banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel Peçe akın öztürk ilaç sayısı

ŞOK İTİRAFLAR...

Akif Manaf'ın müridinden şok itiraflar: Tam bir tecavüz esasında. Şok vaziyette bakıyordum, bir direncim olamadı. “Yapma, istemiyorum” dedim. Ama o sırada o olay gerçekleşti.

ŞOK İTİRAFLAR...

 Haftanın en sıcak haberi, Yoga Academy’nin kurucusu Akif Manaf’ın gözaltına alınmasıydı. Dolandırıcılık, cinsel saldırı ve taciz... Herkes bu yoga merkezinde neler olduğunu merak ediyor. Manaf’la uzun yıllar geçiren öğrencisi Meltem’le buluştuk. 11 yıl Manaf’la çalıştı, kendi deyişiyle son birkaç ayda ‘uyandı’ ve Hürriyet'ten Zeynep Miraç'a orada neler olduğunu anlattı.

Yoga Academy’ye nasıl girdiniz?

- Her zaman metafizik olgulara ilgim vardı. Rüyalarımda bedenimden çıktığımı, odalar içinde dolaştığımı görürdüm. Yaşadıklarıma hep bir anlam getirmeye çalıştım. Avrupa’da staj gördüm. Üniversiteyi bitirdikten sonra yurtdışında mastır yapmaya karar verdim. İsviçre’ye gittim, mastır bitince uluslararası bir şirkette iş buldum.

Hayatınızdan memnun muydunuz?

- Süper bir hayatım vardı. Sonra çalışma izniyle ilgili problem olunca Türkiye’ye döndüm. Başarılı bir kariyerim vardı. Bu arada evlendim. O da başarılı kariyeri olan biriydi, uluslararası bir firmada yöneticiydi. Dört katlı, havuzlu bir evimiz vardı.

Yoga hayatınıza ne zaman girdi?

- 2001’de yoga yapmaya başladım. 2003’te de bu kişiyle tanıştım. Kitabını okudum ve özgeçmişinden çok etkilendim. Bu duygularla dersine katıldım. Etiler’de bir merkezdeydi.

O zamanlar Yoga Academy diye bir kuruluş yok muydu?

- Hayır. Hâlâ da yok. O, marka tescilli bir isim sadece. Şirket yok esasında. O ilk ders çok güzel geçti. Daha sık gitmeye başladım. Giderek değerli biri olarak görmeye, benim sahip olmadığım bilgilere sahip olduğunu düşünmeye başladım. Çünkü bunları size söylüyor, “Ben senin enerji alanını görüyorum, çakralarını görüyorum” diyor.

Ve siz inanıyorsunuz...

- O kadar kontrollü davranıyor ki. İlk başta mantıksız şeyler söyleyip korkutmuyor, yavaş yavaş bağlıyor sizi. Ben de hayatımın her döneminde olduğu gibi yine birtakım deneyimler yaşıyorum. Mesela bir seferinde uykuyla uyanıklık arasında kuyruksokumumdan tepeme kadar bir ateş fışkırmıştı. Ona soruyorum. “Ben yaptım, benim enerjimle oldu” diyor. Daha çok bağlanıyorum. Şimdi anlıyorum ki o bana sormuyor, ben kendi ağzımla anlatıyorum. Ona onaylamak kalıyor.

HER ŞEYİMİ ONUN DERSLERİNE GÖRE AYARLIYORDUM

Eşiniz ne diyordu bu duruma?

- Karışmıyordu. Öyle baskıcı biri değildi. İşten çıkıyordum, uçaktan iniyordum, onun dersine gidiyordum. Bütün iş organizasyonlarımı, seyahatlerimi onun dersine göre ayarlıyordum. Gittikçe daha çok inanıyordum ona. Mesela arabam değişmişti. Otoparkta dedim ki, “Hocam, benim arabam değişti, hangisi siz bilirsiniz...” Böyle baktı, hiçbir şey söylemedi. Ben de hocaya sınav yapmak gibi oldu diye utandım. Duyduğum saygı ve inanç bu boyuttaydı.

İş hayatınız aynı temposuyla devam ediyor muydu, yoksa yoga nedeniyle aksamalar yaşadınız mı?

