banner829
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel Yusuf hurafe nedir AKP

PARA VE SEKS TARİKATI...

Yoga hocası operasyonunun kilit ismi anlatıyor: Bu adam dese ki, “Git şunu öldür, sen tekamül edeceksin, git bıçakla, oraya bomba at!” müritleri bunları yapabilecek kapasitede.

PARA VE SEKS TARİKATI...

 Dolandırıcılık ve cinsel taciz iddiası ile gözaltına alınmasının ardından adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılan yoga eğitmeni Akif Manaf’ın öğrencilerinden birinin sevgilisi, yoga eğitmeniyle ilgili olarak “Milyonlarca dolar serveti olduğu düşünülüyor. Kadınlar kölesi olmuş vaziyette. Onlara her şeyini yaptırıyor. İnanılmaz bir itibarı var, o küçük yapıda. Kim böyle bir güce erişmek istemez” dedi.

Hürriyet yazarı Ayşe Arman, dolandırıcılık ve cinsel taciz iddiası ile gözaltına alınmasının ardından adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılan yoga eğitmeni Akif Manaf’ın öğrencilerinden birinin sevgilisiyle görüştü.

Ayşe Arman’ın şikayetçi olan 14 kadını savcılığa gitmeye ikna ettiğini belirten kilit isim ile yaptığı söyleşi şöyle:

Akademi Yoga’dan ne münasebetle haberdar oldunuz?

- Kız arkadaşım sayesinde. Orda yoga yapıyordu. İlişkimizin daha birinci ayında, ben bu işte bir tuhaflık olduğunu hissettim.

Nasıl bir tuhaflık?

- Oranın akademi filan değil, resmen tarikat olduğunu fark ettim. Kız arkadaşımın konuşmalarında sürekli bir ötekileştirme vardı, “bizler” ve “sizler”. “Bizler iyiyiz, sizler kötüsünüz. Bizler akıllıyız, sizler aptalsınız. Sizler dünyevi insanlarsınız!” Bir kitap okuyorum mesela, “Niye bunu okuyorsun? Okuyacaksan ‘Üstad’ın kitabını oku”! İlk eşimden çocuklarım var. Ve iyi bir baba olduğumu düşünüyorum. “Onlar senin çocukların değil ki. Bizler kimsenin çocuğu değiliz. Bizler birer bedeniz. Bizler evrenin çocuklarıyız. Seninkilerin de öyle!” türünden laflar. Önce şaka zannettim. İyi eğitimli bir insan, nasıl böyle laflar edebiliyor? Tepki gösterince de, kavga ediyorduk. Bir tek onlar gerçek, geri kalan her şey yalan. Akşamları yatıyoruz, adamın kasetlerini dinliyor, gündüz yoga yapıyor, bitiyor, yine adamın DVD’lerini izliyor, çakra çalışıyor. Her gün kitabını okuyor. Çünkü bunlar empoze edilmiş: “Tekamül edebilmek için, astrala çıkmak için benim dediklerimi yapmak zorundasın!” Hiçbir şekilde onu sorgulama hakkın yok. Çünkü sorgularsan, tekamül edemezsin. Koşulsuz, şartsız teslimiyet isteniyor. E artık... Bu tarikat değilse ne? Baktım gerçekten beyni yıkanmış...

Ne kadar süre Akif Manaf’ın öğrencisi olmuş?

- Toplam üç sene. Ben tanıdığımda zaten iki senedir “içeride”ydi. Fakat şunu söyleyeyim, bu tarikatın içindeki herkes suçlu. Akif Manaf’ı suçlayanlar da suçlu. Çünkü bu adamın bu hale gelmesinde onların da payı var. Büyüttüler onu. Şeyhi, müritleri uçurdu yani. Bu adam aslında soytarının biri, bence amacı böyle bir şey de değildi. Ama bu kadınların ne kadar saf ne kadar kullanılmaya müsait olduklarını gördükçe güçlendi. Sonunda da bu gücü onlara karşı kullandı.

Orada öğrenim görenlerin hepsi mürit mi, yoksa bazı seçilmiş olanlar mı?

- Hepsi mürit ama bir kısmı farkında değil. Başta herkes öğrenci olarak gidiyor. Başta ‘Üstad’ı tanımıyorlar, yoganın faydalarını öğreniyorlar. Gerçekten de faydalı. Ve kendilerini iyi hissediyorlar ve devam ediyorlar. Devam edince, hocanın derslerine ve söyleşilerine katılma hakkını kazanıyorlar. Hocanın 20-30 tane çok yakın müridi var. “Hoca süper, hoca bunu yaptı, onun gibisi yok!” diye pompalayanlar onlar. Yeni katılanları hiç yan yana getirmiyorlar mesela, farklı grupların içine sokuyorlar. Sorgulayamasınlar diye. Bunları duya duya beyinleri yıkanıyor, üstat aşağıya, üstat yukarı. Zaten bu insanlar arayış içinde, bir çıkış yolu, lider, rehber arayan insanlar. Ve üstadın liderliğine inanıyorlar. İnandıkça piramitte yükseliyorlar. Yükseldikçe daha da batıyorlar.

Tarikat olduğunu söylüyorsunuz ama hangi kanıtlarla?

- 1- Kendisinin seçilmiş insan olduğunu söylüyor. 2- Kendisini olmadığı gibi tanıtıyor. 3- Cinsel istismarda bulunuyor. 4- Kendileriyle cinsel olarak birlikte olurlarsa, pelvis çakralarının açılacağını söylüyor. 5- Gücünü ve unvanlarını müritlerine istediklerini yaptırmak için kullanıyor. Ama hiçbir söylediği birbirini tutmuyor, unvanları da sahte. Ne profesör ne doktor. Üniversite mezunu bile değil.

Kız arkadaşım makineye dönmüştü

Kız arkadaşım makineye dönüşmüştü. Ailesinden kopmuştu. Çocuk sevgisi yok olmuştu. Evimdeki köpeği bile istemiyordu. Çünkü adam diyor ki, “Kendinizi bulmanız için herkesten uzaklaşmanız lazım!” Seni izole ediyor. Herkesi sevdiklerinden koparıyor ki, aklını çelebilecek birileri olmasın. Biz de defalarca ayrıldık, barıştık. Ama onu o kadar çok seviyorum ki, yardım etmek istedim, “Ben bu adama yenilmeyeceğim, sevgilimi teslim etmeyeceğim” diye mücadeleye başladım.

Cinsellikten daha fazlası

Her şeyi elden alıyor. “Nakit verin” diyor. Herkesten kâğıt alıyor, “Ben buraya gönül rızasıyla geldim. Hiçbir şey ödemedim” diye. Bu yaşananlar toplumsal bir trajedi. Ve sadece cinsellikle ilgili bir mesele değil. Bu adam dese ki, “Git şunu öldür, sen tekamül edeceksin, git bıçakla, oraya bomba at!” müritleri bunları yapabilecek kapasitede. Çünkü beyinleri yıkanmış...

Sizce Manaf’ın ulaşmak istediği nihai hedef ne? Para mı, güç mü, seks mi?

- Başlangıçta bir hedefi olduğunu zannetmiyorum. Para kazanmak için Türkiye’ye gelmiş. Sıradan, normal bir yoga hocasıyken, öğrencilerin saflığını, koyunluğunu keşfedince sömürmeye başlamış. Bence amacı var olmakmış, ama parayı ve gücü bulunca, egosu iyice şişmiş, her şeyi kendi zevkleri için kullanmaya başlamış. Kadınların ona olan teslimiyetini de kullanmış. Bu adam deli gibi para kazanıyor. Her bayram, festival yapıyor. “Bayramları ailenizle geçirmeyin!” diyor. İnsanların aileleriyle ilişkilerini koparıyor. Buna itiraz eden kocalar için de, “Boşanın, onlar sizin kötülüğünüzü istiyor!” diyor.

