Adnan Oktar Hakim Karşısına Çıkıyor!

Geçen yıl gözaltına alınıp tutuklanan Adnan Oktar ve lideri olduğu grubun birçok üyesi, 17 Eylül’de ilk kez hâkim karşısına çıkacak.

Adnan Oktar Hakim Karşısına Çıkıyor!

Geçen yıl gözaltına alınıp tutuklanan Adnan Oktar ve lideri olduğu grubun birçok üyesi, 17 Eylül’de ilk kez hâkim karşısına çıkacak.

15 Eylül 2019 Pazar 20:47

Dava kapsamında hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede grup, ‘Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’ olarak tanımlanıyor. Peki Adnan Oktar ve grubundakiler kimler, nelerle suçlanıyorlar?

Geçen yıl gözaltına alınıp tutuklanan Adnan Oktar ve lideri olduğu grubun birçok üyesi, 17 Eylül’de ilk kez hâkim karşısına çıkıyor.

Dava kapsamında hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede grup, ‘Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü’ olarak tanımlanıyor.

226 şüpheli hakkında 24 ayrı suçlama yer aldığı dava kapsamında toplam 125 mağdur-müşteki bulunuyor.

İstanbul’da, Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki büyük salonda yapılacak duruşmaların haftalarca sürmesi bekleniyor.

Peki Adnan Oktar, grubu ve davanın içeriğiyle ilgili bilinenler neler?

Adnan Oktar kimdir?
1956 yılında Ankara’da doğan Oktar, 1979’da İstanbul’a giderek Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’ne kaydoldu.

Faaliyetlerine dini sohbetler üzerinden bu okulun Fındıklı’daki kampüsü ile yakınlardaki cami ve evlerde başladı. Yavaş yavaş çevresinde bir cemaat oluşturdu.

Kendisinin mehdi olduğunu ima eden, evrim ve masonluk karşıtlığını öne çıkaran Oktar, özellikle maddi durumu iyi ailelerin lise ve üniversitede okuyan çocuklarını gruba katmaya başladı.

1980’ler İstanbul’unda onun adı, orta ve üst sınıf aileler arasında tedirginlik yaratan bir şehir efsanesine dönüştü.

O yıllarda Oktar basında da görülmeye başlıyor ve “Adnan Hocacılar” ismi alttan altta yayılıyordu.

1987’de, daha sonra da kullanacağı Harun Yahya takma adıyla ‘Yahudilik – Masonluk’ isimli bir kitap yazan Oktar tutuklandı ve dokuz ay cezaevinde kaldı.

Cezaevi sonrasında ise “şizofreni” teşhisi ile Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 10 ay kalan Oktar, Adli Tıp Kurumu’nun teşhisi “İdealist Pasoni”ye (liderlik hezayanına sahip) çevirmesiyle tahliye oldu.

1990 yılında kurduğu Bilim ve Araştırma Vakfı’yla grup faaliyetlerine vakıf çalışması görüntüsü verildi.

Akit ve Milli Gazete’de yazıları yayımlandı.

“İslami yaratılış” adını verdiği teoriyi savunan ve Darwin’in evrim teorisini çürüttüğünü öne süren Oktar 1990’larda ve 2000’lerin başında evrim teorisine karşı başlattığı kampanya kapsamındaki yazıları, konferansları ve ücretsiz dağıtılan kitaplarıyla gündemdeydi.

1999 yılında bir kez daha tutuklanan Adnan Oktar hakkında o dönemde başlatılan Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) yargılaması iki yıl sürdü.

Özellikle kalın ciltli, renkli ‘Yaratılış Atlası’ kitabının okullara dahi gönderilecek ve yurtdışında da yabancı dillere çevrilip üniversitelere yollanması dikkat çekici bulunuyordu.

Daha küçük kitaplar ise caddelerde, okul kapılarında, alışveriş merkezlerinde bedava elden dağıtılıyordu.

Grup tarafından 2011 yılında kurulan A9 TV kanalı, Oktar’ın kamuoyunda daha fazla tanınmasının ve tartışılmasının önünü açtı.

Özellikle medyada ‘kedicikler’, grup içinde ise ‘bacılar’ olarak tanınan; kimi zaman erotik giyimli ve yoğun makyajlı kadın grup üyeleriyle programları tartışma yarattı.

Bu dönemde yine bu TV’de mason diplomasını aldığını iddia etti ve İsrail’le bağlantısı olduğunu düşündürten konuşmalar yaptı.

‘Adnan Hocacılar’ kimlerdir?
Adnan Hoca grubu üyeleri, Oktar’a bağlılık üzerinden bir araya gelmiş ve kapalı bir kült sistemi içinde yaşayan insanlardan oluşuyor.

Bu kişilerin dışarıdan evlenmelerine izin verilmiyor, evlilik yapılırsa grup içinde yapılıyor. Dışarıdan evlenmiş olanlardan boşanmaları isteniyor.

Yoğun cinsel istismarın yaşandığının belirtildiği grup içinde birçok kadının Oktar ile dini nikah kıydıkları da biliniyor.

Kamuoyunun gözü önündeki erkeklerin yakışıklı, kadınların güzel olması; şık giyimli ve bakımlı olmalarına dikkat ediliyor.