- İstanbul’daki ofiste kalmak istemiyordum. Ya İtalya’ya  gidecektim ya da işten çıkacaktım. İtalya’ya rahatlıkla gidebilirdim. Ayda iki kez Türkiye’ye gelebilecektim. Ama ben işten çıktım. Çünkü onun derslerine giremeyeceğimi, yoga yapsam bile üstatla yapamayacağımı, yogada ilerleyemeyeceğimi düşünerek teklifi kabul etmedim. Eşim de şoke olmuştu. Bir erkek için de tuhaf bir durum, kocasını bırakabiliyor da yoga üstadını bırakamıyor... Ama o zamana kadar yanak yanağa bile öpüşmemişimdir, bırakın herhangi bir teması.

Birdenbire işsiz mi kaldınız?

- Bu arada Kadıköy’de Yoga Academy tabelalı bir yer açılmıştı. Hoca bana dedi ki: “Bak işten de ayrıldın, oraya gelip sekreterlik yap.” Ben oraya gitmeye başladım. Arabanın benzin parasını bile kurtarmıyordu aldığım para. Ama ben büyük bir şevkle devam ettim.

Sizi kuşkuya düşürecek, inancınızı sarsacak hiçbir şey yok mu?

- Öyle düşünmüyorum hiç. Ofiste duvarda asılı bir çerçeve var. Akif Manaf, International Yoga Teacher Sertificate diye. İnternetten araştırdım, hiçbir şey bulamadım. Bana cevabı “O öyle internet sayfası filan olan bir yer değil” oldu. Bir gün de “Sizin okuduğunuz orijinal metinleri öğrenmek istiyorum” dedim. Sanskritçe bildiğini söylüyordu çünkü. “Bana da öğretir misiniz?” diye sordum. “Hımm” dedi, o kadar. Bir keresinde de bir kıza “MS hastası değilsin demişti. Oysa kıza konmuş bir MS teşhisi vardı. Kızcağız ona o kadar güvenmişti ki söylediklerine inandı. Sonra hastalığı nüksedince ona dönüp “Bana neden böyle dediniz?” dedi. Cevabı “Bazen görünüyor, bazen görünmüyor, o anda yoktu” oldu. Kız inanmadı ve akademiden çıktı.

TANTRA’YI DUYUNCA BAŞIMDAN AŞAĞI KAYNAR SU DÖKÜLDÜ

Onu sürekli her yere taşıyorduk. Evrenin hükümdarı olduğu için normal yoldan gidemez. Emniyet şeridinden götürmeniz gerekir. Bu yüzden ehliyetini kaybedenler, sekiz bin lira ceza ödeyen oldu.

İlişkiniz bu mesafeli durumdan yakınlığa nasıl geçti?

- Bir gün hiç unutmuyorum bir kanepenin ucunda oturuyorum, kitap okuyorum. O geldi, yattı kanepeye, ayak parmağının ucu değiyor bacağıma. Öyle tuhaf bir his ki o, beni rahatsız etti. Sürekli de hareket ettiriyor parmağını. “Kalksam ayıp olacak” diyorum içimden. Halimiz bu... Bu arada kendisi de evli. Öğrencilerinden biriyle evli ve ilişkileri çok mesafeli. Bir gün bana geldi dedi ki, “Eğer yogada ilerlemek istiyorsan Tantra Yoga yapman lazım.” Bunu duyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Cehaletimi bağışlayın, Tantra Yoga nedir?

- Bana oradan bir kitap çıkardı, Osho’nun bir kitabı. Orada bir erkekle bir kadının birleştiği bir resim gösterdi, “Tantra budur” dedi. “Eğer yogada ilerlemek istiyorsan bunu uygulamamız gerekiyor”. Benim için tam anlamıyla bir şoktu. Reddettim. “Eşim ne der? Böyle bir şey yapamam. Ben yavaş ilerleyeyim, daha iyi.” O kadar dangalağım ki, hâlâ ayılamıyorum. Hâlâ onun beni yogada ilerletmek gibi bir derdi olduğunu sanıyorum. “Bunu reddediyorsun ama” dedi, “Esasında bu sana sunulmuş bir paye.” “Peki karınız?” dedim. “O yogada ilerlemekte senin kadar istekli değil, benim onunla cinsel ilişkim yok” dedi bana.

Neden evliler?

