banner829
Öne Çıkanlar Korgeneral Engin Alan devlet memurluğu sistemi türk demokrat birliği Ali Vural hurafe nedir

NATO VE AB'DEN ŞOK DEĞERLENDİRME..!

Bugün NATO ve AB'ye de atfedilen yeni bir "askeri ve diplomatik" değerlendirme haber merkezlerine ulaştı.

NATO VE AB'DEN ŞOK DEĞERLENDİRME..!

 "24 Kasım 2015 tarihinde Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağı Hatay Yayladığı bölgesinde Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldü. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamalarda, uçağın 5 dk. süreyle 10 defa ikaz edildiği ifade edildi. 

Pentagon’dan Alb.Steve Warren, yaptığı basın açıklamasında koalisyon güçleri olarak Türk tarafının ikazlarını duyduklarını belirtti.
Hollanda'da yayın yapan RTL 4 televizyonuna konuşan ismi açıklanmayan Hollanda’lı bir pilot da, "Kalkıştan hemen sonra acil durum frekansından Türk Hava Kuvvetleri'nin çağrısını duyduk. Türk hava sahasına girmek üzere olan uçak (Rus uçağı) onlarca kez Türkler tarafından uyarıldı. Ama Ruslar bir kez bile cevap vermedi." şeklinde konuştu.
Peki Rus tarafı ne diyor?

Düşürülen Rus savaş uçağının iki pilotundan hayatta kalmayı başaran Rus pilot Konstantin Murachtin ikaz edilmediklerini öne sürdü. Katıldığı televizyon programında sırtı ekrana dönük olarak konuşan pilot, "Hiçbir şekilde uyarı almadık. Ne telsiz, ne göz teması... Hiçbir iletişim kurulmadı" dedi. Pilot, "İkaz edilmiş olsaydık geri dönerdik" diye konuştu. Rus jetinin Türk hava sahasını ihlal etmediğini de iddia eden Murachtin, 'bir saniye dahi' Türkiye hava sahasında bulunmadıklarını belirtti.

Olay sonrası Rusya bölgeye S-400’leri getirdi
Rus uçağının düşürülmesinden sonra ise Rusya bölgeye, en gelişmiş hava ve füze savunma sistemi olan S-400’leri getirdi. Daha doğrusu limandaki gemisinde hazır bekleyen bu hava savunma füzelerini uçağın düşürülmesinden bir gün sonra 25 Kasım 2015 tarihinde bölgeye konuşlandırdı ve 28 Kasım 2015 tarihinde faal hele getirdi. Sanki Rusya “Bir olay olsa da gerekçe bulsak da şu getirdiğimiz füzeleri hemen faal hale getirsek” der gibi olayın üstüne hemen faaliyete geçti. BU BİR TESADÜF OLABİLİR Mİ? Elbette olabilir ama..
Normal bir ortamda, Rusya’nın S-400’leri bölgeye getirmesi hem ABD hem de İsrail tarafından kesinlikle kabul edilemeyecek bir gelişmeydi. Yaptığı örtülü talepleri ABD ve dolaylı olarak NATO tarafından kabul görmemiş ve sert bir HAYIR cevabı almıştı. ABD Rusya’ya “Hangi gerekçeyle bu füzeleri getireceksin? Sana karşı bir hava tehdidi mi var? IŞİD mi seni vuracak? Muhalifler mi vuracak?” diyerek bu tür bir girişimi iyi niyetli görmediklerini, görmeyeceklerini açıkça kapalı kapılar ardında Rusya’ya iletmiştir.

Ancak Rus uçağının düşürülmesi olayından sonra, Rusların S-400’leri bölgeye konuşlandırmalarına itiraz eden çıkmadı. Gerekçe artık vardı ve Rusya’nın eli güçlenmişti. Ayrıca olay sonrasında Rusya, artık istediği gibi Türkiye’den Suriye’ye geçen yardım konvoylarını vuruyor, Lazkiye kuzeyindeki Türkmen Dağı bölgesini rahatça bombalıyor. Artık Türkiye’den gelebilecek herhangi bir itiraza karşı kendisini daha serbest hissediyor. Bu uçağın düşmesi kime yaramıştı? Türkiye’ye mi? ABD’ye mi? Rusya’ya mı? Tabi ki Rusya’ya.

