banner832
Öne Çıkanlar Milletvekili tokat attı PKK CHP AK Parti AKP

'CEMAAT EBUZER YETİŞTİRİR ANKEBUT KARUN'

İhsan Eliaçık hoca, Yaşayan Kur'an perspektifinde cemaat ve Ankebut arasındaki farkı açıkladı.

'CEMAAT EBUZER YETİŞTİRİR ANKEBUT KARUN'
Ankebut'un 'Karadul' adında dişi örümcek anlamına geldiğini ve Kuran'da münafık sözcüğünün ilk geçtiği sure olduğunu belirten Eliaçık hoca, şunları söyledi: " Şurası bir gerçek ki insanlar genellikle kendi elleriyle yonttuklarına taparlar. Bu durumda örümcek yuvaları (ankebut) da kendi ellerimizle kurduğumuz kimi yapılar, gruplar, hizipler, dernekler, vakıflar, örgütler, partiler, teşkilatlar olur.
Bunlar zamanla açık cemaatten/geniş halktan ayrılarak birer çıkar şebekesi veya menfaat grubu haline gelince ankebuta (örümcek yuvası) dönüşmüş olurlar.
Bunların her biri bir yalan ve kurgu ile önce açık cemaat/geniş halktan ayrılır, kendine özel çıkarlar oluşturur ve bütün varlığını bu özel çıkara adar hale gelirler.
Nasıl örümcek (karadul)  açgözlülüğünden kendi erkeğini yerse bunlar da adam öğütme ve yeme mekanizmasına dönüşür.  Kendi çıkarına, varlığına, grubuna, ideolojisine karşı tehdit olarak gördüğünü çiğ çiğ yemek ve yok etmek ister.
Örümcek (karadul) nasıl kuytularda yaşar, pusu kurar, ısırmak ve sokmak dışında bir kavga tarzı bilmezse, bunlar da zamanla örümcek yuvasına dönüşerek kuytularda gizlenir, pusuya yatar, ısırır ve sokarlar.
Örümcek (karadul) nasıl kenardan izler, takip eder, ileri noktalara ağını atarsa bunlar da izler, takip eder, dinler, fişler, ileri noktalara ağını atarak plan kurar, dolap çevirirler.
Cemaatteki saflık ve amatörlük, ankebutun (örümcek ağının) fırdöndülüğüne ve profesyonelliğine evrilmiştir.
Bu nedenle cemaat ile ankebutun arasını özenle ayırmak lazımdır.
Şimdi Ankebut suresi ışığında sahici/gerçek cemaat ile sahte/üfürük ankebut arasındaki farkların ne olduğuna geçebiliriz.
*Cemaat, saf bir yürek temizliği ile bir araya gelen insanlardan oluşur. Ankebut da ise bu özel bir maksada, kirli ve gizli bir çıkar ilişkisine dönüşür.
*Cemaat te aslolan doğruluk (sıdk), yalansızlık ve herkesle paylaşımdır. Ankebut da ise bu gizli planlar kurma ve gurup menfaatine dönüşür.
*Cemaat, bir açıklık (aleniyet) ortamıdır, ankebut da ise bu gizli saklı iş çevirmeye (necva) dönüşür.
*Cemaatte kapılar kapanmaz, herkese açıktır, ankebut da ise artık kapılar kapanır, ‘gizli’, ‘özel’ toplantılar yapılır.
*Cemaat, comün (com/cem/cum’a/cem’a) ortamıdır. Yar yanağından gayrı her şey ortaktır. Bunun için zengin-yoksul uçurumu giderek azalır ve hatta biter. Ankebut da ise zengin yoksul uçurumu giderek büyür. Çünkü o menfaat ortamıdır.
*Cemaat, paylaşım ortamıdır. Biri yerken diğeri bakmaz, bir açken diğeri tok yatmaz. Ankebut da ise biri yerken diğeri bakar, biri tok yatarken diğeri aç sabahlar.
