banner829
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel Yusuf Baykal Hediye

İNANILMAZ İDDİA!

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili çıkan iddialara bir yenisi daha eklendi. Esrarengiz ölümle bağlantılı fotoğrafların olduğu öne sürülüyor.

İNANILMAZ İDDİA!

 Cumhuriyet yazarı Can Dündar'ın yazısında yer verdiği iddiaya göre, Semra Özel'e ait özel fotoğrafların olduğu ve kendisine bu şekilde şantaj yapılarak Turgut Özal'ın öldürülmesinde etkisi olduğunu söyleyen gizli bir tanık var. Can Dündar'ın yazısı şöyle: 

Özal öldürüldü mü? 
Bilmiyoruz. 
Kuşkular var; ama somut veri yok. 
Eldeki tek somut veri, Özal’a daha önce suikast düzenlendiği gerçeği… 
O da karanlık bir teşebbüstü. 
1992’de, Kartal Demirağ ile 32. Gün için Dazkırı’da görüşmüştük. Çiğdem Anat’ın “Sizi kim eğitti” sorusuna Demirağ, şu cevabı vermişti: 
“Komando kamplarında bir emekli general eğitti bizi…” 
Ne o kamplar ne de emekli general ortaya çıkarıldı.
 
Kartal’ın silahı 
Özal suikastını, Cumhuriyet Savcısı Uğur Tönük araştırıyordu. Onunla da konuşmuştum. 

İnanılmaz şeyler anlattı: 

“Araştırmamız sonucunda, Dazkırı’da bir kontrgerilla teşkilatı kurulduğunu, Demirağ’ın da bu teşkilatın yetişmiş elemanı olduğunu saptadık. Suikastta kullanılan silahın Demirağ’a kongre salonunda polisler tarafından verildiğini tespit ettik. Tahkikat belli bir noktaya ulaşınca MİT’ten olduğunu tahmin ettiğim 3 kişi beni İstanbul Ulus’ta bir villaya çağırdı ve bu tahkikatı yapmamamızı söyledi. Durduk.” 

Ne o salondaki polisler ne de MİT’ten olduğundan şüphelenilen kişiler bulunabildi.
 
Eve gelen Azeri 
4 yıl önce Semra Özal, eşinin ölümüyle ilgili kuşkuları olduğunu söylediğinde kendisini ziyarete gittim. 

Çok ilginç bir şey anlattı: 

Özal’ın ölümünden sonra, Semra Hanım evde yokken bir Azeri genç gelip kapıdaki korumaya bazı bilgiler vermiş; Elçibey’e sempatisi nedeniyle Özal’a Bakû gezisi sırasında ağır ağır tesir eden bir zehir verildiğini, bu zehri bildiğini anlatmış. İstanbul’da kaldığı otelin adresini vermiş, “Bulamazsanız şunlar beni tanır” diyerek bir karıkocanın ismini bırakmış. 
Semra Hanım konudan haberdar olunca hemen korumasını gencin oteline göndermiş. Azeri genç, otelde yokmuş. Bahsettiği karıkocaya gidilmiş. Onlar da “Bizim öyle biriyle ilgimiz yok” demiş. Sonraki günlerde de Azeri genç otele gelmemiş. 

O Azeri genç de bulunamadı.

Yanlışlıkla dökülen kan 
Ahmet Özal, “Babamın öldürüldüğüne inanıyorum” deyince 2010’da NTV’de bir program yapıp Özal’ın ölümünü bütün tanıklarıyla masaya yatırdık. 

Semra Özal da katıldı. 

Yayın tam 5.5 saat sürdü. 

Orada Ahmet Özal, bir laborantın uyarısı üzerine dilekçe verip hastaneden babasına ait kan örneklerini istediğini anlattı. 

Hastane, dilekçeye karşılık, “Kan yanlışlıkla dökülmüş” cevabını vermişti. Ahmet Özal da, Kanal 6’da yöneticiyken hastaneye gizli kamerayla bir muhabir yollamış ve kanı sordurmuştu. Alınan cevap, kan donduran cinstendi: 

“O kanda, bir insanda olmaması gereken şeyler vardı.”  Kanı yanlışlıkla döken görevli de bulunamadı.
 
‘Yaşıyordu’ diyen tanık 
Programda kafa karıştıran bir başka tanığı konuşturduk: 

Antalya’dan gelen bir işadamı, Cumhurbaşkanı Acil’e getirildiğinde kendisinin de nişanlısıyla orada olduğunu ve Özal’ın karnını tutarak inleyişine tanık olduklarını söyledi. Oysa hastaneye geldiğinde Özal’ın kalbinin durduğu biliniyordu. Bu iki tanığın ifadeleri, diğer tanıklarca reddedildi. 

Ancak program ciddi bir sonuç verdi: 
Yayından sonra Çankaya benden yayın bandını istedi. Ve hemen ardından Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu, Özal’ın ölümünü incelemeye aldı. 

İş savcılığa intikal etti; yine sonuç çıkmadı.
 
Semra Özal’ın fotoğrafları mı?
NTV’de “Bir suikastın anatomisi” programını yaptıktan sonra, -burada ilk kez yazacağım- bir başka tuhaflık oldu: 

Yayından hemen sonra bir telefon geldi. Tanımadığım biri, elinde Semra Özal’ın özeline ait fotoğraflar olduğunu söyledi. 

“Semra Özal’ın fotoğrafları mı” diye sordum hayretle... Telefondaki, Semra Hanım’ın bunları bildiğini, eşini de bu fotoğrafları görmemesi için bizzat zehirlediğini anlattı. 

Fotoğrafları satmak istiyordu. 
Ne özel hayatla ilgilenirdim ne de böyle bir kirli pazarlığa girerdim. “İlgilenmiyorum” deyip kapattım. 

Bu saçmalıktan da hiçbir yerde bahsetmedim.
 
Ancak dünkü gazete manşetleri, o gün bana gelen telefonun, birilerince ciddiye alındığını gösteriyor. 
Şimdi öğreniyoruz ki, Özal’ın ölümüne dair soruşturmada bir gizli tanığın ifadesiyle, Özal’ın yakınındaki 54 kişi dinlenmiş. 
Ahmet ve Semra Özal da, “kasten adam öldürmek” suçlamasıyla 2 yıl boyunca takibe alınmış. Haklarında 19 kez dinleme kararı verilmiş. 
Bu takibe dayanak oluşturan “Selçuk” kod adlı gizli tanığın, iddianameye konmayan ifadesi bana tanıdık geldi: 
“Semra Özal’ın birtakım kirli işleri kasete alınmış. Bu bilgilerle ona şantaj yapılmış. Turgut Özal’ı ona zehirlettiler.”
 
Devletin ayıbı 
Şikâyetçi iken şüpheli duruma düşürülen Ahmet Özal dün, “Bunlar bizi delirtecek” diye feryat ediyordu. 
Semra Özal ise “Bunlar beni de eşimi de her gün bir daha öldürüyorlar” diyordu. 
Yakından izlemeye çalıştığım bu ölüm vakası, bütün soru işaretleriyle birlikte giderek esrarengiz bir Hollywood filmine dönüşüyor. 
Belki de Özal, sadece boğazına hâkim olamadığı için can verdi; ama eski bir cumhurbaşkanının ölümünün 21 yıldır aydınlatılamaması, bu devletin ayıbı olarak orta yerde duruyor.  

yuzdeyuzhaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.