banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel ihsan eliaçık lehul mülk yeni akit

'BU DÖRT SURE İNSANI SARSAR'

İlahiyatçı-Yazar İhsan Eliaçık hoca, " Kuran'ın Maun, Beled, Tekâsür ve Fecr isimli ilk dört süresi sizi çarpar ve sarsar" dedi.

'BU DÖRT SURE İNSANI SARSAR'
Eliaçık hoca, ilk inen sürelerinden olan Maun, Beled, Tekasür ve Fecr'in sarsıcı etkisine dikkat çekti. Eliaçık hoca bu dört sureyle ilgili şu görüşleri dillendirdi: " İlk inen surelerden dördü; Allah (Kabe) namına toplanan yardımları iç edip insanlara vermemek demek olan Maun, şehir demek olan Beled, zenginlik yarışı, biriktirme, çoğaltma demek olan Tekâsür, tanyeri demek olan Fecr sureleridir. Bu surelere “bu açıdan” baktığınızda da adeta çarpılır ve sarsılırsınız.

Maun suresinde “dinin afyon yüzü” deşifre edilir. Gerçek din ile sahte din, gerçek dindarlıkla sahte dindarlık arasındaki farkın ne olduğu açıklanır. Esas ölçünün yine mala mülke bakışta toplandığını görürüz. Buna göre dinin afyon yüzü, birkaç şekli ritüel ile insanları aldatır. Hacılara su vermek, Kabe’nin örtüsünü değiştirmek, namaz (salat) kılmak gibi gösterişlerle halkın malını ve mülkünü alır fakat yetimi, yoksulu gözetmez. Bunları yoksullar ve kimsesizler için değil; kendini zengin etmek için kullanır. İşte bu dinin afyon yüzü olup Ebu Cehil’in veya Yeda Ebu Leheb’in dinidir. Bunların yaptığı, dini yalanlamak yani din ile aldatmak, gösteriş, riya ve sahtekarlıktır. Oysa gerçek hayat dini olan İslam, işte böylesi halkı afyonlayan tapınak dinlerini deşifre etmek için gelmiştir. Onun için söylemi din formundadır. Gerçekte ise o dinlerden bir din hatta öteki dinlere dendiği anlamda bir din değildir…

Beled suresi, insanlara sarp yokuşa çıkmak gibi zor gelen şeylerin ne olduğunu açıklar. Bunların ne olduğuna baktığımızda yine mal ve mülkün ölçü olarak konduğunu görürüz: İnsan kendisine hiç kimse güç yetiremez mi sanıyor? Sadece harcadıklarım yedi sülâleme yeter diye böbürleniyor. Kimsenin kendini görmediğini mi sanıyor?

Tekâsür suresi ise zenginlik yarışı, biriktirme, mal ve mülk hırsının hayatı nasıl bir cehenneme çevireceğini hatırlatır ve çağları aşıp gelen evrensel mesajlar verir. Şifreciler biraz da bunlara kafa yorsalar çok iyi ederler. Dinleyin: “ Bir zenginlik yarışıdır oyalanıp duruyorsunuz. Mezarlarınıza girinceye kadar süren bir oyun ve oynaş… Fakat hayır! Yakında bileceksiniz. Fazla uzak değil; çok yakında bileceksiniz.
Evet, daha derinden bakabilseydiniz, Ateşe yuvarlanmakta olduğunuzu görürdünüz.
Kendi gözlerinizle onu apaçık göreceksiniz.”


Yani: 1- Uhrevî açıdan: “Bu aç gözlülüğün, zenginlik yarışının, mal mülk hırsının, sizi ateşe (cahîm) yuvarlamakta olduğunu bizzat içine girerek “ahirette” göreceksiniz…” 2- Dünyevî açıdan: “Bu aç gözlülüğün, zenginlik yarışının, mal mülk hırsının, hayatı çekilmez hale getiren bir ihtiras yarışına, çalma, çırpma, alıp satma dışında hiçbir insani değerin kalmadığı vahşi bir pazara dönüştürdüğünü, kendi ellerinizle yarattığınız bir kaosun, krizin ve ateş çemberinin içine yuvarlanmakta olduğunuzu bizzat yaşayarak “dünyada” göreceksiniz...”