*Cemaat, bir eşitlik ortamıdır. Ebedi makamlar ve rütbeler yoktur. Makamlar ve rütbeler iş bitinceye kadardır. Ankebut da ise ebedi makamlar ve rütbeler üretilir. İş olmasa bile o makamlarda oturulur, o rütbeler ebediyen taşınır. Herkes birbirine “Başkanım, Paşam” vs. diye seslenir. Bir kez o görevi yapan hep onunla anılır.
*Cemaatte, gelen birisi topluluğa “Hanginiz Muhammed?” diye sormak zorunda kalır.  Eğer artık sorulmuyorsa bilin ki orada  “ankebutlaşma” vardır.
*Cemaat de kişi topluluğa hizmet eder. Ankebut da ise, topluluk kişiye hizmet eder.
*Cemaatte hiyerarşi yoktur, insanlar yan yanadır. Ankebut da ise hiyerarşi vardır, insanlar alt-üst şeklindedir.
*Cemaatte avlu vardır, ankebut da ise balkon.
*Cemaatte saf vardır, ankebut da ise kast.
*Cemaat de gizli/saklı işler çevirme (necva), yalan (kizb) ve biriktirme (kenz) büyük suç sayılır. Ankebut da ise açıklık ifşa, yalansızlık rakibe malzeme verme, infak/verme/dağıtma güçsüz kalma sayılır ve suç haline gelir.
*Cemaatte imtiyazlar (ayrıcalıklar) yoktur, herkes insanlık bakımından bir ve eşit görülür. Ankebut de ise ayrıcalıklar vardır; makam, servet, şöhret ve iktidar sahipleri ayrıcalıklı muamele (VIP) görülür.
*Cemaatte kadın-erkek eşittir. Ankebut da ise erkekler kadınlardan sırf cinsiyetleri sebebiyle üstün görülür.
*Cemaatte üstünlük ancak insanlara, doğaya ve çevreye zarar vermekten sakınma (takva) iledir. Ankebutta ise üstünlük makam, servet, şöhret ve iktidar sahibi olmakla ilgilidir.
*Cemaat öksüzler, yoksullar, ezilenler ve muhtaçlarla ilgilenir. Ankebutta ise örümcek evine adam kazandırmakla uğraşılır, şahsi çıkar, mevki makam ve ihale peşinde koşulur.
*Cemaat halkın yaşadığı yerde ve halk gibi yaşar, zaten cemaat aslında halk demektir. Ankebutlaşanlar ise kaşânelere taşınır, korunaklı  yerlerde yaşarlar.
*Cemaat de adalet, eşitlik ve özgürlük çoşkusu vardır, ankebutta ise bu rant çoşkusu ve hizip taassubuna dönüşür.
*Cemaatte kusur ve ayıpların üzerini örtme esastır. Ankebutlar ise ayıp araştırma, dinleme ve fişlemede mahirdir.
*Cemaat, zayıfın yanında durur, ankebut güçlünün.
*Cemaatin gözü altta, ankebutun üsttedir.
*Cemaat, meydanı sever ankebut ara sokaklarda dolanır.
*Cemaatin kavga tarzı mubâreze (düello), ankebutun pusudur.
*Cemaat Ebuzer yetiştirir, ankebut Karun.
* Cemaat Musa çıkartır, ankebut Firavun.  
İyi de böyle bir cemaat var mı diyeceksiniz.
Hayır. yok!
Kanımca o, sevginin, merhametin, adaletin, eşitliğin, açıklığın, yalansızlığın ve paylaşımın olduğu yerden her dem yeniden doğacaktır.
Ya da, çoktan ankebutlaşmış olanlar, sevgiye, merhamete, adalete, eşitliğe, açıklığa, yalansızlığa ve paylaşıma “gerçekten” döndüklerinde, cemaate/halka/Allah’a dönmüş olacaklar…
Ve Ankebut (örümcek) suresi şöyle biter:
“Uğrumuzda canla başla cihat edenlere yollarımızı gösteririz.  Allah güzel ahlak sahipleri ile beraberdir” (Ankebut: 29/69).

yuzdeyuzhaber

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tamer Talayman 2 yıl önce

Hayretin artsın