banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel lehul mülk utanç önergesi yaşar nuri

ATAMIZ ANLATIYOR!...

'Samsun'a çıktığımda ülkenin durumu çok kötüydü. Samsunlular herşeydan bihaberdi. Ve ok yaydan çıkmıştı çünkü...'

ATAMIZ ANLATIYOR!...

Samsun'a çıktığımda ülkenin durumu çok kötüydü. Çerkes Ethem ve Demirci Efe çeteleri batıda Yunan'a karşı henüz harekete geçmemişlerdi. Yunan yürüyüşünü aksatıcı bir dayatma henüz yoktu.

İtalyanlar Konya'ya, Antalya'ya, Akşehir, Fethiye, Afyon, Marmaris, Burdur, Bodrum, Milas, Bucak ve Kuşadası'na asker çıkarmışlardı. Sanki barış olmuş da nüfuz bölgelerinde iş görmeye sıra gelmiş gibi Antalya-Burdur-Bolvadin demiryolu için uzmanlar ilk çalışmalarına başlamışlardı. Fransızlar Kilikya ve güney bölgelerimize yerleşiyorlardı.

Rumlar oransız azınlıklarına rağmen Sivas vilayetinin Amasya ve Tokat gibi sancaklarında bile yirmi bir çete ile harekete geçmişlerdi. Amaç güvenlik olmadığını göstermek ve müdahale bahanesi yaratmak.

İngiliz subayları ile o kadar sıkı ilişkileri var ki, Havza'daki alay komutanı bir taburla haydutları yakalamak için bir köyü abluka edince, hemen Merzifon'dan otomobilleri ile gelen İngiliz subayları müdahale edebiliyorlardı. İstanbul hükümetinin kaymakamı da Rum Margerit efendi, bağımsız Pontus hükümeti kurma kışkırtıcılığını alabildiğine sürüyor. Rusya'daki bütün Rumları getirip kıyı ve hinterlandı bölgesine yerleştirmek istediklerini gören Türk halkı da ayaklanmış. Bir sürü çete onlardan.

Doğu'da Brest Litovsk antlaşması ile aldığımız üç vilayeti geri verdik. Kars, Sarıkamış'ta on bin Ermeni askeri toplandığı haberi var. Arkalarında Batum'a giren İngilizler, iki İngiliz subayı Ermeni kuvvetlerinin başında. Nahçıvan ve çevresindeki Türk köylerini almışlar. Fransız Cumhurbaşkanı, Ermeni lideri Bogos Nobas Paşa aracılığı ile Ermeni generali Antran'ı kabul etmiş. Ermenistan davacılarının hayalleri geniş; Yedi ilimizi alıp Kilikya'ya kadar uzanmak!

İngilizler Van, Bitlis, Diyarbakır ve Musul illerindeki Kürtleri de kışkırtmakta. İstanbul'da bir dernekleri ve gazeteleri var. Babanoğulları ve Abdullah Cevdet gibi Osmanlı aydınları işin içinde. Hürriyet ve itilaf, Kürtlere otonomi verme yolunda bir protokol imzalamış. Hiç biri gizli de değil. Anadolu'nun ortasında belki de denize yolu bile olmayan bir beylik olarak kalacağız.

Bandırma Vapuru 19 Mayıs 1919, pazartesi sabahı saat altıda, direğine ordu kumandanlığı bayrağı çekilmiş şekilde Samsun Limanı'na demirledi. Bir yandan kenti seyredip bizi almaya gelecek motoru bekliyoruz. Bir yandan da Fenerburnu'ndan ansızın çıkıverecek bir İngiliz torpidosu korkusunu yaşıyoruz.

Nihayet gemiye bir motor yanaştı. Samsun'daki tümenden binbaşı Mahmut Ekrem Bey bizleri almaya gelmişti. Kaptanla helalleşerek hemen motora atladım, sonra bütün arkadaşlar bindi. Biraz sonra Karadeniz'in tuzlu suları ile ıslanmış iskele tahtalarının üzerindeydik. Gelişimizi iskelenin önünde bekleyen birkaç memurdan başka hiçkimse görmüşe benzemiyordu. Tüm arkadaşlar iskeleye çıktıktan sonra:

- Haydi arkadaşlar, dedim. Artık karada bize ölüm yok.