Üyeler ağırlıklı olarak grubun evlerinde kalıyor. Bunların en önemlisinin 2018’de operasyon yapılan Kandilli’deki köşk olduğu aktarılıyor.

Erkek üyelerden askere gitmemeleri isteniyor ve üniversite öğrencisi olanların genelde okullarını bıraktığı belirtiliyor.

Grup üyelerinin hem ailevi malvarlıklarını gruba vermeye hem de grup için mali çalışmalar yapmaya ikna edildiği belirtiliyor.

Zaten hem mevcut hem de eski üyeleri arasında bazı varlıklı ailelerin mensupları da yer alıyor.

Örneğin Babuna ailesinin bazı mensupları bu isimler arasında yer alıyor.

Üyelerin aileleriyle sorun yaşaması durumunda, ilişkilerinin tamamen kesilmesi isteniyor ve hem hukuki hem de medya-sosyal medya yoluyla aileler korkutulmaya çalışılıyor.

Grup mensupları sosyal medyayı yoğun olarak kullanıyor. Öyle ki grup üyeleri özellikle operasyondan önce dönem dönem Twitter’da bazı etiketlerini TT listesine sokmayı başardı.

İddialara göre ayrılmak isteyenler tehdit ediliyor, grup tarafından hedef alınıyor ve haklarında kamuoyu önünde de “FETÖ mensubu”, “eskort” gibi propagandalar yapılıyor.

Birçok ifadeden, özellikle de kadınların korkularından gruptan ayrılamadığı anlaşılıyor.

Yapılanma içinde bir yandan grup üyeleri faaliyet gösterirken, diğer yandan da kitapların dağıtımından konferanslara katılmaya kadar farklı konularda faaliyetlerde bulunan bir sempatizan kitlesi oluşturulmuş durumda.

Operasyon nasıl başladı? Zamanlaması ne anlama geliyor?
İddianameye göre soruşturma, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne yapılan bazı ihbarlar ve eski grup üyelerinin mağdur-müşteki ifadeleri üzerine başlatıldı.

Operasyon kamuoyunda “Uzun süredir göz yumulan gruba neden şimdi operasyon başlatıldı?” sorusuna neden oldu.

2017’nin Ekim ayında, Oktar’ın çevresindeki önemli isimlerden Oktar Babuna’nın annesi Semin Babuna’nın grupla ilgili bir dosyayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verdiğini açıklaması bu kapsamda önemli bulunuyor.

Babuna görüşmeden sonra basına “FETÖ yargısı koruyordu. Şimdi onlar yok ve gereği yapılır diye ümit ediyorum. Tayyip Bey’in onlardan hazzetmediğinin şahidiyim” açıklamasını yaptı.

Operasyondan kısa süre önce Oktar ile Diyanet İşleri Başkanı (DİB) arasında tartışma yaşanması da dikkat çekici görülüyor.

Oktar’ın “Maaşını kerhaneler ödüyor” dediği DİB Başkanı Ali Erbaş, “Tamamen akli dengesi herhalde bozulmuş” yorumunda bulundu, kısa süre sonra Oktar’ın kanalını hedef alan bir düzenleme yapıldı.

Bir görüşe göre ise hükümet, Gülen yapılanması ve 15 Temmuz darbe girişiminden yola çıkarak çıkardığı dersle, Türkiye’deki farklı cemaat yapılanmalarını kontrol altına almak için bir süreç başlattı ve operasyon bu sürecin parçası olarak yapıldı.

Geçtiğimiz aylarda basına sızan ancak hazırlanış tarihinin daha eski olduğu anlaşılan, resmi kurumlar tarafından ne doğrulanan ne yalanlanan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gizli dini oluşumlar raporu da bu görüşe dayanak olarak kullanılıyor.

Türkiye’deki tüm tarikat ve cemaat yapılarının haritasının çıkarıldığı raporda, 15 Temmuz ardından bu yapıların kontrol altına alınması gerektiğine vurgu yapılıyor.

Oktar ve grup üyeleri ne ile suçlanıyor?
Oktar ve diğer şüphelilere toplam 24 ayrı suç isnat ediliyor. Bu suçlar şöyle:

Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs etme

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme

Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma

Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme

Cinsel istismar

Cinsel saldırı

Ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkındaki kanuna muhalefet

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi

Şantaj

Eziyet

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Suçtan kaynaklanan mal varlığını değerlerini aklama

Hakaret

3628 sayılı yasaya uygun mal varlığı bildiriminde bulunulması

Rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele kanununa muhalefet

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması

Dolandırıcılık

Tehdit

Kişisel verilerin kaydedilmesi

Kasten öldürmeye teşebbüs

Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme

Kaçakçılık kanununa muhalefet

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

Resmi belgede sahtecilik ve suçluyu kayırmak

İddianamede örgütün amacı ve yapısı nasıl tanımlanıyor?

İddianamede örgütte tek hakim liderin Adnan Oktar olduğu ve örgüt içinde mehdi olarak görüldüğü belirtiliyor. Buna göre örgüt, Oktar’a mutlak itaat üzerinden faaliyet gösteriyor.

yuzdeyuzhaber

Son Güncelleme: 16.09.2019 00:15
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol