banner829
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel diyet ürünler tatlandırıcılar zararlı mı PKK

'TERÖR ARTIK DAĞDA DEĞİL MAHALLEDE'

DİYARBAKIR'da öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi'ye taziye ziyaretinde bulunan CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, " Şiddettin, terörün artık dağ başından mahalleye indiği bir ortamdayız" dedi

'TERÖR ARTIK DAĞDA DEĞİL MAHALLEDE'

 CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, beraberinde Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar, Ankara eski milletvekili ve il başkanı Yılmaz Ateş ile birlikte Diyarbakır'a gelerek partisinin Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın ve bir grup partili eşliğinde, çatışmada öldürülen Baro Başkanı Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi'ye taziye ziyaretinde bulundu. Basına kapalı gerçekleşen ve yaklaşık 30 dakika süren görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Baykal, Tahir Elçi'nin öldürülmesi ve Sur İlçesi'nde devam eden sokağa çıkma yasağı ile yaşanan çatışmalı ortamı değerlendirdi. Bir gazetecinin, Tahir Elçi cinayetinde bir gelişme olup olmadığı sorusuna Baykal, "Bu soruyu soracağınız muhatap ben değilim. Ben de onu merak ediyorum. Yetkililerden bu konuda ciddi bilgiye ihtiyacımız var. Her hangi bir somut bilgiye sahip değilim" diye yanıtladı.

"TERÖRSÜZ SİLAHSIZ SİYASET ORTAMI ARTIK KAÇINILMAZ"

Tahir Elçi'nin acı ölümünün, Türkiye'de aynı düşüncede olmayan insanların birbirini anlamaya sevk ettiğini belirten Baykal, şiddetsiz, terörsüz, silahsız bir siyaset ortamının artık kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"Sayın Tahir Elçi'nin ölümü bir silahlı saldırı sonucunu da kaybı, sadece değerli bir baro başkanının, değerli bir hukukçunun, Diyarbakırlı bir aydının kaybı olmanın ötesinde bir anlam, önem taşıyor. Tahir Elçi hukuka, demokrasinin temel ilkelerine, inançla sahip çıkan, şiddeti, terörü silahı, siyasetin dışında tutmak gerektiğini düşünen ve bu anlayışıyla tutarlı bir çizgiyi yıllarca sürdürmüş bir insan. Böylesi bir insanın silahlı saldırı sonucunda öldürülmesi gerçekten hepimizi çok derinden yaraladı. Bu ölümü bölgede sık sık rastlanan silahlı saldırılardan herhangi birisi diye değerlendirmek mümkün değil. Bunun çok ötesinde bir önemi var. Tahir Elçi'nin kaybının bütün Türkiye'de bu konuştuğumuz konularla ilgili olarak, yani şiddet-siyaset ilişkisi, terör-siyaset ilişkisi, demokrasi, hukuk, siyaset ve şiddet ilişkisi konusunda kendimizi sorgulamamız için bu konuyu yeniden ciddiyetle düşünmemiz için bir çağrı haline dönüştürülmesi lazım. Yani Tahir Elçi'nin ölümünün herkesi bu konuda yeniden düşünmesine zorlaması gerektiğine inanıyorum. Olayın elbette gerçekleşme şartları, kim, niçin, nasıl, hangi anlayışla, böyle bir sonucun ortaya çıkmasına sebep olmuştur? Kimlerin sorumluluğu vardır? Ama ne olursa olsun, böyle bir kaybın herkesi Türkiye'de ciddi bir şekilde durum değerlendirmesi yapmaya, kendisini sorgulamaya, kendisiyle aynı fikirde olmadığını düşünen, aynı fikirde olmadığını düşündüğü insanları, belki biraz daha çok anlamaya yönlendirmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu anlayışla hepimizin bu konuyu gündemde tutmamızın bir görev olduğu kanısındayım. Bu vurgu ile bu ziyareti yapıyorum. Bunu düşünelim, kendimizi sorgulayalım, birbirimizi anlamaya çalışalım. Şiddetsiz, terörsüz, silahsız bir siyaset ortamının artık kaçınılmaz olduğunu, bu vesileyle bir kez daha değerlendirelim istiyorum. Bu kaybın Türkiye'de böyle bir sorgulamayı kendiliğinden başlatmakta olduğunu da görüyorum. Bu kaybın böyle olumlu sayılabilecek bir yönü de ortaya çıkıyor. Yapılan işin, ortaya çıkan bu acı tablonun, böyle seçkin bir insanın, bir suikastla öldürülmesinin herkesi birbirine yaklaştırmaya yönelttiğini, birbirini anlamaya sevk ettiğini görüyorum ve bundan memnuniyet duyuyorum. Demin içerde yaptığımız sohbette de ülkenin her yanından, herkesin bu konuya derin bir üzüntü içinde girdiğinin ortaya çıktığı anlaşılıyor. Gerçekten öyle, bunu diri tutmamız lazım. Bu ölümü gerçekleştirenler eğer kafasında bir amaç vardıysa o amacın tam tersinin ortaya çıkacağını bir uzlaşmanın, bir kaynaşmanın, bir birini anlama ve barış ortamının, sevgi ortamının doğmasına, buna katkı yapmasını sağlamak lazım."