- Vatandaşlık için. Türkiye vatandaşı olmak için evlenmiş, bunu bana söyledi. (Akif Manaf Azeri) Aradan bir-iki gün geçti. “O zaman sana son bir önerim var” dedi, “Sana biyoenerji teknikleri uygulayacağım, enerjilerini temizleyeceğim.” Kadıköy’deki yere gittim. Bir masaj masası vardı orada. Kıyafetin üzerinden enerjinin etkileyici olmayacağını, ancak havluyla kalabileceğimi söyledi.

Sonra?

- Bana biyoenerji uygulamaya başladı güya. Başımdan başladı, giderek aşağı doğru inerek tuhaf bir sesle bana enerji yüklüyor. Ben de bir şey oluyor sanıyorum. Bir buçuk saatlik bir seansın sonunda ben yarı baygın vaziyetteydim. İlk önce elini koydu, bir soğukluk hissettim. “Bana çok soğuk geliyor” dedim, “Enerjiyi aldım ondandır” dedi.

Neden yarı baygınsınız? Bunu sağlamak için ne yapmış olabilir?

- Yarı uykuluydum. Bir şey içtim mi hatırlamıyorum. O kadar uzun zaman oldu ki... Orada benim hiç istemediğim şekilde bir olay gerçekleşti. Tam bir tecavüz esasında. Şok vaziyette bakıyordum, bir direncim olamadı. “Yapma, istemiyorum” dedim. Ama o sırada o olay gerçekleşti. Çok büyük bir suçluluk duydum. Gittim salak gibi duş aldım. Duşta duvarları parçalayacaktım. Ağlama krizlerine girdim. Polise gitsem ne anlatacağım, üzerimde darp yok. Eşime söylesem boşanır. Aileme söyleyecek hiçbir şeyim yok.

O esnada hipnoz altında olabilir misiniz?

- Esasında bu olay bilimsel kaynaklarda hipnoterapi olarak geçiyor. Yoğun telkin altında hayatınızdaki bazı değerlerin yerleri değiştiriliyor. Aslında siz kendi kendinizi hipnotize ediyorsunuz, onun söylediklerini doğru kabul ederek ilerliyorsunuz.

HANİ BÖYLE OLUNCA KUNDALİNİ UYANACAKTI?

Bütün tarikatlarda aynı yöntem var. Önce sizin bütün değer yargılarınızı yıkıyor. Sizin dünya görüşünüz, eğitiminiz, aileniz, hepsi gereksiz bağlar, gereksiz yükler ona göre. Harika kitapları vardır, onu da söyleyeyim. Açın okuyun, âşık olursunuz. Ama gerçekte yaşananla o kitaptakiler 180 derece farklı!

Sonra bu konuyu onunla konuşmadınız mı?

- “Hani böyle olunca kundalini uyanacaktı, ne oldu ben hiçbir şey hissetmiyorum” dedim. Bana öyle telkin etmişti.  Bana verilen yanıt “Yükselebildiği kadar yükseldi” oldu. Demek ki enerjim bu kadar düşükmüş diye düşündüm. Yine kendimi suçladım. İki gün geçti geçmedi, bana dedi ki “Ben senin enerji alanında gördüm, kocan seni aldatıyor”. Daha bir buçuk yıllık evliydim, acayip yıkıldım. Bir de anlam veremediğiniz şeyler vardır ya eşinizde, hemen ona yordum. “Demek ki sebebi buymuş” dedim. Eşime sordum, “Yok öyle bir şey, saçmalama” dedi. Ama benim hocadan bu lafı duymam yetti.

Boşandınız mı?

- Boşandım. Sonra Etiler merkezi açtım. Kocamın ve babamın parasıyla. Tek başına gece gündüz çalışıyordum. Tek bir salon, küçük bir oda. Orada yaşadığım alan, eski evimin soyunma odası kadardı. Bu kadar büyük bir geçiş yapabilme cesaretini bulmuştum. “Mademki kocam beni aldatıyor, evlerin hiçbir değeri yok artık gözümde, yogini olmalıyım, bunun için çabalamalıyım” ruh haline girdim. Bütün arkadaşlarımla bağlarım koptu, kimseyle görüşmüyordum.

Eşinizin sizi aldatıp aldatmadığını öğrendiniz mi?

- Bilmiyorum. Hiçbir zaman da öğrenemedim. Bana hayır dedi, tek bildiğim bu.

Çevrenizdekiler, eşiniz dostunuz, aileniz size uyarılarda bulunuyor muydu?