Siz bu kadınları hipnozla etkisiz hale getirip cinsel istismarda bulunduğuna inanıyor musunuz?

- Evet, inanıyorum. Bu adam diyor ki, “Kitaplarımı okuyun, DVD’lerimi seyredin ve Yoga Nidra yapın!” Uyumadan önce onun sesini ve talimatların dinleyerek uyuyorlar. Ve beyinleri şartlanıyor. Bakın rüyalarında bile hep bu adamı görüyorlar. Gün boyu adamla meşguller çünkü. Adam diyor ki, “Ben sizin rüyalarınıza geleceğim!” ve geliyor... Cinsel istismara gelince, yoga rahatlatıcı bir şey. Bir nefes çalışması yapıyorsunuz, öyle bir çalışma ki, oksijen dengeniz bozuluyor. İnanılmaz gevşiyorsunuz. Belli şekiller var, hep o şekillere odaklanıyorsunuz. Derin gevşemede de kendinizi tamamen bırakıyorsunuz, işte o cinsel telkinleri de o zaman yapıyor. Zaten ruhsal olarak mutsuz insanlar gidiyor. Kırgın ve yaralı kadınlar. Erkeklerin hırpaladığı kadınlar. Biri bana dedi ki “Ben iki sene önce böyle şeylerden şüphelenmiştim!” “Eee?” dedim “Niye ayrılmadın?” “Gidecek yerim yoktu, ondan” dedi. Böyle bir boşluk içinde bu insanlar...

Peki siz kız arkadaşınıza bunları anlatmadınız mı?

- Anlatmaz mıyım? Ama hep kavga çıktı. Sonunda dedim ki, “Farklı bir yöntem bulmalıyım!” Ben de onunla birlikte derse gitmeye başladım. Ama adam sevgili olduğumuzu bilmedi. Kız arkadaşım da söylemedi. Ben gün geçtikçe kız arkadaşıma yavaş yavaş farklı kanıtlar sunmaya başladım. Bu en son olaylar patlayınca, bizim ki de iyice uyandı.

Cinsel tacizde bulunduğu ya da tecavüz ettiği kanıtlanabilir mi?

- Böyle görüntüler yok. Ama bilgisayarından bir takım başka şeyler çıktı. Bazı öğrencileri kendisine çıplak videolar göndermiş, mastürbasyon yaparken çekiyorlar kendilerini.

Siz nereden biliyorsunuz bunları?

- Çünkü bunu iş edindim. Bakanlıktan üst düzey insanları aradım, emniyeti aradım. Birinin bütün bu olan biten rezilliğe dur demesi gerekiyordu. Kadınları konuşmaya ikna ettim.

İyi de 600 kadın, bu adamı alkışlıyorlar, bedenlerine onun ismini kazıtıyorlar, müthiş bir hayranlık... Resmen tapınma... Zorla bir şey yaptırıldığına dair bir belirti de yok. O zaman bu durumu nasıl açıklıyorsunuz? “Gönüllü verici” gibi duruyorlar?

- Zorla beraber olduğu insanlar var. Ama evet baktığınız zaman, zorlama olmayan, ona teslim olanlar da var. İki tane kız var ki, maalesef ailelerinden dolayı konuşamıyorlar. Bir tanesi daha yeni 18’sine bastı. “Odasına çağırdı beni” diyor. “Biraz sohbet ettik, sonra bana sarıldı. Farklı bir sarılmaydı. Sonra cinsel organını bana sürtmeye başladı. Yanlış anlıyorum galiba dedim. Sonra beni öpmeye çalıştı. O zaman ittim! Bu sefer bağırmaya başladı. Sen ‘Üstad’a karşı gelemezsin, ben burada sana yardımcı olmaya çalışıyorum. Dışarıdakiler de duyacak şekilde bağırıyordu. Sindim. Dışarı çıkmaya korktum. Çıksam müritleri saldıracaktı!” Küçücük bir kız bunları anlatan. Ama tabii bir kısmı da gönüllü. Adamın hakikaten enerji vereceğini, tekamülünü hızlandıracağına inanıyor. Bu adam yalancı bir sahtekâr, insanları da böyle kandırıyor...