"TAHİR ELÇİ'NİN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ BİR KANAAT SÖYLEMEM MÜMKÜN DEĞİL"

Bir gazetecinin, Elçi'nin ölümü için 'suikast' kelimesini kullanan Baykal'a," Bunun suikast olduğuna mı inanıyorsunuz?" şeklinde bir soru sordu. Suikast sonucu Tahir Elçi'nin öldürüldüğüne dair herhangi bir bilgisi olmadığı cevabını veren Baykal, "Bu yaşanan olayın niteliği hakkında bir hüküm vermek, eldeki bilgilerle vermek mümkün değil. Benim bu konuda herhangi bir kanaat söylemem de mümkün değil. Ama bir şey biliyorum; Tahir Elçi, silahlı bir saldırı sonucunda katledilmiştir. Bu planlımıdır, kim planlamıştır? Hangi anlayışta bu yapılmıştır? Tahir Elçi'nin şiddetten hoşlanmayışı, hangi tarafı rahatsız etti, ya da onun duruşundan rahatsız olan birileri, onu tasfiye etmeye mi yönelik? Yoksa tüm bunların dışında oradaki çatışmanın şartları içinde mi ortaya çıktı? Bunu bilmek mümkün değil. Yani bunları hepimiz öğrenmek istiyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi bende yok. Hepsi olabilir, hiç biri olmayabilir. Ne olduğunu zamanla öğreniriz. Ama ben bunun ötesinde bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Ne olursa olsun, bu cinayetin, ya da suikastın, ya da saldırının, ya da çatışma ortamının şartları içerisinde ortaya çıkmış üzüntü verici ölümün, şartların ötesinde hepimizi, kendimizi sorgulamaya bu tip olayların yaşanmayacağı bir ortamın değerini kavramaya ve bunun için birbirine daha anlayışla, daha empati yaparak, birbirini anlamaya çalışarak, yaklaşmasına katkı vermesini istiyorum bu olayın. Ve bunun böyle olmakta olduğunu da görüyorum. Yani Türkiye'de gerçekten son zamanlarda yaşadığımız olayların ötesinde bir derin etki yaratmıştır. Tahir Elçi'nin bu şartlar altında kaybedilmiş olması, bunun altını çizmek istedim. Elbette merak ediyoruz, nasıldır, kimdir? Bunlar biran önce ortaya çıkarılmalıdır. Gereken yargılama yapılmalıdır. Siyasi sorumlusu, ceza hukuku açısından sorumlusu, ihmal ve kamu görevi açısından ortaya çıkacak sorumluluğu hepsi ortaya çıkmalıdır. Buna kuşku yok" diye konuştu.

"DURUM OLAĞANÜSTÜ AĞIR VE VAHİMDİR"

1990'lı yıllarda yaşanan çatışmalarla son günlerde özellikle Sur İlçesi'nde devam eden sokağa çıkma yasağı ve yaşanan çatışmaların değerlendirmesini isteyen gazetecilere Baykal, "Evet çok üzüntü verici bir manzara yaşıyoruz. Yani dediğiniz gibi biz şimdi burada, düşüncelerimizi ifade ederken, biraz ötede, zaman zaman silahlı çatışmaların yaşandığı bir tablo var. Biran önce bundan kurtulmak zorundayız. Yani bu tablo tabi sizin de işaret ettiğiniz gibi 90'lı yıllardan beri zaman zaman, ortaya çıkıyordu. Ama şimdi daha farklı bir tablo var. Yani şiddettin, terörün artık dağ başından mahalleye indiği bir ortamdayız. Yani bu nasıl oldu? Nasıl bir süreç sonucu bu gerçekleşti? Bundan nasıl çıkarız, nasıl kurtuluruz? Tabi çok büyük bir konu. Bunları uygun ortamlarda ayrı şekilde değerlendirmek gerekiyor. Yani tarih tekerrür ediyor diye geçiştirilecek bir tablo yok. Durum olağanüstü ağırdır, olağanüstü vahimdir. Buraya maalesef izlenen çok yanlış politikalar sonucunda gelinmiştir. Buradan biran önce çıkma mecburiyeti var. Bunun şartlarını yaratmak lazım" şeklinde konuştu.