- Uyarıyorlardı. Cevabım şuydu: “Siz hepiniz uykudasınız. Zekânız uyanmamış olduğu için üstadın ışığını göremiyorsunuz. Siz maddi dünyanın illüzyonu içerisindesiniz, bizse spiritüel varlıklarız. Biz beden değiliz, ışık savaşçılarıyız. Bu gezegeni kurtarmak için buradayız.” Beni o kadar pohpohluyordu ki. İlişki yolunda ilerlemeye başladık. Zaten bağımlıydım, daha da bağımlı hale geldim. Âşık olmaya başladım. Kendini benim için feda ettiğini söylüyordu. Benimle her beraber olduğunda aslında kirleniyordu ama beni arındırmak için bunu yapıyordu. Anlattıkları hep bunlardı.

ONUNLA YAŞIYORDUM AMA BİR ANAHTARIM BİLE YOKTU

Dışarıdan bilinen bir ilişki miydi?

- Kesinlikle hayır. Annem babam bile yeni öğreniyorlar. Üstelik onun yanında kalmaya başlamıştım. Karısından boşanmıştı. Orada yaşıyordum ama bende evin anahtarı yoktu. Dolabım bile yoktu. 

Bütün bunlara nasıl katlanabildiniz?

- Ben ağır bir beyin yıkanması geçirdim. Ağır fiziksel şiddete maruz kalmama rağmen “Üstadım ne olur beni affedin, ben size ne yaptım da böyle yapıyorsunuz?” diyordum. Geldiğim nokta buydu.

İlişkiniz olmasına rağmen siz diye mi hitap ediyordunuz?

- Tabii ki. Hayatımda “Akif” diye hitap etmedim. En fazla “Akif Hoca” demişimdir. Şimdi bile Akif diyemiyorum. İçime işlemiş durumda. Bu ayılmış halim ama kanımda dolaşıyor hâlâ. Böyle bir aptallığın içinde yer aldığını kabul etmektense bu adamın hâlâ üstat olduğunu kabul etmek daha kolay. İlk Yoga Academy’ye girdiğimde bana böyle şeyler deseydi, hemen kaçardım. Böyle gelişmiyor. İlk etapta bir güven oluşturuyor. Ve inandırdıkça o da kendine daha çok güveniyor. Baktı ben kaçmıyorum, biraz daha. Baktı gitmiyorum, biraz daha. En sonunda fiziksel şiddete geldi olay.

İNTERNETTE BİR TARİKAT VİDEOSU SEYRETTİM VE “BİZ BUNUN AYNISIYIZ” DEDİM

Bu kadar büyük bir bağımlılık nasıl gelişti?

- Bu benim kişisel bağımlılığım değil. Bir tarikatın içinde olduğumu çıktıktan sonra ancak algılayabildim. Sean Durkin’in bir sözü var: “İnsanlar tarikattan ayrıldıklarında bir tarikattan ayrıldıklarını bilmezler.” Esasında oraya girdiğimde bir tarikata girdiğimin farkında da değildim. Şimdi algılayabiliyorum. Yaşananları idrak ettikten sonra adını koyabiliyorum.

Bugün dönüp bakınca o gün mutlu muydunuz, mutsuz mu?

- Tabii ki çok mutsuzdum. Temel değerlerinizi yerinden oynatamıyor. Kişiliğiniz kalıyor, onun üstüne yeni bir kişilik inşa ediyor. Ama bu ikisi arasında sürekli çatışma oluyor. Yaşadıklarınızla gerçek kimliğiniz arasındaki çatışma büyüdükçe mutsuzluğunuz artıyor. Hem o adama karşı gelemiyorsunuz hem de gördüklerinizi kabul edemiyorsunuz.

Sizi kurtaran ne oldu?

- Bir gün dedi ki: “ABD’deki bir eğitmene bir arkadaşı bir web sitesinin adresini göndermiş, onun da kafası bulanmış.” Ben de gayriihtiyari dönüp bilgisayara baktım ve okuduğu sayfayı gördüm: “Sahte guruyu keşfetmenin 9 yolu.” Hemen kapattı. Sonra ben girip baktım, aynı bizimki! Sonra daha fazla araştırmaya başladım, psikoloğa gittim. İnternette bir tarikat videosu seyrettim ve “Biz bunun aynısıyız” dedim. Bir yoga tarikatından bir kızın videosunu seyrettim, aynı beni anlatıyor. “Demek ki bunu yapan tek insan bu adam değil” dedim. Baktım ki yüzlerce, binlerce insan başka birini benim onu gördüğüm gibi görüyor. Ona hayatını adıyor. Hiç farkı yok.

O anda o sarmaldan çıkmak, hemen uzaklaşmak mümkün mü? Bir anda bir şimşek çakıp sizi kendinize getiriyor mu?

- Hayır. Dedim ki ben bu adam üstat mı değil mi bilmiyorum. Ama onun yanında olmak bana iyi gelmiyor, uzaklaşmam lazım. Çünkü sinir krizleri geçiriyordum onun yanında. Dedim ki eğer üstatsa beni affeder, yanına tekrar dönerim. Değilse de zaten uzaklaşmış olurum. Ve “Yurtdışına gidiyorum” dedim.

Hangi gerekçeyle gittiğinizi söylediniz?

- Yoga Academy açmaya... Bütün işlerimi yoluna koydum. Şirketi devrettim, borçlarımın büyük bölümünü ödedim. Ona uyandığımı, artık soru işaretlerim olduğunu belli ederek buradan çıkamazdım. Eskisi gibi davranıyordum. Tir tir titreyerek gittim buradan. Bir sürü tehditler aldım. Yaşadıklarımı anlatsam ben lanetlenirdim, kimse bana inanmazdı. Hayatım zindan olurdu. Gerçi şimdi de oldu. İlk başta yaşadıklarımı hiç kimseye söylememenin en doğrusu olduğuna inanıyordum. Çünkü kimsenin gerçeği görebileceğini hayal edemiyordum. Veda ederken “Hepinizden özür diliyorum. Tüm hatalarım için beni affedin. Üstadımızın bir sözü vardır, sözler değil eylemler konuşur” dedim. Zaten tereddüdü olan biri geldi bana. Ona anlattım. O da başkalarına...

GECE SESİYLE UYU, SABAH DVD’SİYLE UYAN

Yoga Academy’de eğitmenler belli bir ücret alır. Ben herkese ücretsiz ders veriyorum. O hiçbir zaman ücretsiz ders vermez.

Unvanı ben onu tanıdığımda Maha Yogi’ydi. Paramahamsa Yogaçarya yıllar içinde gelişen unvanları. Onları da nasıl aldığını sormuştum. Himalayalardaki Maha-Vinu Yogi’nin verdiğini söyledi. Çünkü onlar üçüncü gözle bağlantıdalar ve ona enerji aktarımı yapılıyor. Astral düzeyde sürekli irtibattalar.

Bütün tarikatlarda aynı yöntem var. Önce sizin bütün değer yargılarınızı yıkıyor. Sizin dünya görüşünüz, eğitiminiz, aileniz, hepsini yerle bir ediyor. Gereksiz bağlar gereksiz yükler ona göre. Harika kitapları vardır, onu da söyleyeyim. Açın okuyun. Kitaplarına hâlâhayranım. Ama gerçekte yaşananla o kitaptakiler 180 derece farklı. Bu adamın kitabından başka yoga kitabı okumadım, izin vermiyordu. Güne onun DVD’leriyle başlıyorsunuz, gece de onun ses kaydı ile uykuya dalıyorsunuz. Gevşeme teknikleri var o kayıtlarda.

ÜSTADIMIN IŞIĞI YOK EDER KARANLIĞI

Bizim festivallerimiz oluyordu ve bu festivallerde üstadı öven şarkılar söyleyip danslar ediyorduk. Üstadı övmeyen şarkı sözleri, Yoga Academy ve Büyük Üstat sözleri geçmeyen şarkı sözleri kabul edilmiyordu. Arabamızda sadece bu müzikleri dinliyorduk. Mesela “Üstadımın ışığı yok eder karanlığı”, “Uyan kalk, üstadı bul”, “Üstadım gel kurtar beni”.

Yoga Academy’de herkes beyaz giyer. Derslerde başladı, hayata yayıldı. Açıklaması şu: Beyaz tüm renkleri içeriyor, tüm çakra merkezlerinin eşit şekilde etkilenmesi için beyaz giyinin. Herkes vejetaryendir. Kahve içmek hoş karşılanmaz. İçki-sigara-et hiç yok. Birçok öğrencinin kolunda Paramahamsa dövmesi var, onun unvanı.

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.