banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı BDP Milletvekili Sebahat Tuncel akın öztürk Peçe ilaç sayısı

ERGENEKON'DA 5 KİŞİ DAHA TUTUKLANDI

''Ergenekon'' soruşturmasında gözaltına alınarak mahkemeye sevk edilen gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın ardından Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, Sait Çakır, Yalçın Küçük ve Müyesser Yıldız da tutuklanarak Metris Cezaevine gönderildi.

ERGENEKON'DA 5 KİŞİ DAHA TUTUKLANDI


Beşiktaş Adliyesi'nde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulandıktan sonra tutuklanmaları istemiyle İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesine sevkedilen Yalçın Küçük, Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, Sait Çakır ve Müyesser Yıldız tutuklandı.
Mahkeme tarafından tutuklanan beş sanık Metris Cezaevine gönderildi.

NEDİM ŞENER VE AHMET ŞIK METRİS'E GÖNDERİLDİ
Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinde, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulandıktan sonra tutuklanmaları istemiyle İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen Şener ve Şık'ın işlemleri tamamlandı.
Mahkeme tarafından tutuklanan gazeteciler Şık ve Şener, Metris Cezaevine gönderildi.
Nedim Şener ve Ahmet Şık ile birlikte adliyeye sevk edilen polis memuru Aydın Bıyıklı ve yazar İklim Bayraktar, savcılık sorgularının ardından serbest bırakılmıştı.

EMNİYET "KELEPÇE" İDDİASINI YALANLADI
Ankara Emniyet Müdürlüğü, ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alınan Oda TV Genel Yayın Koordinatörü Doğan Yurdakul, Ankara Temsilcisi Ahmet Mümtaz İdil ve Coşkun Musluk'a kelepçe takıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Söz konusu açıklamada, Doğan Yurdakul, Ahmet Mümtaz İdil ve Coşkun Musluk'a kelepçe takıldığı iddiasında bulunulduğu kaydedilen açıklamada, şöyle denildi:
''Gözaltına alınan şüphelilere ilimizde bulundukları süre içerisinde kesinlikle kelepçe takılması gibi bir işlem gerçekleşmemiş olup haberde yer alan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.''

TOKAT'TA 1 KİŞİ GÖZALTINDA
Sivas'ta işçi olarak çalışan G.İ.T'nin izinli olarak geldiği Tokat'ta, Ergenekon soruşturması kapsamında polis ekiplerince gözaltına alındı.
G.İ.T'nin İstanbul'a gönderildiği öğrenildi.

GAZETECİLERDEN SİYAH BANTLI PROTESTO
Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul ve Ankara'da meslektaşlarının gözaltına alınmasını protesto eden gazeteciler, ağızlarında siyah bantlarla Adalet Bakanlığına yürüyerek, kalem kırdı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Çağdaş Gazeteciler Derneği ve gazetecilik örgütlerinin oluşturduğu G-9 platformunun düzenlediği protesto gösterisinde, Kızılay'da Güvenpark yakınında toplanan gazeteciler, ''Özgür basın, özgür Türkiye'' sloganları atarak, taşıdıkları ve üzerinde ''İleri demokrasiyle gurur duyuyoruz. ABD'den daha özgür basınımız var'' yazan pankartla Adalet Bakanlığına yürüdü.
TGS Ankara Şube Başkanı Göksel Yıldırım, bazı şeylerle ilk defa karşılaştıklarını, hayret ettiklerini ve tedirgin olduklarını ifade ederek, "Tüm bu isimlerin ortak yönünün muhalif gazetecilerden oluşması ise akıllarda kaçınılmaz olarak kuşkular yaratıyor. Bu tablo, ülkedeki basın özgürlüğü tartışmasını da beraberinde getiriyor'' dedi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay da ifade ve basın özgürlüğü istediklerini ifade ederek, tarih boyunca direnenlerin kazandığını, kendilerinin de susmayacağını ve verdikleri mücadeleyi kazanacaklarını söyledi.
Gazetecilik örgütlerinin oluşturduğu G-9 platformunun sözcüsü Doğan Tılıç ise ''Bugün bir arada durmazsak, omuz omuza direnmezsek, yarını yok edeceğiz'' dedi.
Protestoya katılan gazeteciler daha sonra kalemlerini kırarak yere bıraktı.




