kılıç konusu bile ayrı yazıyı hak ediyor: Neyin şifresi? Mesela:

FETÖ askerlerinin bağlılıklarını göstermek için Fethullah Gülen'e mezuniyet kılıçlarını hediye ettikleri unutuldu mu?

FETÖ için “kılıç” 15 Temmuz darbesinin şifresi değil miydi?

Bunların hepsi tesadüf mü?

Erbaş, o kılıcı nereden edindi?

Sonuçta:

2. Mehmed Çandarlı Halil ilişkisini hisle değil, akılla analiz etmek gerekir.

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 30.07.2020 07:35
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol