banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel Adaylık ücretleri yeni akit diktatör erdoğan

'DİNİN DİREĞİNİ YIKAN ASIL ONLARDIR'

"İşte bunlar aslında dini yalanlayanlar, Allah'ı inkar edenler, dinin direğini yıkanlardır."

'DİNİN DİREĞİNİ YIKAN ASIL ONLARDIR'

İşte hocamızın Maun Suresi tefsirinden bir bölüm:

"Dini Yalanlayanı Gördün Mü? Yani Allah'ın dinini, hükmünü, adetini, cezasını, mükafatını, yargısını. Bütün bunları ifade eden yola girmeyi, (Ona itaat etmeyi, tabi olmayı) reddedeni, inkar edeni, buna karşı çıkanı görüyor musun, işte o var ya o!


Öksüzü Hor Görür, Yoksulu Doyurmaya Teşvik Etmez: Yani böylesi tiplerin karakteri şudur; öksüzü hor görür, yoksulun halinden hiç anlamaz, fakir fukara, garip gureba umrunda bile değildir. Kendi bencil çıkarlarından başka dünya yansa dönüp bakmaz. Varsa yoksa kendisi, malı, mülkü... Bugünkü tabirle vicdansız, merhametsiz, zenginlik hırsından gözü dönmüş, parası olmayana dönüp bakmayan, üstelik küstah; dini, imanı, Allah'ı fakirin ekmeği, züğürt tesellisi olarak gören ve fakat Allah, kitap, din nutukları atmaktan da geri durmayan...

Tanrısı Mamon'un üzerine 'Tanrı'ya inanırız' diye yazan; gerçekte ise ona tapan... Bu tapınmasını meşrulaştırmak için de, mülkiyetine geçirmek istediği mallara, 'Tanrı malı' mührü vuran Sümer rahipleri gibi taptığı şeyin üzerine 'Tanrı'ya inanırız' diye yazan ve fakat gerçekte mülkün Tanrı'ya ait olduğuna asla inanmayan... Literatüründe böyle bir şey de bulunmayan... Mülk İnka'nındır diye haykıran Kızılderili irfanından fersah fersah uzak... Bunun için de sınırsız özel mülkiyette hiçbir ahlaksızlık ve hırsızlık görmeyen, dahası sırf bunu korumak için inancı kahpece kullanmaktan çekinmeyen Allahsız kapitalizm...

İşte bunlar aslında dini yalanlayanlar, Allah'ı inkar edenler, dinin direğini yıkanlardır.

Bunlar, paralarının üzerine Tanrı'ya inanırız diye yazarak kiliseye giderek, pazar ayinlerine katılarak, papazın önünde günah çıkararak... Kabe'nin örtüsünü değiştirerek, hacılara su vererek... Namaz kılarak, oruç tutarak, hacca giderek, gül yağı kokuları sürünerek, sarık sarıp cübbe giyerek Allah'a inanmış olmazlar. Bilakis yerde ve gökte mülkiyetin Allah'a ait olduğunu teslim etmeleri, çoğaltma ve yığma yarışına girmemeleri, ellerindekini paylaşarak, bölüşerek, öksüzü ve yoksulu gözeterek, ezilenlerin safına geçerek yani kum tepelerinden inip kumlara karışarak tasdiklerini ispat etmeleri gerekir. Aksi halde hangi dinden olursa olsun maun kaçkını ve kerem yoksunu oldukları için alınlarına şerefsiz yazılır, zillet ve meskenet damgası yerler. Yukarıda sayılan salatlar onları kurtaramaz.

İslam'da salat (namaz) ve diğer ritüeller birer nüsukturlar. Nüsuk, gübrelemek anlamına gelir. Şu halde bir müslüman için örneğin namaz gübre, hayat tarla, paylaşım ve kardeşlik de ondan hasıl olan ürün gibidir. Ürün yoksa tek başına gübrenin bir anlamı olmaz. Ürünsüz gübre elinde kalır, tek başına tapınma demek olur. İslam'da namaz, oruç, hac gibi nüsukların dürüstlük, kardeşlik, eşitlik ve paylaşım gibi toplumsal değerlerle çok sıkı bir irtibatı ve ilişkisi vardır. Hayattan bağımsız aşkın bir tapınak ritüeli değildirler. Örneğin hac ritüellerinden ihram, tavaf tam bir insani eşitlik ve kardeşlik verir.

O Namaz Kılanların Vay Haline: Yani vay hallerine çünkü bu sözün söylendiği Mekke'de öksüze hor bakmak ve yoksula bigane kalmak suretiyle dini Allah'ı inkar edenler, aynı zamanda Tanrı'ya inanırız demekte ve namaz kılmaktaydılar. Çünkü namaz Mekkelilerin bildiği birşeydi.

Ebu Cehil de, Ebuzer', Gıfari de cahiliye döneminde namaz kılmaktaydılar. Peygamber'in çağrısı neydi ki, birini can düşmanı diğerini can dostu yaptı?