AB VE ABD'DEN UYARI
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, "Ergenekon" soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazetecilerle ilgili olarak, "Kamuoyunun önünde dile getirdiğimiz gibi Türkiye'deki gidişattan kaygılarımız var. Bu gelişmelerle ilgili Türk yetkililerle temasları sürdürüyoruz. Bu konuları çok yakından takip edeceğiz" dedi. 
İnceleme ya da soruşturmaların şeffaf şekilde ilerlemesi çağrısında bulunduklarını belirten Crowley, Türkiye ile temas etmeye ve bağımsız ve çoğulcu medya için çağrıda bulunmaya devam edeceklerini bildirdi.
Crowley, bunun sağlıklı demokrasi için kritik olduğunu belirterek, "Yıllık insan hakları raporumuzda küresel basın özgürlüklerine ilişkin değerlendirmelerimizi sürdüreceğiz" dedi.
ABD Başkanı Obama'nın Türkiye'deki gazetecilere yönelik yıldırmaların farkında olup olmadığı ve gündeme getirip getirmediği" yönündeki bir soru üzerine Crowley, bunun Beyaz Saray'a sorulması gerektiğini ancak ABD yönetimi olarak bu konulara odaklanmaya devam ettiklerini söyledi.
Sözcü Crowley, "bu gözaltıların sistematik olduğunu düşünüp düşünmediği" yolundaki bir soru üzerine de, "Bu konuda bir yargıda bulunmak zor. Kamuoyunun önünde dile getirdiğimiz gibi Türkiye'deki gidişattan kaygılarımız var. Bu gelişmelerle ilgili olarak Türk yetkililerle temasları sürdürüyoruz. Bu konuları çok yakından takip edeceğiz" diye konuştu.

ENDİŞEYLE İZLİYORUZ
AB Komisyonu da gazetecilere yönelik son polis uygulamalarını endişeyle izlediğini" bildirdi.
AB Komisyonunun genişleme ve komşuluk politikasından sorumlu üyesi Stefan Füle, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'deki mevzuatın, ifade özgürlüğünü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan hakları Mahkemesi kararlarına uygun şekilde güvence altına almadığını belirttti.  Füle, "Tüm modern demokrasilerde ifade ve basın özgürlüğü muhafaza edilmesi gereken temel prensiplerdir. Aday ülke olarak Türkiye'nin bu temel prensipleri uygulamasını ve kamuoyunda çoğulcu ve farklı tartışmalara imkan sağlamasını umuyoruz. Türkiye'nin acilen basın özgürlüğünün icrasını kayda değer şekilde iyileştirmek için yasal çerçeveyi değiştirmesine ihtiyaç duyulmaktadır" ifadesini kullandı.

FRANSA RAHATSIZ
Fransa Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'de gazetecilerin gözaltına alınmasından rahatsızlık duyduğunu bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, ''Fransa'nın bütün dünyada, hukuk devleti ve içlerinde basın ve ifade özgürlükleri de olmak üzere temel özgürlüklere saygı gösterilmesine büyük önem verdiği'' belirtildi.
AB Komisyonu'nun, Türkiye ile ilgili son ilerleme raporunda Türkiye'de basın özgürlüğünü dair bazı eksikliklere dikkati çektiğine işaret edilen açıklamada, Fransa'nın gözaltındaki gazetecilerin durumunu yakından izlediği ve serbest kalmasını umut ettiği kaydedildi.


ŞAHİN: YARGISAL BİR FAALİYET
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, bazı gazetecilerin gözaltına alınması ve haklarında soruşturma açılmasının tamamen yargısal bir faaliyet olduğunu belirterek, bu kişilerle ilgili hangi iddia ve delillerin bulunduğunu bilmediklerini, bu nedenle sağlıklı bir değerlendirme yapma imkanı olmadığını söyledi. 
İlk soruşturmaların Cumhuriyet savcıları tarafından dava açılana kadar yasalar gereği gizli yürütüldüğünü hatırlatan Şahin, şunları kaydetti:
''Ben TBMM Başkanı olarak, yasama organının başında bulunan birisi olarak şunu ifade edebilirim; TBMM bu ülkede uygulanan yasaları çıkartan organdır. Yasaları, Meclis olarak biz çıkartıyor ve yürürlüğe koyuyoruz. TBMM'nin çıkartmış olduğu her kanun, Türkiye'de demokrasiyi daha da genişletmek amaçlıdır. Türkiye'de özgürlük alanını daha da genişletmeyi hedef alır. Ve Türkiye kanun devleti değil, tam bir hukuk devleti olsun düşüncesiyle bu yasaları çıkartır. Meclisin Başkanı olarak çıkartmış olduğumuz bu yasaların da uygulanmasının aynı doğrultuda olmasını bekleriz ve arzu ederiz. Uygulamada yaşandığı ifade edilen birtakım sorunlar olabilir. Kuvvetler ayrılığı ilkesine, ben yürekten inanan ve bunu uygulamaya çalışan bir kişiyim. Yargı bağımsız ayrı bir organdır. Birbirimizin işine karışmayız. Ama Meclis olarak çıkartmış olduğumuz kanunların özüne ve ruhununa uygun olarak uygulanmasını arzu ederiz. Ben bunu söyledikten sonra şöyle bir soru soracaksınız, 'Bu amaca uygun uygulanmıyor mu' Uygulanması için kuşkusuz ki titizlik gösteriliyor.''
Şahin, hiçbir savcı ve hakimin kimsenin hasmı ve düşmanı olduğunu düşünmediğini söyledi.

ERDOĞAN YORUMLADI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ergenekon" gözaltılarıyla ilgili, ''Gözaltı olayı her zaman söylediğimiz gibi, bunlar bizim talimatımızla olan şeyler değil'' dedi. Erdoğan, şöyle konuştu:
''Gözaltı olayı her zaman söylediğimiz gibi, bunlar bizim talimatımızla olan şeyler değil. Bu, savcılığın talebi üzerine güvenlik teşkilatımızın, emniyet teşkilatımızın o verilen talimatı yerine getirmesi olayıdır. Burada, şüphesiz ki savcılık herhalde bazı bilgilerden, bazı belgelerden hareketle böyle bir adımı atıyor. Bunu üzerinde benim zaten herhangi bir değerlendirmeye girmem, şöyle mi böyle mi, bu tür ifadelerde bulunmam bunlar da zaten yanlış. Şu anda emniyet teşkilatımız kendisine verilen görevi yerine getirmiştir. Ve bundan sonraki süreçte de savcılık hazırlık safhasını yerine getirir, ondan sonra da ilgili mahkemeye bunu sevk eder veyahut da sevk etmeden bırakabilir. Bunların hepsi onların tasarrufudur. Buna tabii bizim karışma yetkimiz zaten yok. Benim sadece söyleyeceğim bir şey var; bu süreçlerin süratle neticelendirilmesidir, kısa zamanda bitirilmesidir. Bu da arzumdur, bunu da özellikle ifade etmek isterim.''

ARINÇ: BİZİ ÜZER
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, onarımı tamamlanan 19. yüzyıla ait bir vakıf eseri olan Pertevniyal Valide Sultan Camisi'nin yeniden ibadete açılması dolayısıyla düzenlenen tören sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Arınç, basın mensuplarının, gazetecilerin herhangi bir şekilde gözaltına alınmaları, tahkikata uğramaları, haklarında dava açılması ve hatta mahkumiyet kararı verilmesinin kendilerini de üzeceğini belirtti.
Bunu basın kuruluşlarıyla ilgili bir bakan olarak söylemediğini ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yıllardan beri siyaset yapan ve basının önemine inanan, Anayasa'da yer aldığı şekliyle basın özgürlüğünü savunan bir insan olarak söylüyorum. Özellikle son yıllarda bazı suçlamalar nedeniyle basın mensubu gazeteciler suçlanmakta, iş yerleri, evleri aranmakta ve haklarında soruşturma yapılmaktadır. Şüphesiz her meslek mensubu, gazeteci de olsa, avukat da olsa, doktor da olsa, siyasetçi de olsa, suç işleme hakkına sahip değildir. Adi suçlarla, siyasi suçlarla ilgili iddialar yapılabilir. Bununla ilgili bir soruşturma süreci başlar. Yeterli belgeler ve deliller bulunursa, haklarında dava açılır. Dava sonucu ya mahkumiyetle ya beraatla sonuçlanır.''
Bunları, yargı sürecinde olağan karşılamak gerektiğini vurgulayan Arınç, arama kararını verenin de gözaltına alma kararını verenin de tutuklayanın da iddianameyi hazırlayanın da hakim sınıfından insanlar olduğunu belirtti.
Yargının bağımsız olduğunu kaydeden Arınç, yürütmenin bu konuda herhangi bir talimatının, etkisinin bulunmadığını dile getirdi.
Kolluk kuvvetlerinin sadece yargı makamlarının talimatlarını yerine getirdiğini söyleyen Arınç, ''dün ve önceki gün meydana gelen olaylarla ilgili üzüntülerimi ve endişelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Basın mensupları suçlanıyorlar, gözaltına alınıyorlar. Bu elbette hoş bir manzara değil'' dedi.
Arınç'ın konuşmasında öne çıkan bazı ifadeler şöyle:
"Gazeteciler, yazdıklarından, çizdiklerinden, haberlerinden dolayı suçlanmamalılar, haklarında dava açılmamalı, mahkum olmamalılar.
Ama basın kartı sahibi olup da gazetecilik yaptığını bildiğimiz insanlar, eğer TCK'da suç sayılan fiillerden birini işlemişlerse o takdirde hiçbirimizin zırhı yoktur.
Seçim kararı alınmış olmasına rağmen, meclisin açık bulunduğu bu süreç içerisinde tck'nın 4 maddesinde iyileştirme yapan bir tasarıyı meclise sevk etmek üzereyiz.
İnanıyorum ki bu yasa değişikliği yapıldıktan sonra, gazeteci arkadaşlarımız, sadece gazetecilikten dolayı kolaylıkla suçlanmayacak ve yazdıklarından dolayı ceza almayacaklar.
Ama adi suçlar, siyasi suçlar, terör bağlantılı suçlar her zaman soruşturulmalı. Haklarındaki delillere göre de karar verilmelidir."

ATALAY: YARGI AÇIKLASIN
İçişleri Bakanı Atalay, ''Ergenekon'' operasyonu kapsamında önceki günkü gözaltıların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:
''Ben önceki gün değerlendirdim, dün Başbakanımız da ifade etti. Olup bitenleri biz şu anda yorumlama durumunda değiliz. Yargının bir kararı var ve İstanbul Savcılığının kararını Emniyet görevlilerimiz yerine getiriyor. Yani bu konuda eğer yapılacak açıklama, bilgilendirme varsa bu yargıya düşer. Yani şu anda bizim bu konuda ileri yorumlar yapmamız uygun değildir. Niçin bunlar oluyor, sebebi ne, bu gözaltıların gerekçesi ne, bunları da biz kendimiz de şu anda bilmiyoruz. Zaten bizim bilebileceğimiz bir süreç içinde de yürümüyor. Onlara bir bakmak lazım. Gerek basın özgürlüğü ile ilgisi ne kadardır? Diğer örgüt ilişkileri vesaire... Yani yargı bunu açıklayacak. Bunların gerekçeleri açıklanacak ondan sonra biz de öğrenmiş olacağız.''

            
TUTUKLANAN GAZETECİLERİN EŞLERİNE ZİYARET
Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) temsilcileri ve bir grup gazeteci, Ergenekon davası nedeniyle tutuklanan gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın eşlerini ziyaret etti.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, Genel Saymanı Gülseren Güver, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Cemal Sonsay, Basın Enstitüsü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Şahin ve bir grup gazeteci, ilk olarak Nedim Şener'in eşi Necibe Şener'e Bakırköy'deki evinde ziyarette bulundu.
Ziyaret sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan TGC Genel Sekreteri Güneş, Nedim Şener'in eşinin sağlık durumunun iyi olduğunu fakat iyi bir haber duymak istediklerini belirttiğini söyledi.
Aynı grup, daha sonra, Ahmet Şık'ın Taksim Gümüşsuyu'ndaki evinde eşi Yonca Şık'ı ziyaret etti.
Bu ziyaretin sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Güneş, tutuklu gazeteci meslektaşlarına destek vermek için birarada olduklarını belirterek, Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun ve TGC, TGS, Haber-Sen, Basın Konseyi gibi örgütlerin temsilcileri olarak görev paylaşımı yaptıklarını belirtti.

OKTAY HUDUTİ
Basın Konseyi Genel Sekreteri Oktay Huduti de özellikle siyasilerce, eylemlerin gazetecilik faaliyetinden değil, terör örgütüyle bağlantılı faaliyetlerden gerçekleştirildiğinin ve nedenlerin şu an açıklanamayacağının belirtildiğini söyledi.
Huduti, ''Savcılığın da bu yönde açıklaması vardı. Ancak, biz bunları tatmin edici bulmuyoruz. Habercilik faaliyetinin suç olduğunu yazan hiçbir yasamız yok.'' diye konuştu.
TGS Yönetim Kurulu Üyesi Alper Turgut da arkadaşları için gereken desteği göstereceklerini belirterek, ''Gazetecilere Özgürlük Platformu olarak salı günü toplanacağız. 'Bundan sonra durmak yok' diyoruz. Çünkü hız kesersek bu devam edecek, belli oldu, durmayacaklar. Ancak biz de haberlerimizle, yazarak durmayacağız. Aynı zamanda sokaklarda olacağız. Sonuna kadar mücadele diyoruz'' şeklinde konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.