Uzun tahta iskeleden ayrılıp da ilk kez Samsun topraklarına ayağımız değdiğinde, askeri bir bando bir asker marşı çalarak gümbürdemeye başladı. Samsun Sancak Başkanı Ethem Bey, askeri kumandan, Belediye Başkanı, Polis Müdürü Refik Bey ile hükümet ve kentin ileri gelenleri sırasıyla ellerimizi sıktılar. Samsun halkının ise bizimle ilgilendiği yoktu.

Sahile yakın Mıntıka Palas bize ayrılmıştı. Hemen yerleştik. Soyunup, dökündük, yıkandık ve elden geldiğince dinlenmeye çalıştık. İlk iş olarak anneme bir telgraf çektim, sağ salim Samsun'a ulaştığımı bildirdim. Bir saat kadar geçti, geçmedi, emir erim Halit koşarak odama geldi.

- Ne var Halit?
- Torpido gelmiş Paşam.
- Hangi torpido çocuk?
- Zahar sizi yakalamak isteyen torpido!

Dürbünü alarak balkona koştum. Gerçekten de kıçında kocaman bir İngiliz bayrağı görünen savaş gemisi limana demir atıyordu. Karada tutuklanma korkusu yaşayan kimi arkadaşlara böyle birşeyin olmayacağını anlattım. Ancak durum kritikti. Kentte küçük İngiliz kuvvetinin yanısıra evlere gizlenmiş Pontus çeteleri ve henüz hiçbirşeyden haberi olmayan Türk kalabalığı vardı. Ufak bir kahvaltı yapıp hükümet dairesine gittik. Sancak Başkanı Ethem Bey bizi odasına aldı. Türk-Rum kavgasına yönelik sorduklarıma hiç de Türkleri kayırmayacak yanıtlar verdi. Ethem Bey tam anlamıyla eskimiş bir memurdu. Samsun gibi önemli bir yerde bu adamın zararlı olacağını düşündüğümden hemen İstanbul'a bir yazı yazarak Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey'den onun yerine daha genç birinin gönderilmesini istedim.

İlk düşündüğüm ülkemizde güvenliğin bozulmadan korunmasına kendi araçlarımızla gücümüzün yeteceğini göstermek oldu. Aslında Canik sancağının özel durumu da bu alanda en çabuk ve etkili davranışları gerektiriyordu. Gerçekten Atina'daki ve İstanbul'daki komiteleri besleyen ve Rumların egemenliğini, Müslümanların tutsaklığını amaç edinen bir Pontus hükümeti kurmak isteği, Karadeniz kıyıları ile Amasya ve Tokat çevrelerinde yerleşmiş Osmanlı Rumlarının hayallerini çılgınca bürümüştü. Zamanında alınan önlemlerle başarılı sonuçlar elde edildi. Ama alınan bu önlem ve elde edilen sonuçlar ancak buraları kapsayabiliyordu.

Çalışmaların güven içinde yürüyebilmesi için ilk önce en yakın askeri birliğin bizden yana olması gerekiyordu. Ama Samsun'daki 15. Tümen Komutanı benim düşüncelerime karşı düşünceler taşıyordu. Benimle beraber Sivas Kolordu Komutanlığı için gelen Albay Refet Paşa'yı Tümen Komutanlığına getirdim. Böylece Samsun, artık bizim denetimimizde sayılırdı. Samsun'daki ilgili kişileri yoklamaya başladım. Polis Müdürü Refik Bey ile hükümet doktoru tam aradığım kişilerdi. Pontus tehlikesine karşı bir örgüt kurmaya çalışıyor ve Müdafaa-i Hukuk Derneği'ni destekliyorlardı. Refik bey ve arkadaşları benim de istedikleri gibi çıkmama çok sevinmişlerdi ve Samsun'da hiç yanımdan ayrılmadılar.

Artık açıktan açığa ulusal kurtuluş propagandasına başladım. Ok yaydan çıkmıştı. Bütün arkadaşlar benim gibi inançla karşılarındakilere umut aşılamaya çalışıyorlardı.

BİR SONRAKİ ANLATI:
KURTULUŞ SAVAŞININ İLK NEFERİ KİM OLDU?
MUSTAFA KEMAL'E SUİKAST DÜZENLEYECEK KÜRT GENÇ NEDEN VAZGEÇTİ?

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.