Sadece namaz değil; hac, oruç, abdest, gusl, cenaze namazı, cuma toplantısı, kırkta bir zekat, el kesme, kısas, sopa vurma, bir Allah'a inanma, Adem'i, Nuh'u, Hud'u, İbrahim'i, İsmail'i, Hacer'i saygıyla anma, örtünme, sakal, cübbe, sarık yani bugn İslam'da ne kadar ritüel, şekil ve itikat varsa hepsine sahipti cahiliye Arapları.

Bir tek şeye yanaşmıyorlardı. Mülkiyetin Allah'a ait olduğuna. Bunun için de ellerindeki mülkü kaybedeceklerini, ayrıcalıklı konumlarının sona ereceğini çok açık gördüler. Kölel Bilal ile eşit hale gelme fikri müşrikleri dehşete düşürdü. Bunun için 'aslandan kaçan yaban eşekleri gibi' ürktüler. Gözleriyle devirecek gibi baktılar. İşte buydu yanaşmadıkları.

Çünkü şirk, gökteki tanrıların çokluğu değil yerdeki kabile totemlerinin çokluğu demekti. Her kabilenin bir totemi yani putu vardı ve bu toplumu kabile ve kastlara ayırmayı ifade ediyordu. Tevhid ise bu sınıflaşmayı ortadan kaldırıp toplumu bir, bütün, doğal ve eşit hale getirmeyi ifade ediyordu. Bunun için Mekke sokaklarında 'mülk Allah'ındır', 'Allah'tan başka tanrı yoktur' ve 'En büyük Allah' sesleri duyulmaya başlayınca kabile şefleri telaşa kapıldılar. Totemlerin gölgesinde yığdıkları mülkün halka dağıtılacağını, kölelerle eşit hale geleceklerini anladılar ve 'Yürüyün tanrılarınıza (onların gölgesinde yığdığınız servetlerinize) bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur' diye feryat ettiler.

Demek ki, Mekke, Allah'a inandığını söyleyip, namaz kılıp oruç tutan 'müşrik dindanların' egemenliği altındaydı. Çünkü dindan olunmadan müşrik olunmaz. Bankerlik, bankacılık yapan bu tefeci bezirgan müşrikler, öksüzü hor görmekte, yoksulu aşağılamaktaydılar. Vay o namaz kılanların haline! haykırışı işte bunun için yüzlerine tokat gibi çarptı. Sahte dindanlarlık gösterileri deşifre oldu.

Bunlar 'Dedem hocaydı, ben de inançlı biriyim. Camiler adına kadar açık, ezanlar okunuyor, haccınıza engel olan mı var?' diyerek yönetim kurullarında yer aldıkları bankaların içini boşaltan, faize tapan, iktidarı yücelten, öte yandan dini mülk paylaşımı değil de ritüel icrası ve kişisel bir inanç meselesi olarak görenlere ne kadar da benziyor? Bunlar da sömüdükleri 'kredi kartı kölesi Bilal ve 'asgari ücret kölesi Ammar ile en azından biçimsel anlamda bile eşit hale gelme fikrinden dehşete kapılıyorlar. Aslan'dan kaçan yaban eşekleri gibi ürküyorlar. Gözleriyle devirecek gibi bakıyorlar."

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vedat evren 2 yıl önce

Sayin hocam butun din adamlari senin gibi olsa dogrulari soylese benim gibi dinsiz insan kalmiyacak evet ben yetim ve devrimci muhammedi seviyorum ama tayyibin ve yandaslariyla ayni dinden degilim

Avatar
kadir parlak 2 yıl önce

İhsan.hocam senin.bu dediklerini söylrmekten agzimda.tüy bitti hala inanmiyolar sen bize din.anlatmiyon diyolar

Avatar
N, DEMİR 2 yıl önce

ONUN TANRISI KENDİSİ SEN İTESENDE DİNİNE KABUL ETMEZ
SENİN ONUN TANRILIĞINİ KABUL ETMEYECEĞİNİ BİLİR ONUN DİNİ İCAT ETTİKLERİ MESSEPLERİ TİCARETE CEVİRDİKLERİ AYETLERİ HARAMLARI HELAL YAPIP HELALLERİDE HARAMA,CEVİRİP YEMEKLE MEŞKULLER HALE EN BÜYÜK HARAMLARI GÜNAHLAR NAMUSUNU SATAN GENEL EV KADINLARINDAN,ALDIKLARI,VERGİLELER HERTÜRLÜ AHLAKSIZ ŞEYLERDEN VERGİ, ALIP YİYEN BU MÜNAFIKLAR

Avatar
N, DEMİR 2 yıl önce

ONUN TANRISI KENDİSİ SEN İTESENDE DİNİNE KABUL ETMEZ
SENİN ONUN TANRILIĞINİ KABUL ETMEYECEĞİNİ BİLİR ONUN DİNİ İCAT ETTİKLERİ MESSEPLERİ TİCARETE CEVİRDİKLERİ AYETLERİ HARAMLARI HELAL YAPIP HELALLERİDE HARAMA,CEVİRİP YEMEKLE MEŞKULLER HALE EN BÜYÜK HARAMLARI GÜNAHLAR NAMUSUNU SATAN GENEL EV KADINLARINDAN,ALDIKLARI,VERGİLELER HERTÜRLÜ AHLAKSIZ ŞEYLERDEN VERGİ, ALIP YİYEN BU MÜNAFIKLAR