Diyanet'in Atatürk Yasağı da ABD Projesi Çıktı!

Gazeteci Müyesser Yıldız, Diyanet'in hutbelerinde Atatürk'e neden yer vermediğini irdeleyen oldukça çarpıcı bir makale yayınladı.

Diyanet'in Atatürk Yasağı da ABD Projesi Çıktı!

Gazeteci Müyesser Yıldız, Diyanet'in hutbelerinde Atatürk'e neden yer vermediğini irdeleyen oldukça çarpıcı bir makale yayınladı.

12 Kasım 2018 Pazartesi 02:25

15 gün kadar önce Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Din istismarıyla mücadele seferberliğini başlattık. Bütün illerimizi, köylerimizi, kasabalarımızı, ilçelerimizi dolaşıyoruz, ehil isimlerle. Buna ihtiyaç var” dedi.

Sandım ki, şehit naaşı yanında nutuk atma, cami önlerinde siyasi açıklama yapma devri bitecek!..

Erbaş'ın bir açıklaması daha oldu; Çeşitli “izm”lerle gençlerin zihinlerini, gönüllerini karıştırmak isteyenler bulunduğunu belirtip, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bunlarla mücadele ettiklerini söyledi.

Yine sandım ki, en önce “akraba, eş, dost, siyasi veya dini kayırma” anlamına gelen “Nepotizm”e savaş açılacak!..

Zira 2015'te bizzat dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Bizim kültürümüzde nepotizm yoktur. Bu benim yakınımdır, akrabamdır diye kayırmaya başladığınızda çöküşün izlerini görürsünüz” dediğine göre, böyle bir sorunumuz da var. 

İMAMLARA SİYASET YASAĞI EN ÖNCE KİMİN GÜNDEMİNDEYDİ?                

 Maalesef umduklarım olmadı, ama Diyanet'ten iki şok “açılım” geldi. Sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin değil, bizzat Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'ün adı, 10 Kasım'dan önceki Cuma hutbesinde anılmadı.

Ve diğer günler torbaya girmiş gibi, Başkan Ali Erbaş 10 Kasım'da, “Keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet, ne şeriat yıkılırdı” diyen Kadir Mısırlıoğlu'nu ziyaret fotoğrafını paylaştı.  

Bu olaylardan sonra da Diyanet İşleri Başkanı tartışılmaya başlandı.

Acaba tüm sorun Ali Erbaş'ta mı?

Hutbe ve Mısırlıoğlu ziyaretinden 3-5 gün önce bir başka konu daha gündeme geldi. Diyanet Hukuk Müşavirliği’nin 9-12 Ekim’de Ankara Kızılcahamam’da düzenlediği Hukuk Çalıştayı'nda, daha önce de iptali istenen, ancak Anayasa Mahkemesi'nin “laiklik” gerekçesiyle reddettiği “İmamlara siyaset yasağı” getiren Diyanet Teşkilat Yasası'ndaki hükümlerin yeniden masaya yatırıldığı ortaya çıktı.  

Bu gerçekleştiği takdirde ne olacağı açıktı; İmamlar, hükümeti övüp, muhalefeti eleştirebilecekti!..

Sözkonusu girişimin medyaya yansıması üzerine yazılı bir açıklama yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, bir yandan bunu yalanlarken, öte yandan “siyaset yasağının geniş ve ayrıntılı bir şekilde tanımlanmamış olması sebebiyle, hangi fiillerin bu kapsamda yer alacağı hususunda tereddütler yaşandığını” bildirip, “Hukuk Çalıştayı sonuç bildirgesinde yer alan, 'Siyaset yasağı kavramlarının yeniden tanımlanması amacıyla başkanlık birimlerinin de katılımı ile hukuk müşavirliğimiz koordinesinde bir çalışma başlatılacaktır' ifadesi, siyaset yasağının kalkması şeklinde anlaşılamayacağı gibi, siyaset yasağının kaldırılmasına yönelik bir çalışmanın Anayasa ve yasal düzenlemelere aykırı olacağı açıktır” dedi.

İşte bu gelişme üzerine bir kez daha ABD Dışişleri Bakanlığı'nın her yıl yayınladığı “Dini Özgürlükler Raporu”nu hatırladım.

Bu raporlarda Türkiye'den adım adım “Yeni dini azınlıkların tanınması, misyonerliğin serbest bırakılması, kaçak kiliselerin yasallaştırılması, nüfuz cüzdanlarındaki din hanesinin kaldırılması” gibi birçok şey istendi.

Sıra hutbelere geldi; “Misyonerlik karşıtı” konuşmalar yapılması, hatta “İslâm yegâne hak dindir” denilmesinden duyulan rahatsızlık iletildi vs.

ABD'NİN “DİNİ ÖZGÜRLÜK KISITLAMASINDAN” ANLADIĞI

Bu raporlarda laiklik ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili “rahatsızlıklara” gelirsek;

2002-2003 yılları raporlarında böyle değilken, 2004'ten itibaren “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin laik olduğu” ifadesindeki laiklik tırnak içine alınmaya başlandı... 

Tarikat ve cemaatlerin 1920'den itibaren yasak olduğu vurgulanırken, bu yasakla ilgili hassasiyetin adresi olarak Milli Güvenlik Kurulu, askerler, yargı ve diğer bürokrasi gösterildi. Siyasi ve sosyal liderlerin ise tarikat, cemaat ve diğer dini gruplarla yakın ilişki içinde olduğu, ayrıca hükümetin tarikat yasağı kararlarını uygulamadığı kaydedildi...

Dini meseleleri, Anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yönettiği, görevinin de Sünni İslâm'ın uygulanmasını teşvik etmek olduğu anlatıldı...  

ABD, 2006'dan itibaren ise yeni bir “rahatsızlığa” yakalanıp, “Dini özgürlük kısıtlamaları” başlığı altında, 2017'deki son rapor da dahil, şunu söylemeye başladı:

“Ceza Kanununun 219. Maddesi, imam, papaz, haham veya diğer dini yetkililerin görev sırasında hükümeti ya da devlet yasalarını 'karalama veya saygınlığına zarar vermesini' yasaklıyor. Buna aykırı hareket edenler, 1 ay ile 1 yıl arasında hapis cezasına çarptırılabiliyor.”

Görüldüğü üzere, din adamlarına siyaset yasağından rahatsız olan Diyanet'ten önce ABD'dir.

Çok şükür, henüz buna ilişkin yasal düzenlemeler değişmedi, ama Diyanet'in, Atatürk'ün adını 10 Kasım münasebetiyle bile anmaması, aslında başlıbaşına “siyaset” yapmak ve emperyalizmin “Atatürk’ü silme” projelerine hizmet etmek değil midir? 

yuzdeyuzhaber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yasmine Ozan 2018-11-12 14:27:18

Atatürk'ü silme projesini Erdoğan başlattı.
Gerisi ardından koşmaya başladı.

Avatar
EllinasFinances@gmail.com 2018-11-22 10:42:27

Do You Seek Funds To Pay Off Credits and Debts? { EllinasFinances@gmail.com } Is Here To Put A Stop To Your Financial Problems. We Offer All Kinds Of Loan (Personal Loan, Commercial Loan, etc.) We Give Out Loan With An Interest Rate Of 2.%. Interested Applicants Should Contact Us Via Email: EllinasFinances@gmail.com