BAROYA TAZİYEDE BULUNDU

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Türkan Elçi'nin ardından Diyarbakır Barosu'na taziye ziyaretinde bulundu. Elçi'nin odasında, baro yöneticileriyle bir araya gelen Baykal, Tahir Elçi'nin ölümünü Türkiye'de insanların birbirini anlaması, birbirinin yerine kendisini koyması, empati yapabilmesi ve kendi duruşunu, fikirlerini sorgulaması açısından bir fırsat haline dönüştürülmesi gerektiğini ifade ederek, ancak böyle bir kaybın, kazanıma dönüştürülmesi mümkün olduğunu söyledi. Baykal, şöyle devam etti:

"Bu olay karşısında elbette, herkes üzülecektir, acıyı yaşayacaktır, sorgulama yapılacaktır. Kim nasıl nerede, niçin hangi anlayışla, kişisel mi örgütsel bir olay mı? diye elbette sorgulamak gerekiyor. Soruşturmanın çok sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve kamuoyunun tatmin edilmesi, konunun aydınlığa kavuşması gerekiyor. Şu ya da bu, arkasında o vardır, bu vardır, kişisel bir olay mı, örgütlü planlanmayla yapılan bir olay mı, ya da onun barışçıl davranışını etkisiz kılmak için mi yapılmış bir olay mıdır, devletin gizli güçlerinin tezgahladığı bir olay mı? bu nu bilemiyoruz. Bunlar ortaya çıkar ama Türkiye böyle bir insanı kaybetti. Çok acı bir olaydır. Böylesi bir insanın yaşamını şiddetle ortadan kaldırıyoruz, ya biz ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz? Tahir Elçi'nin yaşama şansını tanımayan bir ortamdaysak, bunu ciddi bir şekilde sorgulamak gerekiyor."

ÖZMEN: GÖZALTINA ALINMIŞ HİÇ KİMSE YOK

Diyarbakır Barosu Başkan Vekili Ahmet Özmen ise Baykal ve beraberindekilere yaptığı ziyaretten dolayı teşekkür etti. Tahir Elçi'nin ölümüyle ilgili sürdürülen soruşturmayla ilgili bilgi veren Özmen, şöyle konuştu:

"Alçakça cinayetin 12'nci günündeyiz. Ancak henüz dosyada, Diyarbakır Barosu olarak, bize yapılan bilgilendirme ışığında, şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulmuş, gözaltına alınmış hiç kimse yok. Bir diğer konu ise, basında sıklıkla işlenen olay yerinde bulunan deforme olmuş mermi çekirdeği konu var. Olay yeri incelemesinde, Balıkçılarbaşı'nda bulunan taksinin olduğu yerden numaralandırma başladı. Oradan başlanmak suretiyle, değerli başkanımızın alçakça vurulduğu yerde numaralandırma bitti. 1'den 83'ü kadar numaralandırma yapıldı. Yalnız 1'den 43'e kadar deliller toplanabildi. Dolayısıyla deforme olmuş mermi çekirdeğinin, bulunduğu yer baro başkanımızın yere düşmüş olduğu yerden yaklaşık 50 metre mesafede bulundu. Bu mermi çekirdeğinin baro başkanımızın kafasına isabet eden, silahtan çıkan çekirdek olma ihtimali çok az. Çünkü mermi çekirdeği kendisinin düştüğü yerde bulunması gerekiyor. Son günlerde halktan bir beklenti oluşmuş durumda. Tahir Elçi'ye ateş edilen silahın mermi çekirdeğinin bulunmuş olduğu yönde bir izlenim var. Bu husus çok zayıf bir ihtimaldir. Biz sürekli dile getirdik, baro başkanımız hayatını, nereden geldiği belli olmayan, kör kurşunlarla öldürülen insanların faillerini bulmaya adadı. Maalesef kendisi de, o katillerini bulmaya adadığı insanlarla aynı kaderi paylaştı. Tahir Elçi'nin cinayetinin aydınlatılması demek, geçmişin de aydınlatılması demektir."
Mehmet TÜRK-Ahmet ÜN/DİYARBAKIR

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.