İyi de insanlar da kanıyor! Kadınlar arasında da yarış var, kim sahip olacak üstada diye...

- Evet. Ayakkabısını, galoşunu giydirmek için sıraya girenler, daha neler neler...

Peki bu tarikatın amacı ne? Dünyayı ele geçirmek mi?

- Milyonlarca dolar serveti olduğu düşünülüyor. Kadınlar kölesi olmuş vaziyette. Onlara her şeyini yaptırıyor. İnanılmaz bir itibarı var, o küçük yapıda. Kim böyle bir güce erişmek istemez?

Bu kadar büyük paraları nasıl kazandı?
- Festivallerine 600 kişi katılıyor, ders parası 800 lira, etti mi 480 bin lira. Artı geceleme parası. 100 liraya anlaşıyor, 300 liraya satıyor. Ve bu, sadece bir festival.
Bütün paraları da elden alıyor. Ama o ısrar ediyor, “Benim parayla ilişkim yok!” diye. Bütün hesaplarını annesinin hesabında tutuyor. Annesinin hesabından
kendisine aktarıyor. Daha birkaç gün önce yurtdışına gönderilmiş 1 milyon dolarlık havalesi var...

İNTİKAMDAN ÇOK SUÇLULUK DUYGUSU
Sizce bu hikâyede kadın intikamı yok mu? 10 yıllık sevgilin ama “Kimse kimsenin sahibi değil. Evrensel sevgi mevgi” ayağına başkalarıyla yatıyor, sen on yıl boyunca adamın hiçbir şeyi olamıyorsun, evinde bir dolabın bile yok...

- Hayır, bence intikamdan çok suçluluk duygusu. “Bu kadar insanların kullanılmasında, taciz edilmesinde benim de payım var” duygusuyla polise gitti.

AĞLAMAKTAN KONUŞAMIYORLARDI
Onun en güvendiği iki organizatör ayrılınca bir toplantı yaptılar. Ben de katıldım. Bir sürü tacize uğramış kız vardı. Hallerini gördüm. Konuşamıyorlardı ağlamaktan.
Nasıl utanıyorlar biliyor musunuz. Biz nasıl yaptık, nasıl aldandık, nasıl kendimizi kullandırdık diye. Herkes perişan. Anneler babalar çaresiz. Çoğunun da merkezi
var, maddi olarak adama bağlanmışlar. Kontratları var. O kontratlardan nasıl çıkarız diyorlardı. Hala bunu düşünüyorlardı. Ben dedim ki “Siz şaka mısınız, bu
adamın bunun bedelini ödemesi lazım!” Dediler ki, “Sen bilmiyorsun, biz de suça ortak olduk. İnsanları azmettirdik. Bu adam için başka insanları kandırdık!” Evet, hepsi suçlu. Hem adamdan korkuyorlar hem kanundan. “Kontratları fes edelim, çıkalım gidelim” diyorlar. “Olur mu bu kadar insan var içeride. Onları kurtarın” dedim, 
“Yapmak zorundasınız!”
Sonunda onları ikna ettim. Bütün bu olan biteni, üst düzey bir bürokratla paylaştım. O, emniyetten biriyle konuştu. Meğer hakkında defalarca şikayette
bulunulmuş. Ama her defasında 50 kişi lehine şahitlik yapınca, yırtmış. Sonunda 13 kişi savcılığa gitti. Cinsel tacizden 4 şikayet vardı, “Bana yalancı şahitlik
yaptırdı” diyen de vardı, onu dolandırıcılıkla suçlayan da…

Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.