“Mammon’dan başta tanrı, paradan başka değer yoktur” diyorsanız kelime-i şehadet getirip bu dine girmişsiniz demektir. Artık her işe onun adıyla başlarsınız. Her şeye “Kaç lira, fiyatı ne?” diye sorarsınız. “Bunun fiyatı yok, bu para ile ölçülmez” derseniz Mammon’u inkar ediyorsunuz demektir. İşte Kur’an önce bunun yapılmasını istiyor. Çünkü satılık meta olmaktan ancak böyle kurtulursunuz. “İnsanlık erdemine” ancak böyle ulaşabilirsiniz. Zira insan diye “satılık olmayana” denir, öyle değil mi?


Fecr suresinde ise eşyaya, mala, mülke bakışı değiştirme yönünde uyarılar yer alır. 
Yani: “Şu insanoğlu ne kadar garip? Nimet içinde yüzerken “Allah’ın eli geniş, veriyor işte..” diyerek Allah’ı emrine amade bir hazine sanır. Sıkıntıya girince de “Nerede bu Allah? Bu nasıl ilâhî adalet?” diye şikayetlenmeye başlar… iki durumun da zorluklardan geçerek kendini kanıtlama (imtihan) olduğunu anlamaz. İlk durumda şükredip bu nimeti başkalarıyla paylaşmak yerine, Rabbim beni tercih etti diyerek kendini ayrıcalıklı zanneder. Diğer durumda ise sıkıntıyı ve zorluğu ilahi adaletsizliğin kanıtı olarak görür…


Mekke dönemi ayetlerinin ruhunu yansıtan bu tür örnekler çoktur.


Görüldüğü gibi bu tür ayetlerle Mekke dönemi boyunca mal ve mülk konusunda esaslı bir bilinç aşılanıyor, bakış açısı veriliyor, perspektif oluşturuluyor.

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SK 2 yıl önce

allahım zenginliğin imtihanından da fakirliğin imtihanından da sana sığınırım.

Avatar
N Şahinöz 2 yıl önce

Bu ne güzel bir acıklama ama görünen oki musluman geçinenlerin hiç bunlara riayeti yok. Tamah ve hırs gözlerini bürümüş Sadeçe Allah bunların yaptıklarının cezasını vermesine duacıyım

Avatar
efeziyaözcan koşar 2 yıl önce

Şuanda din hangi sürelerin ayet olarak indiğini belirtisi ki acaba .Sayın hocam bir cevap:? Başa göremi? En tepedekinlere..... yoksa ikinci selamdan sonra Müslümanlığı ın bittiği dinin unutuldu mu? Allah herseyden haberdardır ya , eskiden Firavun dönemine ceza vererek helak ettiya. .... sizce zamanı gelmedimi?

Avatar
İsmayil 2 yıl önce

Hocam; Allah bütün kulları için müttaki olmalarını tavsiye etmiş, bunun fazilet olduğunu bildirmiştir. Müttaki kullarının kim olduğunu (Bakara süresi 177 nci ayet) te tarif etmiştir. Hemen peşinden 178 nci ve 179 ncu ayet'te islamiyet düşmanlarının ödünü korkudan patlatan "kısas"ı emreden ayet gelmiştir. Allah herkeze müttakilerden olmayı huzur'u mahşere kul hakkıyle gitmeyip şeriat'a (kısas) a rıza göstererek cezasını bu dünyada çekerek cehennemden kurtulmayı nasip etsin... Avamdan...

Avatar
kemal turksoy 2 yıl önce

Ayetler isteyenin kendi amacina uygun kullunabildigi mateyaller midir.marks hayati yorumlamis,lenin uygulamaya calismis.muslumanlar dinlerni kendi dilleri ile bile ogrenememis.ogretmeye calisanlara karsi cikmis,sevap kazanma uzerine yeni bir dini soylem gelistirilmis.simdi de diyoruz ki bu dinin muntesiplerine su sureler hayatin icinden.peki nicin cumhuriyetin kurucularina sahip cikmadik.bunlar devrimi dine karsi yaptilar dedik.simdi de nicin allahin vahyini anlatamadik diye dertleniyoruz.cozum karamanoglu mehmet beyin dedigi gibi dilimizi dinde de hakim kilmak.haydi hep birlikte buna hazirmiyiz.selamlar...