Savaş uçağını düşürülmesini hemen ardından Rusya tarafından başlatılan kampanyanın ne kadar abartılı ve ne kadar senkronize işlediği de ayrıca bir merak konusudur diyor NATO’daki ve AB’deki bazı stratejistler. Sanki herşey önceden düşünülmüş de olayın olması bekleniyormuş gibi. Burada esas sorular şunlar:
- Rusya uçağı bu 4’üncü ihlalde vurulmasaydı, acaba 5’incisi, 6’ıncısı, 7’ncisi denenecek miydi?
- Şimdi neden ihlaller kesildi? Amaç hasıl oldu da onun için mi? 
- Rusya bu olaydan sonra PYD’ye daha çok yanaşma imkanı buldu ve açık olarak destek vermeye başladı. ABD kontrolündeki bir PYD şimdi RUSYA ile de çok daha iyi bir ortamda görüşme imkanı buldu ve Rusya ABD’nin PYD etkisini kırmakta başarılı olabilecek mi bu sayede?
- Türkiye’nin ESAD’a yönelik keskin tutumu bu olayla biraz daha kırılmış olacak mı? Türkiye’nin sesi daha mı cılızlaşacak?
- Suriye’de çok uzun bir süre kalmayı hedefleyen Rusya bu sayede Suriye’de kalıcı olmayı mı planlamaktadır?
Rusya Türkiye’nin angajman kurallarını çok iyi biliyordu.
Rus uçağının düşürülmesine kadar geçen sürede aslında Türk tarafının tüm hamleleri açık ve netti. Türkiye, 22 Haziran 2012 tarihinde üzerinde hiçbir mühimmat yükü bulunmayan F-4 Keşif Uçağının düşürülmesi sonrasında açıkladığı angajman kuralları ile hava sahası ihlallerine müsaade etmeyeceğini tüm dünyaya iletmişti. Bu olay sonrasında, sınır hattı üzerinde F-16 uçakları sürekli olarak devriye görevine başladılar. Müteakiben 23 Mart 2014 ve 16 Mayıs 2015 tarihlerinde hava sahasını ihlal eden Suriye’ye ait bir uçak ve bir helikopter Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından düşürüldü. 

Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinden sonra Rus uçaklarının üç defa hava sahasını ihlal etmesi üzerine 01 Ekim 2015 tarihinden başlayarak yapılan 5 resmî görüşme dışında, çeşitli vesilelerle defalarca yapılan telefon görüşmelerinde gerek Dışişleri Bakanlığı ve gerekse Genelkurmay Başkanlığı yetkileri bu ihlallerden çok rahatsız olunduğunu, bunun tekrar etmesi durumunda hiç istenmeyecek durumların ortaya çıkabileceğini ifade ederek Rus tarafını uyardılar. Ayrıca angajman kurallarının Rusya’nın dikkate almamasının devlet ciddiyetine yakışmadığı, her devletin diğer devlete karşı sınırlar söz konusu olduğunda çok hassas davranması gerektiği hemen her gün yapılan ikili görüşmelerde de dile getirildi.

Olayın ciddiyetini göstermesi bakımından, Türkiye hava sahasını ihlal eden insansız hava aracını 16 Ekim 2015 tarihinde (yaklaşık bir ay önce) düşürdü. Rusya tarafından ne kadar kendilerine ait olmadığı deklare edilse de, aynı modele benzer İHA’ların Rusya tarafından üretildiği de aşikardır. 
Dolayısı ile Rusya, uçaklarının Türk hava sahasını ihlal etmesi durumunda, Türkiye’nin yapacağı müdahaleyi çok iyi biliyordu.
NATO çecrelerinde dile getirilen bir ihtimal….

NATO’da üst seviyelerde görev yapan sivil ve askeri kesimin dile getirdiği bir ihtimal de şudur; “Acaba Rusya, stratejik hedefleri için bir uçağını feda mı etti?”
Pilot Konstantin Murachtin kesinlikle Türkiye sınırından içeri girmediğini, hiçbir uyarıyı duymadığını söylüyor. Eğer uçağın haritası yanlış yüklenmiş ve GUARD denilen telsiz frekansı kapalı tutulmuşsa o zaman, Türkiye’ye girmediğini düşünecek ve hiçbir uyarı duymayacaktır. Uçaklarda normal şartlarda iki telsiz kanalı kullanılmaktadır. Biri GUARD kanalı, diğeri ise pilotların istedikleri frekansta kendi unsurlarıyla görüşebilecekleri milli frekans kanallı telsizdir. Uluslararası alanda mutlaka açık olması gereken GUARD kanalıdır ve bunu duymadık deme mazereti kabul edilmez. Buradan bir çağrı varsa pilot diğer kanaldaki konuşmasını kesip bu kanalı dinlemek ZORUNDADIR. Veya OTOMATİK GUARD denilen bölümü tercih ederse, ki esas olan budur, GUARD kanalından bir çağrı geldiğinde diğer kanaldaki görüşme otomatik olarak kesilir ve pilot GUARD’ı dinlemek zorunda kalır. Bunları da bilmeyene PİLOT denemez zaten. Burada ne olduğu da bilinmemektedir.

Ayrıca bölgedeki Rus Hava Harekât Merkezinin de Rus uçağına, Türkiye hava sahasına girdiğinde ve Türk uçağının kendisine yaklaştığında ikaz etmesi gerekirdi. Garip olan başka bir durum da, Türk uçağının radarının kilitlenmesinden sonra Rus uçağının hiçbir kaçınma manevrası yapmaması. 
Satranç ustalığı ile ünlü Rus aklı, bir piyonu feda ederek Suriye maçını kazanmak istemiş olmasın?

Evet, oyunda Türk tarafının kuralları açıktı, belki de fazlasıyla açıktı."

DHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.